ÖZET: Tahakkuku yapılan bazı gelir kalemlerinin tahsilat oranlarının düşük olduğu tespit edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre, belediye başkanının, belediye teşkilatını yönetme ve gelirlerini takip etme gibi önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Ayrıca, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, gelirlerin tahsilatından muhasebe yetkilisini sorumlu tutmakta ve bu işlemlerin zamanında yapılmasını şart koşmaktadır. Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun da, mükelleflere ödeme süreleri ve yükümlülükleri hakkında net düzenlemeler getirmektedir.

Bu yasal çerçeveye rağmen, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları incelendiğinde, bazı gelir kalemlerinde tahsilat oranlarının beklenenin altında kaldığı görülmüştür. Bu durum, ilgili yönetici ve muhasebe yetkilisinin gelirlerin toplanması konusundaki sorumluluklarını yerine getirmediğini göstermektedir. Tahsilat oranlarının artırılması için, mevzuat hükümlerine uygun bir şekilde hareket edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Sonuç olarak, gelirlerin etkin bir şekilde tahsil edilmesi için gerekli adımların atılması ve yasal yükümlülüklere uyulması büyük önem taşımaktadır. Bu, hem belediyenin mali sağlığı hem de kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir gerekliliktir.

BULGU: Tahakkuku Yapılan Bazı Gelir Kalemlerinin Tahsilat Oranlarının Düşük Olması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi

Tahakkuku yapılan bazı gelir kalemlerinin (Bina, arsa, arazi, ilan ve reklam gelirleri vb.) tahsilat oranlarının düşük olduğu görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ”Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38’inci maddesinde belediye başkanına; belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak, belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek gibi görevler verilmiş ve bu hususlarda belediye başkanına sorumluluk yüklenmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ”Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesinde; gelirlerin ve alacakların tahsili işlerini muhasebe yetkilisinin yürüteceği ve bu işlerin yapılmasından sorumlu tutulacağı, “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde ise; kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsiliyle yetkili ve görevli olanların, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumlu oldukları ifade edilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ” başlıklı 21’inci maddesine göre; vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların mükelleflere tebliğ edilmesi, “Ödeme zamanı” başlıklı 111’inci maddesine göre de verginin kanunlarında gösterilen süreler içinde ödenmesi gerekmektedir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu’nun “Ödeme emri” başlıklı 55’inci maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gerektiğinin bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; düzenlenen ödeme emrinde kişiye, borcunu zamanında ödemez veya mal bildiriminde bulunmazsa borcunun cebren tahsil edileceği ve mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile cezalandırılacağının bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Aynı Kanun’un “Haciz” başlıklı 62’nci maddesinde; borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, “Haciz varakası” başlıklı 64’üncü maddesinde ise; haciz işlemlerinin, tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin, mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu kapsamda, ödeme emri üzerine ödeme yapılmamış ise “Haciz varakası” düzenlenmeli ve haciz işlemlerine başlanmalıdır. Bununla birlikte istenen bilgileri zamanında vermeyenler için hem adli para cezası hem de hapis cezası öngörülmüş, bu suçların takibi için ise idarenin o mahaldeki en büyük memuruna Cumhuriyet Savcılığına ihbar yükümlülüğü getirilmiştir.

Yukarıda anılan Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, üst yönetici ve muhasebe yetkilisine gelirlerin toplanması konusunda birtakım sorumluluklar yüklenmiş olmasına rağmen, cari yıl tahakkuk ve tahsilat oranları incelendiğinde kurumun bazı gelir kalemlerindeki tahsilatın düşük bir oranda gerçekleştiği görülmüştür.

Tahsilat oranlarının düşük seviyede gerçekleşmemesi için tahsil ve takip hususunda mevzuat hükümleri doğrultusunda hareket edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.