ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, sosyal yardım ödemelerinde koordinasyon eksikliği ve yetersiz fiziki incelemelerin oluşturduğu riskleri ortaya koymaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’na dayanarak, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından 200 binin üzerinde haneye 4 milyar TL’den fazla sosyal yardım yapılmıştır. Ancak, ilçe belediyeleri ile yeterli işbirliği sağlanmadığı ve hane ziyaretlerinin azlığı nedeniyle çeşitli riskler tespit edilmiştir. ABB’nin sosyal yardım veri tabanları üzerinde yapılan incelemelerde, ilçe belediyeleriyle resmi bir koordinasyonun bulunmadığı ve bu durumun yardımların etkinliğini azalttığı görülmüştür.

Yardım alan kişilerin durumu, yalnızca veri tabanları üzerinden değerlendirildiği için, kayıt dışı istihdam gibi sorunlar nedeniyle yanlış sonuçlar doğurabilmektedir. Örneğin, sistemde “0 TL” gelir beyan eden kişilerin sayısı oldukça yüksektir. Ayrıca, hane ziyaretlerinin azlığı, sosyal yardım kararlarının doğruluğunu tehlikeye atmakta ve yersiz ödemelere yol açmaktadır. 2024 yılında yapılan fiziki denetimlerin büyük çoğunluğu, yalnızca kömür yardımı ile sınırlı kalmıştır.

Sonuç olarak, sosyal yardım sisteminin daha etkili bir şekilde çalışabilmesi için, veri tabanlarının yanı sıra düzenli fiziki incelemelerin yapılması ve hane ziyaretlerinin artırılması gerekmektedir. Bu sayede, yardıma muhtaç kişilerin durumu daha doğru bir şekilde değerlendirilecek ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması sağlanacaktır.

BULGU: Sosyal Yardım Ödemelerinde Koordinasyonun Olmaması, Fiziki ve Uzaktan İncelemenin Yetersizliğinin Oluşturduğu Riskler Bulunması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Belediyesi

Sosyal hizmet ve yardımlar; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14’üncü maddesinde belediyenin görev ve sorumlulukları arasında sayılmış, 5216 sayılı Kanun’un 18’inci maddesinde ise bu yardımlar için ayrılan ödeneği kullanmak yetkisi büyükşehir belediye başkanına verilmiştir. ABB tarafından yukarıda yer alan hükümlere dayanılarak 2024 yılında 200 binin üzerinde haneye toplam 4 milyar TL’nin üzerinde sosyal yardım yapılmıştır.

Yapılan incelemelerde, söz konusu yardımlarla ilgili ilçe belediyeleri ile koordinasyonun sağlanmadığı, hane ziyaretlerinin ise çok az olması ve veri tabanları üzerinden yapılan incelemenin sıklıkla tekrarlanmaması sebebiyle çeşitli risklerin oluştuğu tespit edilmiştir.

Bu hususlara ilişkili detaylı açıklamalara aşağıda yer alan alt başlıklarda değinilmiştir.

Belediyeler Arası Koordinasyonun Sağlanmaması

Kurumun sosyal yardım veri tabanları üzerinde yapılan incelemelerde, ABB ile ilçe belediyeleri arasında sosyal yardımlar konusunda bir birliktelik ve yardımlaşma olmadığı, hizmetin yerine getirilmesinde koordinasyonun sağlanmadığı, bu hususun da çeşitli risklere sebep olduğu görülmüştür.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Belediyeler arası hizmet ilişkileri ve koordinasyon” başlıklı 27’nci maddesinde, belediyeler arasında hizmetlerin yerine getirilmesi bakımından uyum ve koordinasyonun büyükşehir belediyesi tarafından sağlanacağı ifade edilmiştir.

Ankara ilinde dar gelirli kişiler ile pozitif ayrıma tabi tutulması gereken kişilere sosyal yardım yapan mahalli idareler: ABB, ABB’ye bağlı kuruluşlar ve ilçe belediyeleridir. Bağlı kuruluşlar Kurumla doğrudan irtibatlı olduklarından, yapılan ve yapılacak yardımlarda bilgi akışı rahatlıkla sağlanmaktadır. Ancak ilçe belediyeleri ile ABB arasında sosyal yardımlar ile ilgili resmi herhangi bir koordinasyon sağlanmamış, hizmetin birlikte ve uyum içerisinde daha verimli bir şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemler alınmamıştır.

Bu kapsamda; ABB sosyal yardım verileri ile 4 ayrı ilçe belediyesinin sosyal yardım sistemleri incelemeye tabi tutulmuştur. ABB’den yardım alan veya ABB tarafından başvurusu reddedilen ve kara listeye alınan kişiler ile ilçe belediyelerinden yardım alan veya başvurusu ilçe belediyeleri tarafından çeşitli sebeplerle reddedilen kişiler bu analizde karşılaştırılmıştır.

Yapılan analiz ve sonuçlara aşağıda kısaca değinilmiştir.

Birinci analizde hem ABB’den hem de ilçe belediyelerinin herhangi birisinden yardım alan kişiler karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada, ABB’den 2024 yılında 5.000 TL ve üzeri yardım alıp aynı zamanda ilçe belediyelerinin herhangi birisinden yardım alan toplam 16.817 kişinin olduğu görülmüştür.

İkinci analizde ilçe belediyeleri tarafından herhangi bir şekilde reddedilen kişilerin listesi ile ABB’den 2024 yılında 5.000 TL ve üzeri yardım alan kişiler karşılaştırılmıştır.

Bu çalışma sonucunda ilçe belediyeleri tarafından herhangi bir şekilde reddedilen toplam 6.841 kişinin ABB’den yardım aldığı anlaşılmıştır.

Üçüncü analizde ise ABB kayıtlarında “reddedilen” veya “Kara listede” olan kişiler ile ilçe belediyelerinin herhangi bir yardımından yararlanan kişiler karşılaştırılmıştır. Bu kapsamda toplamda 4.277 kişinin ABB kayıtlarında “Kara listede” veya “reddedilen” listesinde olmasına rağmen ilçe belediyelerinden çeşitli yardımlar aldığı tespit edilmiştir.

Hem Büyükşehir Belediyesi hem de ilçe belediyelerinin aynı anda, aynı bölgede yardım yapıyor olması, şartları sağlayan aynı kişilerin birçok yerden yardım alabilmesinin önünü açmaktadır. Yardıma muhtaç kişilerin birçok yerden yardım almasında yasal bir kısıtlama elbette ki yoktur. Ancak yardım yapan kurumların bu bilgiyi haiz olmadan “yardım kararı” vermesi sistemde zafiyet oluşturmakta, bazen aynı kişiler birçok yerden yardım alırken diğer bir kısım ihtiyaç sahiplerinin yardımlardan faydalanamamasına sebebiyet vermektedir.

Bununla birlikte, bir belediye tarafından incelenip kara listeye alınan veya yardım almasının önünde ciddi engeller bulunduğu tespit edilen kişilerin diğer belediyeler tarafından bilinmemesi, yardıma uygun olmayan kişilere yardım yapılmasına ve kamu kaynaklarında gereksiz azalmaya sebep olmaktadır.

5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde; “Kamu zararı”, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış, transfer niteliğindeki giderlerde fazla ve yersiz ödemede bulunulması hususunun da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden biri olduğu belirtilmiştir.

Bu nedenle; sosyal yardımların il dâhilinde tek sistem üzerinden birleştirilmesi veya kişilerden onam formu alınarak aynı veri üzerinden çalışılabilmesinin sağlanması hem yersiz ödemelerin önüne geçecek hem de aynı bölgede çalışan kurumların iş güçlerinin birleştirilmesi ile daha nitelikli incelemelerin yapılabilmesine olanak sağlayacaktır.

Fiili Denetim ve İnceleme Eksikliğinin Oluşturduğu Riskler

Kurum sosyal yardım veri tabanı üzerinde yapılan incelemelerde; sosyal yardım yapılan kişilerin genel olarak bilgi işlem sistemleri ve veri kayıtları üzerinden değerlendirildiği, “hane ziyareti” olarak tanımlanan fiziki incelemelerin yok denecek kadar az olduğu, bu durumun ciddi riskli durumları beraberinde getirdiği ve yersiz ödeme ihtimalini arttırdığı görülmüştür.

ABB tarafından sosyal yardımlar genel olarak “Başkent kart” olarak tabir edilen ve bir elektronik para kuruluşu tarafından çıkarılan kartlara para yatırılması şeklinde yapılmakta ve bu kartlar hemen hemen tüm işyerlerinde geçerli olmaktadır. Yardımın doğrudan karta yapılması ve istenilen her yerde geçebilir nitelikte olması, insan onurunun korunmasına ve ihtiyaç sahibinin tam ihtiyacı olan yardımı almasına çok büyük katkı sağlamakta ancak yardım yapılan hane ile yardım yapan kurumun irtibatının nispeten zayıflamasına neden olmaktadır.

Bu sistemde bilgi işlem sistemleri ve veri kayıtları üzerinden elde edilen veriler mutlak doğru kabul edilmekte ve bu veriler üzerine değerlendirmeler yapılarak sosyal yardım kararları alınmaktadır. Ne var ki, ulaşılabilen verilerde olması muhtemel eksiklikler ve zamanla riskli durumların ortaya çıkması durumu sosyal yardım kararlarının doğru alınamamasına sebebiyet verebilmektedir.

Örneğin,

Türkiye’de kayıt dışı istihdam, yani çalışılmasına rağmen gelirin devlete beyan edilmemesi ciddi bir sorundur. Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İş Kurumu ve bakanlıklar söz konusu hususta çalışmalar yapsa da kayıt dışı istihdamın ülkemizde önemli bir oran tuttuğu bir gerçektir. Nitekim 2024 yılı itibarıyla TÜİK tarafından açıklanan raporlarda istihdamın yaklaşık %25’inin kayıt dışı olduğu öngörülmektedir. Özellikle tarım alanında bu oran %80’lere kadar çıkmaktadır.

Kayıt dışı istihdam kapsamında olan kişiler veri kaynakları üzerinde “0 TL” gelir sahibi olarak göründükleri için puanlama sisteminde bir anda yüksek puana sahip olmakta ve sosyal yardım almaya hak kazanmaktadırlar.

Bununla birlikte kayıtlı istihdamda yer alan bazı kişiler daha yüksek ücret elde etmesine rağmen primlerini asgari ücret yani prime esas alt kazanç üzerinden beyan etmektedirler. Bu kişilerin sistemde görülen gelirinin hane halkına bölünmesi durumunda da bu kişiler düşük gelir seviyesinde çıkmakta ve yardım alma şartlarını sağlayabilmektedirler.

Bu nedenle, sadece veri tabanları, veri setleri ve kayıtlı bilgiler üzerinden yapılacak bir değerlendirme ile gelirin tespit edilmesi sağlıklı sonuçlar vermeyecektir.

Sistem üzerinden yapılan incelemelerde; “ikamet ettiği ev kendinin” veya “birden fazla gayrimenkulü olan” veya “kirada evi olan” ve buna rağmen hanenin toplam gelir durumu “0” TL olan 18.836 kişinin sistemde yer aldığı görülmüştür. Taşınmazı olup tüm yıl boyunca gelir elde etmeksizin sadece sosyal yardımlarla hayatın idame edilebilmesi hayatın olağan akışında sıklıkla karşılaşılabilecek bir durum değildir. Bu nedenle söz konusu kişiler hakkında detaylı araştırma yapılması, oturulan muhitten toplanacak bilgi ve belgeler ile karar mekanizmalarının oluşturulmasının gerekliliği izahtan varestedir.

Bir başka risk grubu da yıl içerisinde oturduğu haneyi değiştiren kişilerin varlığıdır. Yapılan analizlerde bir yıl içinde 2 ve daha fazla ilçede yer alan (hane değiştiren) 5.764 kişiye, 3 ve daha fazla ilçede yer alan (hane değiştiren) 115 kişiye rastlanmıştır. Bu husus da kendi içinde bir risk barındırmaktadır.

Yapılan başka bir analizde Kurumun doğrudan veya dolaylı olduğu şirketlerde çalışıp sosyal yardım alan kişiler analiz edilmiş, bu kapsamda 1.962 kişinin ya bizzat kendi ya da hanesinde yaşayan başka bir kişinin sosyal yardım aldığı görülmüştür. Kurum tarafından 657 sayılı Kanun kapsamında memur statüsünde olanların sistemde direk olarak elendiği ve sosyal yardım için puanlamaya bile tabi tutulmadığı düşünüldüğünde ABB’nin kendi şirketlerinde çalışanlara yardım yapmasının nedenleri çok anlaşılamamıştır. Bu kişiler hakkında hane ziyaretleri de gerçekleştirilmemiş, yardıma ihtiyaç sahibi olma nedenleri detaylı bir şekilde ortaya konulmamıştır.

Sosyal yardım veri tabanlarında yapılacak çalışmalarla bu gibi analizlerin arttırılması mümkündür. Bu kapsamda risk analiz çalışmaları yapılarak riskli görülen durumların ikinci bir incelemeye ve fiziki araştırmaya tabi tutulması yardımların daha doğru ve yerinde yapılmasına olanak sağlayacaktır.

2024 yılında gerçekleştirilen fiziki denetimler üzerinde yapılan incelemelerde yıl içinde toplam 28.719 kez fiziki denetim gerçekleştirildiği görülmüştür. Ne var ki, bu hane ziyaretlerinin 26.428 tanesi kömür yardımı nedeniyle hanenin kömür kullanıp kullanmadığına ilişkin yapılan denetimlerden oluşmaktadır. Geri kalan kısmın 2.105 tanesi ise hanede doğalgaz olup olmadığı ile ilgili tespittir ki bu kısım da genelde yetkili doğalgaz şirketinden doğrudan alınan verilerin sisteme kaydedilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, ısınma şeklinin tespiti dışındaki amaçlarla hane ziyareti neredeyse yok denecek kadar azdır. 2024 yılında toplam 259.708 ayrı haneye yardım yapıldığı düşünüldüğünde hane ziyaretinin azlığı daha rahat anlaşılacaktır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, hane ziyaretlerine dayanmayan ve sadece veri kaynakları üzerinden bilgi edinmeye dayanan değerlendirme sistemleri verilecek kararlarda ciddi bir zafiyet oluşturmakta ve hatalı değerlendirme sonucunda yersiz ödemelere sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle sosyal yardım alan kişiler hakkında fiziki incelemeler ve hane ziyaretleri arttırılmalı, risk analizleri yapılarak belli durumda olanların tekrar incelenmesi sağlanmalıdır.

Bilgi İşlem Sistemleri Üzerinden Yapılan İncelemenin Sıklaştırılması Zorunluluğu

Sosyal yardım alan kişiler Kurum tarafından bazı dönemlerde bilgi işlem sistemleri ve veri tabanları üzerinden tekrar incelemeye tabi tutulmaktadır. İlk inceleme sonrasında yapılan kontrol incelemelerinde beyanı hatalı olanlar ile durumunda değişiklik olduğundan dolayı sosyal yardım alma kriterlerini sağlamayanlar tespit edilmekte, bu kişilerin inceleme tarihinden itibaren yardımları kesilmekte, ancak önceki döneme ilişkin herhangi bir iade/ceza işlemi yapılmamaktadır.

Sosyal yardım kararları haneye ait ortalama gelir esas alınarak verildiğinden; başvuru yapan bir kısım kişilerin (üzerine gelir, taşınmaz, araç vesaire olan eşler ve diğer kişiler) geçici süreli olarak başka konutlara adres kaydını aldırma riski bulunmaktadır. Bu şekilde hem ortalama hane geliri düşecek hem de bu kişilere ait araç ve taşınmaz gibi değerlerin hanede gözükmemesi sağlanacaktır.

Bununla birlikte, böyle bir işlem ve risk olmasa dahi hanede yaşayan kişilerin gelir durumu, tapu durumu ve araç durumu sıklıkla değişebilmekte, bu değişikliklere göre yeni puanlamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu hususa örnek olması açısından, sosyal yardım alan kişilerden; “evli olup başvuruya ilişkin hane bilgileri tablosunda eşi gözükmeyenler” ile “evli olmayıp 45 yaşından küçük olan” toplam 34.761 adres kaydı ve bu hanede yaşayan kişi sayısı Kurum veri tabanından çıkarılmış, bu veriler Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden alınan hane bilgileri tablosu ile karşılaştırılmıştır.

Yapılan analizlerde 34.581 haneden sadece 19.807’sinin hanede yaşayan kişi sayısının aynı kaldığı, 14.774 hanede ise kişi sayısının değiştiği görülmüştür. Bunlardan 8.233 tanesinde hanedeki kişi sayısı artmış, 6.541 tanesinde ise hanede yaşayan kişi sayısı azalmıştır. Hanedeki kişi sayısının azalması ortalama gelirin artmasına sebebiyet verebileceği gibi kişi sayısının artması da gelen kişinin gelir, taşınmaz vs. sahibi olması durumunda ortalama gelirin artmasına ve sosyal yardım puanının düşmesine sebebiyet verebilecektir.

Kurum tarafından 2024 yılında sosyal yardım yapılan kişilerden sisteme giriş tarihi 01.01.2021 ve sonrası olanların bilgi işlem üzerinden incelenme sayıları alınmış ve ortalama olarak kişilerin 321 günde bir bilişim sistemleri üzerinden incelemesinin gerçekleştirildiği görülmüştür. Ayrıca 2024 yılında yardım almasına rağmen birçok kişi 2024 yılında hiç incelemeye tabi tutulmamıştır. Başvuran kişilerin bir kısmına inceleme sonucunda ret kararı verildiği düşünülürse inceleme sıklığının önemi bir kez daha anlaşılacaktır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, veri üzerinden yapılan incelemeler sıklıkla tekrar ettirilmeli ve özellikle sonuca etki değeri yüksek olan hanedeki kişi sayısı, tapu bilgisi ve gelir durumu gibi hususlar kontrol edilmelidir. Aksi halde yardım hakkını kaybeden ve sistemden çıkarılması gereken kişiler uzun süreler boyunca yardım almaya devam edecek ve bu suretle kamu kaynağında yersiz azalışlara sebep olunacaktır.

Kamu idaresi tarafından verilen cevapta, e-belediye sistemine tüm belediyelerin dahil olmasının zorunlu olduğu, ABB tarafından sisteminin sosyal yardım modülünün kullanılmaya başlandığı, ancak diğer ilçe belediyeleri ile diğer yardım veren kuruluşların verilerine çok sağlıklı ulaşılamadığı, daha önceki yıllarda Ankara Valiliğine veri paylaşımı hakkında yazı yazıldığı ancak dönüş olmadığı, her ne kadar 5216 sayılı Kanun’da koordinasyonun Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanacağı belirtilse de İçişleri Bakanlığının sürece öncülük etmesi ile bahsi geçen sıkıntıların çözüleceğinin değerlendirildiği, hane ziyaretlerinin Ankara’nın büyüklüğü düşünüldüğünde çok kolay olmadığı, bu hane ziyaretlerinden de bazı sebeplerle net sonuç alınamayabileceği, ancak “0 TL” gelir sahibi olarak görünen özel ve istisnai durumlar için hane ziyaretleri sayısının arttırılacağı, adres değişikliklerinin deprem, okula kayıt yaptırmak veya seçim sebebiyle olabileceğini, ama bu hususun da tekrar değerlendirileceğini, belediye şirketlerinde çalışan kişilerle ilgili yapılan araştırmalarda e-devlet sisteminde hangi kurumda çalıştığının görülmediği, ancak bu konuyla ilgili de tekrardan değerlendirme yapılacağını, e-belediye sistemi üzerinden yapılan incelemelerde 13 ayrı modülden tek tek sorgulama yapıldığı bakanlık ve vakıfların kullandığı bütünleşik sosyal yardım sisteminde olduğu gibi tek seferde bütün bilgilere ulaşılamadığı, bunun için incelenen aile sayısının ister istemez düştüğü, tüm bunlarla birlikte Bulguda belirtilen tespit ve öneriler doğrultusunda sistemsel düzenlemeler, hane ziyaretleri ve sosyal yardım sisteminin daha kontrollü ve sistemli bir hale getirileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Bulguda detaylı ve örnekli açıklamalar doğrultusunda; sosyal yardımların il dâhilinde tek sistem üzerinden birleştirilmesi veya kişilerden onam formu alınarak aynı veri üzerinden çalışılabilmesinin sağlanması için gerekli koordinasyon çalışmalarına hız verilmeli, verilecek kararlarda ciddi bir zafiyet oluşturabilme riski barındıran sadece veri kaynakları üzerinden bilgi edinme yerine, bu incelemeler ile birlikte fiziki incelemeler ve hane ziyaretleri arttırılmalı, risk analizleri yapılarak belli durumda olanların tekrar incelenmesi sağlanmalı, veri üzerinden yapılan tekrar incelemelerde de mümkün mertebe sıklık sayısı arttırılmalı ve özellikle sonuca etki değeri yüksek olan hanedeki kişi sayısı, tapu bilgisi ve gelir durumu gibi hususlar belli periyotlarda kontrol edilmelidir.