ÖZET: Şirketin imzaladığı bazı sözleşmelerin, menfaatlerine aykırı hükümler taşıdığı ve bu durumun zarara yol açabileceği tespit edilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri, yönetim kurulu üyelerinin şirketin menfaatlerini gözetme yükümlülüğünü vurgulamaktadır. Yapılan incelemelerde, özellikle döviz cinsinden düzenlenen sözleşmelerin mevzuata aykırı olduğu ve bu durumun şirketi hukuki açıdan zora sokabileceği ortaya çıkmıştır. Örneğin, Go-Kart aracı alımı için yapılan sözleşmede, döviz kurunun belirlenmemesi ve döviz cinsinden tekliflerin kabul edilmesi, şirketin finansal durumunu olumsuz etkilemiştir.

Ayrıca, Samsun Büyükşehir Belediyesi ile yapılan araç kiralama sözleşmesinde, araçların 7/24 çalışacak şekilde kiralanması ve akaryakıt dahil bir bedel belirlenmesi, şirketin zarar etmesine yol açabilecek bir durumdur. Sözleşmelerde, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar’a aykırı olarak döviz cinsinden düzenlemeler yapılması, şirketin mali yükümlülüklerini karmaşık hale getirmekte ve hukuki riskler doğurmaktadır.

Sonuç olarak, şirketin taraf olduğu sözleşmelerde dikkatli ve özenli bir yaklaşım sergilemesi, zarara yol açabilecek hükümlerin yer almadığı sözleşmeler imzalaması gerekmektedir. Bu, hem mali kayıpların önlenmesi hem de hukuki sorunların yaşanmaması açısından kritik öneme sahiptir.

BULGU: Taraf Olunan Bazı Sözleşmelerin Şirket Menfaatlerine Aykırı Hükümler Taşıması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirket tarafından imzalanan bazı sözleşmelerin Şirketi zarara uğratabilecek şekilde düzenlenmiş olduğu görülmüştür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun, Yönetim Kurulu ile ilgili bölümünün “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369’uncu maddesinde “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” denilmektedir.

6102 sayılı Kanun’un “Tacir olmanın hükümleri” üst başlıklı 18’inci maddesinde genel olarak her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir.

Aynı Kanun’un 12’nci maddesinde tacirin ne olduğu tanımlanmış, 16’ncı maddesinde ise tüzel kişiler açısından ticari işletmelerin de tacir sayıldığı ifade edilmiştir.

Yapılan incelemede, Şirket tarafından imzalanan bazı sözleşmelerin Şirketi zarara uğratabilecek mahiyette olduğu görülmüştür.

Örneğin, Şirket 24DT594624 doğrudan temin numaralı “Go-Kart aracı ve yedek parça alımı işi” kapsamında Go-kart araçlarına ilişkin parça alımları için piyasadan teklif almıştır. Alınan teliflerin sırasıyla, 470.703,50 TL, 476.965,00 TL ve 13.487,61 Euro olduğu görülmüştür. 13 Eylül 2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın (“Karar”) 4’üncü maddesine (g) bendi eklenmiş, ilgili (g) bendinde, “Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz” denilmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükmüne aykırı olarak yabancı para cinsinden verilen bu teklif kabul edilerek teklifi veren yükleniciyle sözleşme imzalandığı görülmüştür. Söz konusu sözleşmenin “5. İşin Bedeli ve Ödeme Şekli” başlıklı 5.2 ve 5.3’üncü maddelerinde, ödemenin yapılacağı günkü Garanti Bankası kuruyla çarpılarak Yüklenicinin hesabına aktarılacağı belirtilmiş, döviz kurunun satış mı yoksa alış kuru mu olduğuna ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Türkçe tutma ve Türk Parası kullanma zorunluluğu” başlıklı 215’inci maddesinde;

“1. Bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Ancak, Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde başka dilden kayıt da yapılabilir. Bu kayıtlar vergi matrahını değiştirmeyecek şekilde tasdik ettirilecek diğer defterlere de yapılabilir.

2.a) Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz.”

hükmüne yer verilmiştir.

516 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 4’üncü maddesinde;

“(1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince, değerleme günü itibarıyla Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

…” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu bağlamda, yurt içi firmalara yapılan dövize endeksli satışlara ilişkin faturalarda, bedelin Türk Lirası karşılığının belirlenmesinde;

-Alıcı ile yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmiş olması halinde, sözleşmede belirlenen döviz kurunun,

-Alıcı ile yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmemiş olması halinde ise, faturanın düzenlendiği tarihte Resmi Gazete’de yayımlanan T.C. Merkez Bankası döviz alış kurunun, dikkate alınması gerekmektedir. T.C. Merkez Bankası tarafından döviz kurunun belirlenmediği, dolayısıyla Resmi Gazete’de döviz kurlarının yayımlanmadığı (resmi tatiller, hafta sonları ve yarım gün çalışılan) günlerde düzenlenen faturalarda, söz konusu günlerden önceki ilk iş gününde Resmi Gazete’de yayımlanan T.C. Merkez Bankası döviz alış kurunun fatura muhteviyatı döviz cinsinden tutarın Türk lirası karşılığının belirlenmesinde dikkate alınması icap etmektedir.

Şirket tarafından, doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilen alıma ilişkin yapılan sözleşmede dövizin TL’ye çevrilmesi sırasında temel alınacak kur belirlenmemiş yalnızca ödemenin yapılacağı günkü Garanti Bankası kuruyla çarpılarak yüklenicinin hesabına aktarılacağı belirtilmiş; ancak kurun alış kuru mu veya satış kuru mu olduğu belirlenmemiştir. Kaldı ki, söz konusu ödeme evrakları ve işin faturası incelendiğinde, Yüklenicinin, 05.04.2024 tarihinde KDV dahil 16.185,12 Avro fatura kestiği, fatura tarihindeki satış kuru olan 34,6252 TL üzerinden bir değerleme yaptığı görülmüştür. Faturada ödenecek tutar 560.413,00 TL olarak yer almaktadır. Şirketin banka aracılığıyla yükleniciye yaptığı ödemelere ilişkin dekontlar incelendiğinde ise, Şirketin yükleniciye 35,39 TL’lik satış kuru üzerinden ödeme yaptığı görülmüştür. Fatura üzerindeki kurun satış kuru olarak belirlenmesi, faturadaki kur üzerinden değil de ödeme günündeki satış kuru üzerinden değerleme yapılması ve sözleşmenin yabancı para cinsinden yapılmış olması yukarıda belirtilen mevzuata aykırıdır. Bu şekilde yapılan sözleşmeler Şirketi zarara uğratacağı gibi hukuki olarak zora sokma kabiliyetine haizdir.

Örneğin, Şirket ile Samsun Büyükşehir Belediyesi arasında “Araç kiralanması hizmet sözleşmesi” imzalanmış, söz konusu sözleşme uyarınca Şirket, 6 adet olan taşıtını Belediyeye kiralamıştır. İlgili sözleşmenin maddeleri incelendiğinde, “Sözleşmenin uygulanması ve Çalışma Esasları” başlıklı 1’inci maddesinde, araçların 7/24 çalışma hesabına göre akaryakıt dahil olarak sürücüsüz kiralanacağı belirtilmiştir. Söz konusu 5 aracın 5 aylık kiralama bedeli ise 940.000 TL olarak belirlenmiştir. Şirketin akaryakıt dahil bu şekilde sözleşme imzalaması basiretli iş adamı ilkesine aykırıdır. Zira otomobillerin 7/24 çalışabilecek olması ve akaryakıt sarfiyatı açısından herhangi bir kısıtlama bulunmaması, Şirketin bu kiralamalar dolayısıyla zararlı çıkmasına sebebiyet verebilecektir.

Kamu idaresi cevabında, 24DT594624 doğrudan temin numaralı Go-kart aracı ve yedek parça alımı işi kapsamında alınan tekliflerde firmalardan biri her ne kadar Euro üzerinden teklif verdi ise de söz konusu ürünlerin faturasında Türk lirası karşılığının da yer aldığı ve kayıtlara Türk lirası üzerinden alındığı, firma ile yapılan sözleşmede tebliğde anıldığı gibi ödemenin yapılacağı günkü kur Garanti Bankası kuru olarak taraflar arasında belirlendiğinden dolayı Merkez Bankası döviz alış kuru kullanılmadığı ve son olarak firmaya yapılan ödemelerde sözleşmede yazdığı gibi ödemenin yapıldığı tarihteki kurun baz alındığı belirtmiştir. Ancak, fatura üzerindeki kurun satış kuru olarak belirlenmesi, faturadaki kur üzerinden değil de ödeme günündeki satış kuru üzerinden değerleme yapılması ve sözleşmenin yabancı para cinsinden yapılmış olması yukarıda belirtilen mevzuata aykırıdır.

Bu itibarla, Şirketin taraf olduğu sözleşmelerde basiretli bir iş adamı gibi hareket edilmesi ve Şirketi zarara sokabilecek hükümlere sözleşmelerde yer verilmemesi gerekmektedir.