ÖZET: Şirketin vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borçlarını vadesinde ödememesi, ek mali yükümlülüklere yol açmaktadır. 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu’na göre, şirketin bu borçları 7440 sayılı Kanun çerçevesinde yapılandırması sonucunda vade farkı ödemeleri gerçekleştirilmiştir. Bu durum, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince, ödenen vade farklarının indirim konusu olamayarak kurum kazancına eklenmesine neden olmaktadır. Sonuç olarak, bu giderler şirketin vergi yükünü artırmakta ve dolaylı olarak öz sermayesinde azalmaya yol açmaktadır.

Yapılan incelemelerde, 2024 yılı içerisinde şirketin vergi borcu nedeniyle 6.436.277,30 TL anapara ve 2.317.059,92 TL vade farkı ödendiği tespit edilmiştir. Ayrıca, geçmiş yıllardan gelen ödenmemiş borçlar nedeniyle 50.457.405,43 TL anapara ve 12.162.262,98 TL faiz, İller Bankası tarafından kesilerek ilgili vergi dairesine aktarılmıştır. Bu ödemeler, kanunen kabul edilmeyen giderler arasında yer almakta ve şirketin mali durumunu olumsuz etkilemektedir.

SGK’ya olan borçlar açısından da benzer bir durum söz konusudur. 2024 yılı içinde SGK’ya ödenmeyen borçlar nedeniyle 23.354.919,00 TL anapara ve 8.412.493,50 TL vade farkı ödemesi yapılmıştır. Bu ödemeler de şirketin vergi yükünü artırmakta ve ek mali külfet oluşturmaktadır. Şirketin, hem vergi hem de SGK borçlarının zamanında ödenmesi için etkin bir nakit planlaması yapması ve kanunen kabul edilmeyen giderlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.

BULGU: Şirketin Vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu Borçlarının Vadesinde Ödenmemesi Nedeniyle Ek Mali Külfete Katlanılması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirketin, vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borçlarını vadesinde ödemediği ve bu borçları 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde yapılandırma yoluna gittiği, bu nedenle asıl borca ek olarak vade farkı ödediği ve ek mali külfete katlandığı görülmüştür.

A) Vergi Borcunun Vadesinde Ödenmemesi Nedeniyle Ek Mali Külfete Katlanılması

Şirketin, vergi borcununun vadesinde ödenmediği ve bu borçların 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmasından dolayı vade farkı ödemesinde bulunulduğu görülmüştür.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, kurum kazancının tespitinde bu Kanun’a göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizlerinin indirim konusu yapılamayacağı ifade edilmiştir.

Bu şekilde ödenen vade farkı tutarları, Şirket hasılatından indirimi kabul görmeyen giderler olması nedeniyle kurum kazancına ilave edilerek vergi matrahına eklenmektedir. Dolayısıyla yapılan bir gider sonucunda bu tutarın kurum kazancından indirimi kabul edilmemesi ve kurum kazancına ilave edilmesi Şirketin vergi yükünü arttırmaktadır. Bu sebeple kanunen kabul edilmeyen giderler, Şirketin gelirlerinin azalmasına sebep olduğu gibi vergi matrahını da arttırmaktadır. Bu giderler dolaylı olarak Şirketin öz sermayesinde de azalışa neden olmaktadır.

Yapılan incelemede, Şirket tarafından 2024 yılı içerisinde vergi borcunun vadesinde ödenmemesi nedeniyle 6.436.277,30 TL anaparanın yanı sıra 2.317.059,92 TL tutarında vade farkı ödemesi yapıldığı tespit edilmiştir. Bunun yanında şirketin önceki yıllardan gelen ve ödenmeyen toplam 50.457.405,43 TL anapara ve 12.162.262,98 TL tutarındaki faizin, Belediyenin Genel Bütçe vergi gelirleri payından İller Bankası tarafından kaynakta kesilerek ilgili vergi dairesine aktarıldığı görülmüştür. Yapılan bu ödemeler, kanunen kabul edilmeyen bir gider olduğundan Şirketin vergi yükünü arttırmakta ve ek bir mali külfet oluşturmaktadır.

Söz konusu husus 2023 yılı Sayıştay Denetim Raporunda da bulgu konusu yapılmış ancak Şirket tarafından gereği yapılmamamıştır.

Sonuç olarak, Şirket tarafından vergilerin ödenmesinde temerrüde düşülmeyecek şekilde nakit planlamasının yapılması ve gecikme zammı, faizi veya vade farkı şeklinde kanunen kabul edilmeyen gider tutarlarının ortadan kaldırılması gerekmektedir.

B) Sosyal Güvenlik Kurumuna Olan Borçların Vadesinde Ödenmemesi Nedeniyle Ek Mali Külfete Katlanılması

Şirketin, SGK’ya olan borçlarının vadesinde ödenmediği ve bu borçların 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmasından dolayı vade farkı ödendiği görülmüştür.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, kurum kazancının tespitinde bu Kanun’a göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizlerinin indirim konusu yapılamayacağı ifade edilmiştir.

Şirket tarafından bu şekilde ödenen vade farkı tutarları, Şirket hasılatından indirimi kabul görmeyen giderler olması nedeniyle kurum kazancına ilave edilerek vergi matrahına eklenmektedir. Dolayısıyla yapılan bir gider sonucunda bu tutarın kurum kazancından indirimi kabul edilmemesi ve kurum kazancına ilave edilmesi Şirketin vergi yükünü arttırmaktadır. Bu sebeple kanunen kabul edilmeyen giderler, Şirketin gelirlerinin azalmasına sebep olduğu gibi vergi matrahını da arttırmaktadır. Bu giderler dolaylı olarak Şirketin öz sermayesinde de azalışa neden olmaktadır.

Yapılan incelemede, Şirket tarafından 2024 yılı içerisinde SGK’ya olan borçların vadesinde ödenmemesi nedeniyle 23.354.919,00 TL anaparanın yanı sıra 8.412.493,50 TL tutarında vade farkı ödemesi yapıldığı tespit edilmiştir. Yapılan bu ödeme kanunen kabul edilmeyen bir gider olduğundan Şirketin vergi yükünü arttırmakta ve ek bir mali külfet oluşturmaktadır.

Söz konusu husus 2023 yılı Sayıştay Denetim Raporunda da bulgu konusu yapılmış ancak Şirket tarafından gereği yapılmamıştır.

Sonuç olarak, Şirket tarafından SGK’ya olan borçların ödenmesinde temerrüde düşülmeyecek şekilde nakit planlamasının yapılması ve gecikme zammı, faizi veya vade farkı şeklinde kanunen kabul edilmeyen gider tutarlarının ortadan kaldırılması gerekmektedir.