ÖZET: Şirketin mali tablolarında yer almayan bir banka hesabından, belgeler olmaksızın çeşitli ödemelerin yapıldığı ve bu ödemelerin muhasebe kayıtlarına alınmadığı tespit edilmiştir. 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu’na göre, 1.003.000,00 TL tutarında para çekilmiş ve başka bir şirkette çalışan kişilere toplamda 197.000,00 TL ödenmiştir. Ancak bu işlemlere dair fatura veya herhangi bir tevsik edici belge mevcut değildir. Ayrıca, yapılan ödemelerin şirketin faaliyet alanı dışındaki konularla ilişkilendirilmeden ve yetkili organlarca karar alınmadan gerçekleştirilmesi, muhasebe ilkelerine ve mevzuata aykırıdır.

Denetim sırasında, 2024 yerel seçimleri sonrası şirket yönetiminin el değiştirmesiyle birlikte devir işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılamadığı, önceki yönetime ait devir dosyası ve hesap özetinin sunulamadığı ortaya çıkmıştır. Bu durum, şirketin iş ve işlemlerinin kayıt dışı bir hesap üzerinden yürütülmesi ve gerekli belgelerin düzenlenmemesi nedeniyle mali ve hukuki düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir. Kamu idaresi, bu bulgulara ilişkin olarak İç Denetim Birimi tarafından rapor hazırlandığını ve gerekli incelemelerin yapılacağını bildirmiştir. Ayrıca, mevzuata aykırı bir durum tespit edilmesi halinde Türk Ceza Kanunu çerçevesinde gerekli başvuruların yapılacağı ifade edilmiştir.

BULGU: Şirketin Mali Tablosunda Yer Almayan Banka Hesabından Tevsik Edici Belgeye Dayalı Olmadan Çeşitli Ödemeler Yapılması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirketin mali tablolarında yer almayan bir banka hesabından fatura dahil hiçbir belge olmadan ödemeler yapıldığı ve bu ödemelerin muhasebe kayıtlarına alınmadığı tespit edilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Faturanın tarifi” başlıklı 229’uncu maddesinde fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır.

Aynı Kanun’un “Fatura kullanma mecburiyeti” başlıklı 232’nci maddesinde de birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin; birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere, vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları hükme bağlanmıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Tacir olmanın hükümleri” başlıklı 18’inci maddesinde, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir.

Aynı Kanun’un “Defter tutma yükümlülüğü” başlıklı 64’üncü maddesinin birinci fıkrasında her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, defterlerin, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulması gerektiği hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanun’un “Belgelerin saklanması, saklama süresi” başlıklı 82’nci maddesinde ise, her tacirin Kanun’un 64’üncü maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Aynı Kanun’un “Devredilemez ve vazgeçilemez görevler” başlıklı 625’inci maddesinde de Müdürlerin, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili oldukları, verilen kararların karar defterine işlenmesi ve uygulanmasına yönelik işlemlere ait bilgi ve evrakların hesap verme sorumluluğu çerçevesinde belli bir düzen içinde tutulması ve saklanması gerektiği belirtilmiştir.

Anılan Kanun’un “Suçlar ve cezalar” başlıklı 562’nci maddesinde, bu Kanun’un 64’üncü maddesinin birinci fıkrasındaki defter tutma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler için iki yüz günden az olmamak üzere adli para cezası verileceği belirtilmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49’uncu maddesinde, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 6’ncı maddesinde, kamu görevlisi deyiminden, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişinin anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

5237 sayılı Kanun’un “Zimmet” başlıklı 247’nci maddesinde, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisinin, beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde ise, verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmiştir.

Yapılan incelemede, Şirket adına 2024 yılı içerisinde bir bankadan hesap açıldığı, ancak banka hesabının şirketin mali tablolarında yer almadığı tespit edilmiştir. İlgili kayıt dışı banka hesabından hiçbir açıklaması olmayan toplamda 1.003.000,00 TL para çekildiği, ayrıca açıklamasında başka bir şirketin çalışanı olduğu belirtilen kişilere toplamda 197.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı görülmüştür. Yapılan ödemelere ilişkin fatura veya herhangi bir tevsik edici belgenin bulunmadığı ve bu ödemelerin muhasebe kayıtlarına eksik alındığı ya da hiç alınmadığı görülmüştür.

Şirketin faaliyet alanı dışındaki konulara ilişkin yetkili organlarca karar alınmadan, yapılan işlemlerin muhasebe hesaplarıyla ilişkilendirilmesi yapılmadan ve kayıt dışı hesap kullanılarak şirket ve belediye arasında para aktarımları yapılması mevzuata ve muhasebe ilkelerine aykırılık taşımaktadır. Bu durum denetimi ve bilgi almak isteyenlerin bilgi almasını zorlaştırmaktadır. Diğer taraftan 2024 yılında yapılan mahalli idareler seçimleri sonrasında şirket yönetimi el değiştirdiğinde usulüne uygun olarak devir işlemleri gerçekleştirilememiştir. Şirket tarafından önceki yönetime ait bir devir dosyası ve hesap özeti sunulamamıştır.

Açıklanan nedenlerle, şirketin iş ve işlemleri ile ilişkilendirilmeden; karar defterine işlenmeden, harcamalara ilişkin kanıtlayıcı belgeler düzenlenmeden ve muhasebe dışında tutulan bir hesap kanalı ile bu işlemleri gerçekleştirmek mevcut mali ve hukuki düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Kamu idaresi cevabında, bulguya ilişkin olarak İç Denetim Birimi tarafından rapor hazırlandığı, ilgililerden savunma alındıktan sonra denetimin tüm Belediye Şirketleri genelinde genişletildiği, yapılan incelemeler neticesinde mevzuata aykırı bir durumun tespit edilmesi halinde Türk Ceza Kanunu kapsamında gerekli başvuruların ilgili mercilere yapılacağı ifade edilmiştir.

Yapılan ödemelere ilişkin harcama evrakları ile tüm belgelerin tedarik edilerek dosyalarına konulması, muhasebe kayıtlarının düzeltilmesi, aksi halde ilgililerden ödenen paraların tahsili yoluna gidilmesi, bu durumda ayrıca TCK’nın ilgili hükümlerine göre işlem tesis ettirilmesi için gerekli süreçlerin işletilmesi gerekmektedir.