|
ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, tıbbi atıkların toplanması ve bertarafı konusunda önemli eksiklikler olduğunu ortaya koymuştur. İl Belediyesi’nin tıbbi atık üreticileri listesinde yer alan bazı üreticilerin atıklarının toplanmadığı ve bu atıkların nasıl bertaraf edildiğinin bilinmediği tespit edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu ve ilgili yönetmelikler, belediyelerin çevre sağlığı hizmetlerini yerine getirmesini ve tıbbi atıkların yönetimi konusunda gerekli tedbirleri almasını zorunlu kılmaktadır. Ancak, mevcut durum bu yükümlülüklerin yeterince yerine getirilmediğini göstermektedir.
Bolu Belediyesi’nin 2024 yılı için hazırladığı Tıbbi Atık Yönetim Planı, tıbbi atık üreticileri arasında önemli bir uyumsuzluk olduğunu ortaya koymaktadır. Bazı tıbbi atık üreticileri, belediye ile sözleşme yapmadığı gibi, tıbbi atıklarını yetkilendirilmiş firmalara teslim etmemektedir. Özellikle diş muayenehaneleri ve diyaliz merkezleri gibi sağlık kuruluşlarının tıbbi atık üretmemesi ihtimali düşüktür. Ayrıca, bazı güzellik salonlarının yasaklı tıbbi işlemler yaptığı da gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, tıbbi atık üreticilerinin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi ve belediyenin denetim görevlerini etkin bir şekilde yerine getirmesi gerekmektedir. İlgili yönetmeliklere uygun olarak, tıbbi atıkların yönetimi konusunda gerekli tedbirlerin alınması ve çevrenin korunması için idarelerin sorumluluklarını yerine getirmesi elzemdir. |
BULGU: Tıbbı Atıkların Toplanması ve Bertarafı Konusunda Eksiklikler Bulunması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – İl Belediyesi
Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği eki olan tıbbi atık üreticileri listesinde yer alan tıbbi atık üreticilerinin bir kısmının tıbbi atıklarının toplanmadığı, hâliyle bu atıkların atık üreticileri tarafından nasıl bertaraf edildiğinin bilinmediği ve İdare tarafından bu konudaki yasal yükümlülüklerin yeterli şekilde yerine getirilmediği görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14’üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci bendine göre çevre ve çevre sağlığı hizmetlerini yapmak veya yaptırmak belediyelerin görevleri arasında yer almaktadır.
10.08.2005 tarih ve 25902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinin a bendinde belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde “yetkili idare” olarak belediyeler belirlenmiştir.
Aynı maddenin n bendinde işyeri açma ve çalışma ruhsatının tanımı, “Yetkili idareler tarafından bu Yönetmelik kapsamındaki işyerlerinin açılıp faaliyet göstermesi için verilen izin” şeklinde yapılmıştır.
Yine aynı Yönetmelik’in “İşyerlerinde aranacak genel şartlar” başlıklı 5’inci maddesinin j bendinde; “Sınaî, tıbbî ve radyoaktif atık üreten işyerlerinde bu atıkların toplanması, taşınması, depolanması, işlenmesi ve bertarafı konusunda gerekli tedbirlerin ve izinlerin alınmış olması” işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen işyerlerinin taşımak zorunda olduğu şartlar arasında sayılmıştır.
11.04.2007 tarih ve 26490 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Belediye Zabıta Yönetmeliği”nin 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının altıncı bendi ile “Kanunların belediyelere görev olarak verdiği takip, kontrol, izin ve yasaklayıcı hususları yerine getirmek.” belediye zabıtasının görevleri arasında sayılmışken, 11’inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi ile “Görevleri ile ilgili konularda işyerlerinde denetim yapmak, sahip veya işletenlerinden ilgili belgeleri istemek ve haklarında tutanak düzenlemek.” de belediye zabıtasının yetkileri arasında sayılmıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 3’üncü maddesi çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeleri belirlerken başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkesi, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli tayin edip bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlü kılmıştır.
Aynı Kanun’un 8’inci maddesi ise “Kirletme yasağı” bahsini düzenlemektedir. Söz konusu maddenin birinci fıkrası ile her türlü atık ve artığın, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama verilmesi, depolaması, taşıması, uzaklaştırılması ve benzeri faaliyetlerde bulunmasını yasaklanmakta, ikinci fıkrası ile kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten kirlenmeyi durdurmakla, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılınmaktadır.
Anılan Kanun’un 11’inci maddesinde bertaraf etme yükümlüğü düzenlemekte olup bu çerçevede üretim, tüketim ve hizmet faaliyetleri sonucunda oluşan atıklarını alıcı ortamlara doğrudan veya dolaylı vermeleri uygun görülmeyen tesis ve işletmeler atıklarını yönetmeliklerde belirlenen standart ve yöntemlere uygun olarak bertaraf etmekle veya ettirmekle ve öngörülen izinleri almakla mükellef kılmıştır.
Bu çerçevede hazırlanıp 25.01.2017 tarih ve 29959 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinin o bendinde enfeksiyon yapıcı atıklar, patolojik atıklar ve kesici-delici atıklar tıbbi atık olarak tanımlanmıştır. Yönetmelik ekinde tıbbi atık oluşumuna neden olan atık üreticilerinin listesi EK-1 olarak yer almaktadır.
Yine söz konusu Yönetmelik’in 4’üncü maddesine göre “Enfeksiyon yapıcı atık: Enfeksiyon yapıcı etkenleri taşıdığı bilinen veya taşıması muhtemel; başta kan ve kan ürünleri olmak üzere her türlü vücut sıvısı, insan dokuları, organları, anatomik parçaları, otopsi materyali, plasenta, fetus ve diğer patolojik materyali, bu tür materyal ile bulaşmış eldiven, örtü, çarşaf, bandaj, flaster, tamponlar, eküvyon ve benzeri atıkları, karantina altındaki hastaların vücut çıkartılarını, bakteri ve virüs tutucu hava filtrelerini, enfeksiyon yapıcı ajanların laboratuvar kültürlerini ve kültür stoklarını, enfekte hayvanlara ve çıkartılarına temas etmiş her türlü malzemeyi, veterinerlik hizmetlerinden kaynaklanan atıkları”, “Patolojik atık: Cerrahi girişim, otopsi, anatomi veya patoloji çalışması sonucu ortaya çıkan dokuları, organları, vücut parçalarını, vücut sıvılarını ve fetusü,” ve “Kesici-delici atık:enjektör ve diğer tüm tıbbi girişim iğneleri, lanset, kapiller tüp, bisturi, bıçak, serum seti iğnesi, cerrahi sütur iğneleri, biyopsi iğneleri, intraket, kırık cam, ampul, lam-lamel, kırılmış cam tüp ve petri kapları gibi batma, delme, sıyrık ve yaralanmalara neden olabilecek atıkları” ifade eder.
Bahse konu Yönetmelik’in “Belediyelerin yükümlülükleri” başlıklı 8’inci maddesinde, yukarıda sayılan tıbbi atıkların sağlık kuruluşlarından alınarak toplanması, taşınması ve bertaraf edilmesiyle ilgili görevler belediyelere verilmiştir. Belediyeler bu madde kapsamındaki görevleri yapmak veya yaptırmakla yükümlü kılınmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkra hükmüne göre, belediyeler veya yetkilerini devrettiği kişi ve kuruluşlar birinci fıkrada belirtilen yükümlülüklerden müteselsilen sorumludurlar. Yine aynı maddenin birinci fıkrasının a bendine göre tıbbi atık yönetim planını hazırlamak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne sunmak, uygulamak ve halkın bilgilenmesini sağlamak görevi de belediyelere verilmiştir.
Mezkûr Yönetmelik’in 22’inci maddesinin ikinci fıkrasında belediyelerin, tıbbi atık yönetim planını hazırlayıp il müdürlüğüne sunacağı tekrar belirtildikten sonra fıkranın a bendinde, söz konusu planda tıbbi atık oluşumuna neden olan atık üreticileri ile bunların tıbbi atık miktarları ve geçici depolama sistemlerine ilişkin bilgilere ve fıkrada sayılan diğer bilgilere detaylı olarak yer verileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bolu Belediyesi Tıbbi Atık Yönetim Planı 2024 yılı Nisan ayında yayınlanmıştır. Bahse konu Plan’ın EK-1 No.lu ekinde Bolu ilindeki tıbbi atık üreticilerinin listesi yer almaktadır. Bu liste incelendiğinde iki önemli sorun dikkati çekmektedir.
Bu sorunlardan birincisi, Belediye ile sözleşme yapan tıbbi atık üreticilerinin sayısı ile bahse konu Plan’ın EK-1’inde yer alan tıbbi atık üreticilerinin sayısı arasında fark bulunmasıdır. Söz konusu fark, Belediye ile sözleşme yaptığı hâlde tıbbi atıklarını Belediyenin yetki verdiği tıbbi atık toplayıcısı firmaya teslim etmeyen tıbbi atık üreticilerinin bulunması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ekinde sayılan tıbbi atık üreticileri içerisinde eczaneler ya da bazı branşlarda hizmet veren doktor muayenehaneleri gibi bir kısım üreticilerin düzenli ve sürekli tıbbi atık üretmediği göz önünde bulundurulsa bile diğerlerinin çoğunun tıbbi atık üretmediğini düşünmek mümkün değildir. Örneğin diş ve ağız sağlığı muayenehaneleri, diyaliz merkezleri veya belli branşlarda hizmet veren doktor muayenehanelerinde tıbbi atık üretilmemesi ihtimali bulunmamaktadır.
İkinci sorun ise yine anılan Yönetmelik ekinde sayılan tıbbı atık üreticilerinden olup Belediye sınırları içerisinde faaliyet gösteren kişi ya da kuruluşların bir kısmının Belediye ile sözleşme dahi yapmamasıdır. Gerçekten de ilde faaliyet dövme salonu, güzellik merkezi ile veteriner poliklinikleri ve muayenehaneleri gibi tıbbi atık üreticisi sayılan kişi ya da kuruluşların ne sözleşme yaptığı ne de tıbbi atıklarını bertaraf edilmek için Belediyece yetkilendirilmiş firmaya verdiği görülmüştür. Örneğin Bolu Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün internet sitesinde yer alan bilgilere göre Bolu il merkezinde otuzdan fazla veteriner kliniği bulunmasına rağmen Belediye tarafından hazırlanan Tıbbi Atık Yönetim Planı içerisinde bulunan tıbbi atık üreticileri arasında sadece bir adet veteriner kliniği yer almaktadır. Yapılan incelemede çalışma ruhsatı almadan faaliyetini sürdüren dövme salonuna bile rastlandığı dikkate alınırsa, Belediye tarafından İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılması gereken denetimlerin yeterince yapılmadığını söylemekte bir sakınca olmayacaktır.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri doğrultusunda Belediyenin yetkili idare olarak tıbbi atık üreticisi olan işyerlerine ilişkin işyeri açma ve çalışma ruhsatı verme aşamasında, bu işyerlerinin üreteceği tıbbi atıkların toplanması, taşınması, depolanması, işlenmesi ve bertarafı konusunda gerekli tedbirlerin ve izinlerin alınmış olması gibi şartların yerine getirilip getirilmediğini incelemesi gerekmektedir.
Belediyeden ruhsat alınmadan açılan bu tarz işyerleriyle ilgili kuruluşlardan bilgi alınması, saha taraması, internet üzerinden tarama ve sosyal medya taraması gibi yöntemlerle tespit edilerek bunlar hakkında gerekli tedbirlerin alınması sağlanmalıdır.
Öte yandan, söz konusu tıbbi atık üreticilerinden bir kısmının ise ilgili mevzuatı ile belirlenmiş yasakları ihlal ettiği de yapılan inceleme ile anlaşılmıştır.
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’in geçici 5’inci maddesinin birinci fıkrasında “Güzellik salonu adı altında açılan işyerleri, 10/8/2005 tarihli ve 25902 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik kapsamında belediyelerce ruhsatlandırılır.” İkinci fıkrasında ise “Güzellik salonunda tıp fakültesi diploması olan biri çalışsa bile, tabip yetkisinde olan tıbbi işlemler güzellik salonunda yapılamaz. Bu hususa uymadığı tespit edilen kişiler hakkında ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.” hükümleri yer almaktadır.
Bu düzenlemeye paralel şekilde, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’in “Sıhhî Müesseseler İçin Sınıflarına ve Özelliklerine Göre Aranacak Nitelikler”i düzenleyen EK-1’inde yer alan Güzellik Salonları başlıklı J bölümünün 16’ıncı maddesinde güzellik salonlarında yasak olan faaliyetler aşağıdaki gibi düzenlenmiştir:
“16.3- (Değişik: RG-25/8/2022-31934-C.K-5987/10 md.) Güzellik salonlarında lazer veya IPL ile akne, cilt yenileme, vasküler damar tedavisi, pigmentli lezyon tedavisi ve benzeri hiçbir tıbbi işlem yapılamaz ve bunlara ilişkin hiçbir surette reklam ve diğer tür tanıtım faaliyetlerinde bulunulamaz.
16.4- Güzellik salonunda tıp fakültesi mezunu olan biri çalışsa bile mezoterapi, akupunktur, lipoelektro gibi her türlü (Değişik ibare: RG-25/8/2022-31934-C.K-5987/10 md.) invaziv girişimler ile tabip yetkisinde olan tıbbi işlemler yapılamaz. Beşeri tıbbi ürün tavsiye edilemez ve hastalıkların tedavisine ilişkin tavsiyelerde bulunamaz
16.5- Güzellik salonlarında deriye veya deri altına enjeksiyonla müdahalede bulunmayı gerektiren işlemler yapılamaz.”
Bununla birlikte, ilde faaliyet gösteren bazı güzellik salonlarının, web sayfaları ya da sosyal medya hesaplarının incelenmesinden görüleceği üzere, bu salonların yukarıda zikredilen her iki Yönetmelik hükümlerine aykırı nitelikte işlemler yaptıkları anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, Belediye’nin 2872 sayılı Kanun’un 3 ve 8’inci maddeleri bağlamında kirlenmeyi önleme; İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümleri gereğince de “yetkili idare” sıfatı ve vasfıyla işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesinden sonra yapılacak denetimlerde mevzuata uygun olmayan unsurların tespiti hâlinde iş yerine bu durumu gidermesi için süre verme ve verilen süre içinde giderilmemesi hâlinde iş yerini kapatma görevlerinin olduğu açıktır.
2872 sayılı Kanun’un 20’nci maddesi idari nitelikteki cezalar bahsini düzenlemekte olup, Belediye’nin bu konuda tam ve doğru uygulama yapması, tüm tıbbi atık üreticilerinden bu atıkları toplaması ya da toplattırması, sözleşme yapmayan ya da sözleşme yapmış olmakla birlikte tıbbi atık teslimi olmayan üreticileri anılan 20’nci maddedeki yaptırımların uygulanması için ilgili kurumlara bildirmesi gerekmektedir. Zira, atıkların üretilmesinden nihai bertarafına kadar geçen sürede atık üreticileri, toplayıcılar, atıkların el değiştirdiği tüm taşıyıcılar, nihai bertaraf ediciler müteselsilen sorumludurlar.
Bahse konu 20’nci maddenin birinci fıkrasının r bendi ile Kanun’da ve yönetmeliklerde öngörülen usul ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 632.242 Türk lirasından 2.492.979 Türk lirasına kadar idari para cezası verileceğini, ikinci fıkrası ise bu maddenin r bendinde öngörülen idarî para cezasının kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak uygulanacağını hüküm altına alınmıştır.
Bunların dışında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “İkinci Bölüm”ünde “Çevreye Karşı Suçlar” bahsini düzenlemekte olup işlenen suça verilecek ceza, Kanun’un 181 ve 182’nci maddelerinde çevrenin kirletilmesi suçunun kasten ya da taksirle işlenmesine göre iki madde hâlinde düzenlenmiştir.
Taksir, anılan Kanun’un 22’nci maddesine göre “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” halidir. Kast ise 21’nci maddeye göre “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” hâlidir.
Mezkûr Kanun’un bağlayıcılığı ise, 4’üncü maddesinde “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” hükmüyle vazedilmiştir.
Kamu idaresince, Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nde belirtilen esaslar doğrultusunda gerekli işlemlerin tesis edileceği bildirilmiştir.
Bahse konu hususa 2023 yılı Sayıştay Denetim Raporunda da yer verilmiş olup henüz bir çalışma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak, tıbbi atık üreticilerine bu konudaki sorumluluklarını hatırlatma ve öngörülmüş yaptırımları uygulama veya uygulatma ve en nihayetinde çevrenin korunması hususunda gerekli önlemleri alma sorumluluğu bu konuda yetkili ve görevli kılınmış idarelerin olup, yapılan açıklamalar çerçevesinde önlem alınması ve işlem yapılması gerekmektedir.