ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, il belediyesinin mülkiyetindeki taşınmazların diğer kurumlara tahsis edilmesine rağmen, bu taşınmazların muhasebe kayıtlarının yapılmadığını ortaya koymuştur. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Belediye Kanunu, kamu idarelerine taşınmaz tahsis etme yetkisi tanımaktadır. Ancak, tahsis edilen taşınmazların muhasebeleştirilmesi, hem tahsis eden hem de tahsis alan idareler için zorunludur. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği de bu süreçlerin nasıl yürütüleceğine dair ayrıntılı düzenlemeler içermektedir.

Yapılan incelemelerde, belediye tarafından diğer kamu kurumlarına tahsis edilen 28 taşınmazın muhasebe kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir. Bu durum, ilgili hesapların (250 Arazi ve Arsalar, 252 Binalar, 257 Birikmiş Amortismanlar, 500 Net Değer) mali tablolarda gerçek durumu yansıtmadığı anlamına gelmektedir. Belediyenin verdiği yanıtta, gerekli düzeltmelerin yapılacağı ve muhasebe kayıtlarının tamamlanacağı belirtilmiştir.

Taşınmazların etkin yönetimi ve kontrolü açısından, idarelerin tahsis edilen taşınmazları ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda muhasebe kayıtlarına doğru bir şekilde yansıtması önem arz etmektedir. Bu, mali tabloların güvenilirliğini artıracak ve kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasını sağlayacaktır.

BULGU: Tahsisli Taşınmazlara İlişkin Muhasebe Kayıtlarının Yapılmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – İl Belediyesi

Belediyenin mülkiyetindeki taşınmazlardan diğer kurumlara tahsis edilenlerin, ilgili varlık hesaplarında muhasebeleştirilmediği belirlenmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Taşınmaz tahsisi” başlıklı 47’nci maddesinde kamu idarelerinin, kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirmek amacıyla mülkiyetlerindeki taşınmazları birbirlerine tahsis edebileceği hüküm altına alınmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinde de benzer bir düzenleme ile belediyelere kendilerine ait taşınmazları diğer kamu idarelerine tahsis etme yetkisi verilmiştir.

Tahsis edilen taşınmazlar, kamu hizmetinin ifası amacıyla ilgili idarenin kullanımına bırakıldığından, hem tahsis eden hem de tahsis edilen idarelerin bu işlemi muhasebeleştirerek tam ve doğru şekilde raporlaması gerekmektedir.

Nitekim Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 188 ve 192’nci maddelerinde de tahsis edilen taşınmazların niteliğine göre, 250 Arazi ve Arsalar Hesabı veya 252 Binalar Hesabında takip edileceği hükmüne yer verilmiştir. Anılan Yönetmelik’in 189 ve 193’üncü maddelerinde ise tahsis işleminin muhasebe kayıtlarının nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Bu hükümlere göre; İdare tarafından tahsis edilen taşınmazların, kayıtlı değerleri üzerinden 252.02 Binalar hesabına alacak, 500.11 Net Değer hesabına borç; ayrılmış amortisman tutarlarının da 500.13 Net Değer hesabına alacak, 257 Birikmiş Amortismanlar hesabına borç kaydedilmesi; idareye tahsis edilen taşınmazların ise, kayıtlı değerleri üzerinden 252.03 Binalar hesabına borç, 500.12 Net Değer hesabına alacak; ayrılmış amortisman tutarlarının da 500.13 Net Değer hesabına borç, 257 Birikmiş Amortismanlar hesabına alacak kaydedilmesi gerekmektedir.

Yapılan incelemede, idare tarafından diğer kurumlara tahsis edilen 28 taşınmazın muhasebe kayıtlarında izlenmediği görülmüştür.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar gereği, belediye tarafından diğer kamu kurumlarına tahsis edilen taşınmazların kurumun muhasebe kayıtlarında izlenmemesi ve amortisman ayrılmaması sebebiyle 250 Arazi ve Arsalar hesabı, 252 Binalar hesabı, 257 Birikmiş Amortismanlar hesabı, 500 Net Değer hesabı doğru veri üretmediğinden, mali tablolarda bu hesapların gerçek duruma uygun olmadığı değerlendirilmiştir.

Kamu idaresi tarafından verilen cevapta özetle, gerekli çalışmaların başlatıldığı ve tamamlandığında muhasebe kayıtlarının yapılacağı belirtilmiştir.

Taşınmazların sağlıklı yönetimi ve etkin kontrolü için idarelerce tahsis edilen taşınmazların anılan düzenlemeler ve muhasebenin genel kabul görmüş ilkelerinden tam açıklama ilkesi uyarınca gerçek durumu ile mali tablolarda yer almasının sağlanması gerekmektedir.