ÖZET: Şirketin Hukuk Birimi, iki avukatla birlikte toplam dört avukat istihdam etmesine rağmen, hukuki danışmanlık hizmeti almakta ve bu hizmeti doğrudan sözleşme ile yürütmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri, belediye şirketlerinin ticari faaliyetlerinde dikkatli ve özenli davranma yükümlülüğünü vurgulamaktadır. Şirketin, hukuki danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyup duymadığı ve bu hizmetin gerekliliği sorgulanmaktadır. Özellikle, şirketin faaliyet alanının personel temini olduğu ve karşılaştığı davaların çoğunluğunun iş davaları olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu hizmetin alınma gerekçesi net bir şekilde anlaşılamamaktadır.

Şirketin avukatlık hizmetleri için yıllık maliyeti 3.719.968,06 TL’ye ulaşmakta ve bu durum, şirket kaynaklarının verimli kullanılmadığını göstermektedir. Ayrıca, Koordinasyon Kurulu’na aylık 530.387,40 TL ödenmesi, basiretli bir iş adamı gibi hareket edilmediğini ortaya koymaktadır. Kamu İhale Kanunu çerçevesinde, şirketin hizmet alımlarını ihale usulleriyle gerçekleştirmesi gerektiği açıktır. Şirketin başka bir belediye şirketinden doğrudan hizmet alımı yapması, bu kanuna aykırıdır.

Danışmanlık hizmetinin gerekçeleri açıklanmış olsa da, sözleşmenin 01.04.2025 tarihinde sona ereceği belirtilmiştir. Gelecek dönemlerde mevcut uygulamanın devam edip etmediği kontrol edilmeli ve ihtiyaç duyulması halinde, somut bir analiz yapılarak kamu ihale mevzuatına uygun bir şekilde hizmet temin edilmelidir.

BULGU: Şirketin Hukuk Biriminde Görevli Yeterli Sayıda Avukatı Bulunmasına Rağmen Hukuki Danışmanlık Hizmeti Alınması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirketin avukatlık/hukuki danışmanlık hizmetini iş akdi kapsamında istihdam ettiği iki avukatının yanı sıra iki adet te üçüncü kişilerden hizmet satın alma yöntemiyle istihdam edilen toplam dört adet avukatının olmasına rağmen hukuki danışmanlık hizmeti aldığı ve bu hizmet alımının ilgililerle doğrudan sözleşme imzalanarak yürütüldüğü görülmüştür.

6102 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde; ticari şekilde işletilmek üzere belediye tarafından kurulan kuruluşların tacir sayılacağı, 18’inci maddesinde; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği hükümlerine yer verilmiştir. Aynı Kanun’un “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369’uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” hükmü yer almaktadır. Basiretli iş adamı gibi davranmayı tacirin ticaretine ilişkin faaliyetlerinde herhangi bir kişiye kıyasla daha dikkatli, tedbirli, öngörülü ve yaptığı işin inceliklerine hâkim biçimde hareket etmesi olarak tanımlamak mümkündür. Şirkete ait bir faaliyette bulunulurken bunun şirketin menfaatine olması ile şirketin faaliyetiyle ilgisinin olmasına özen gösterilmesi gerekir.

6102 sayılı Kanun’un 374’üncü maddesinin birinci fıkrasında, Yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetimin kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkili olduğu, “Devredilemez görev ve yetkiler” başlıklı 375’inci maddesinde, Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesinin ve yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetiminin yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında bulunduğu belirtilmiştir.

Şirketin iş akdi ile istihdam ettiği iki adet, üçüncü kişilerden hizmet satın alma yöntemiyle istihdam edilen iki adet olmak üzere dört adet Avukatının bulunmasına rağmen Büyükşehir Belediyesinin bir diğer şirketi olan İZTARIM AŞ bünyesinde kurulan Koordinasyon Kurulundan mali, hukuki ve insan kaynakları koordinasyon hizmeti aldığı ve aylık hakediş şeklinde ödeme yaptığı, hukuki koordinasyon hizmeti kapsamında genel itibariyle; şirketler arasında hukuki konularda eşgüdüm sağlanması ve Şirket bünyesindeki avukatlar tarafından net bir görüşe varılamayan hukuki konularda görüş istendiği, şirketin faaliyet gösterdiği en temel alanın personel temini olduğu ve karşılaştığı davaların büyük çoğunluğunun iş davaları olduğu, ayrıca uzmanlık gerektiren davalarla karşılaşmadığı dikkate alındığında söz konusu danışmanlık hizmetinde yer alan hukuki danışmanlık hizmetini hangi gerekçeyle aldığı anlaşılamamıştır.

Şirkettin iş akdiyle çalışan iki avukatın yıllık maliyetinin 2.747.710,46 TL, tespit edilemeyen vekalet ücretleri ve sözleşme ücreti maliyeti olan 972.257,60 TL olan iki avukat ile birlikte şirketin en az yıllık 3.719.968,06 TL Avukatlık hizmet maliyetinin olmasına ve davaların büyük çoğunluğunun İş Mahkemeleri davaları olduğu ve bunlarında çoğunluğunun şirket aleyhine sonuçlandığı dikkate alındığında aylık hakediş olarak Koordinasyon Kuruluna ödenen toplam 530.387,40 TL’nin şirket kaynaklarından karşılanması basiretli bir iş adamı davranılmadığı gibi şirket yönetiminde özen yükümlüğünün yerine getirilmediğini de göstermektedir. Bu bağlamda ihtiyaçtan ziyade farklı gerekçeyle hizmet alımı yapılmasının şirket kaynaklarının verimli kullanılmamasına neden olmaktadır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde, bu Kanunun amacının, kamu hukukuna tâbi olan veya kamunun denetimi altında bulunan veyahut kamu kaynağı kullanan kamu kurum ve kuruluşlarının yapacakları ihalelerde uygulanacak esas ve usulleri belirlemek olduğu belirtilmiştir. “Kapsam” başlıklı 2’inci maddesinde, belediyelerin doğrudan veya dolaylı olarak birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları her çeşit şirketlerin bu Kanun’a tabi olduğu, “Temel İlkeler” başlıklı 5’inci maddesinde ise idarelerin bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumlu olduğu ifadelerine yer verilmiştir. Kanun’un 3’üncü maddesinde kanundan istisna olan durumlar, 19’uncu maddesinde ihale usulleri ve 22’inci maddesinde doğrudan temin kapsamında yapılacak alımlar sayılmıştır. Şirketin 4734 sayılı Kanun’a tabi olduğu, istisna kapsamında olmayan alımlarını ihale usulleriyle veya şartları taşıyorsa doğrudan teminle yapması gerektiği açıktır. Şirketin Belediye şirketi olan diğer bir şirketten direkt olarak hizmet veya mal alımı yapması 4734 sayılı Kanun’a göre mümkün değildir.

Şirket cevabında danışmanlık hizmetinin gerekçeleri açıklanmış ve sözleşmenin 01.04.2025 tarihi itibariyle sonlandırıldığı belirtilmiştir. Takip eden dönemlerde mevcut uygulamanın devam edip etmediğinin kontrolü sağlanmalıdır.

Hizmet alımına ihtiyaç duyulması durumunda somut olarak belirleme yapıldıktan sonra 4734 sayılı Kanun’da belirlenen ihale usulleri veya doğrudan temin suretiyle hizmetin temin edilmesi gerekmektedir.