ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, büyükşehir olmayan ilçe belediyeleri için tıbbi atıkların toplanması ve bertarafında önemli eksiklikler tespit etmiştir. Tıbbi atık üreticileri listesinde yer alan bazı üreticilerin atıklarının toplanmadığı ve bu atıkların nasıl bertaraf edildiğinin belirsiz olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmediğini göstermektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 2872 sayılı Çevre Kanunu, belediyelerin çevre sağlığı hizmetlerini yürütme ve çevre koruma yükümlülüklerini açıkça belirtmektedir.

Tıbbi atıkların yönetimi, enfeksiyon yapıcı, patolojik ve kesici-delici atıklar gibi çeşitli kategorilere ayrılmakta ve bu atıkların toplanması, taşınması ve bertarafı için belediyelere belirli sorumluluklar yüklenmektedir. Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, bu atıkların yönetim planlarının hazırlanmasını ve ilgili müdürlüklere sunulmasını zorunlu kılmaktadır. Ayrıca, atık üreticileri ile bu atıkların miktarları hakkında detaylı bilgi sağlanması gerekmektedir.

İlgili kanunlar, tıbbi atıkların yönetiminde eksikliklerin tespit edilmesi durumunda cezai yaptırımlar öngörmektedir. Belediyelerin, atık üreticilerinden tıbbi atıkları toplama ve bu konuda gerekli bildirimleri yapma yükümlülüğü bulunmaktadır. Kamu idaresi, tespit edilen eksiklikler için gerekli işlemlerin yapılacağını belirtmiştir; bu nedenle çevre koruma önlemlerinin alınması ve uygulamaların gözden geçirilmesi önem arz etmektedir.

BULGU: Tıbbı Atıkların Toplanması ve Bertarafı Konusunda Eksiklikler Bulunması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Olmayan İl Kapsamında Yer Alan İlçe Belediyesi

Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği eki olan tıbbi atık üreticileri listesinde yer alan tıbbi atık üreticilerinin bir kısmının tıbbi atıklarının toplanmadığı, hâliyle söz konusu bu atıkların bertarafının atık üreticileri tarafından nasıl gerçekleştirildiğinin bilinmediği ve bu konudaki yasal yükümlülüklerin yerine getirilmediği görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14’üncü maddesi, burada öngörülen diğer görevlerin yanı sıra çevre ve çevre sağlığı hizmetlerini de belediyelerin yapacağı veya yaptıracağını hüküm altına almıştır.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 3’üncü maddesi çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeleri belirlerken başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkesi, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli tayin edip bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlü kılmıştır.

Mezkûr Kanun’un 8’inci maddesi ise “Kirletme yasağı” bahsini düzenlemektedir ve bu bağlamda her türlü atık ve artığın, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama verilmesi, depolaması, taşıması, uzaklaştırılması ve benzeri faaliyetlerde bulunmasını yasaklamakta, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgilileri kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleteni kirlenmeyi durdurmakla, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılmaktadır.

Anılan Kanun’un 11’inci maddesi ise bertaraf etme yükümlüğünü düzenlemekte olup bu çerçevede, üretim, tüketim ve hizmet faaliyetleri sonucunda oluşan atıklarını alıcı ortamlara doğrudan veya dolaylı vermeleri uygun görülmeyen tesis ve işletmeleri, atıklarını yönetmeliklerde belirlenen standart ve yöntemlere uygun olarak bertaraf etmekle veya ettirmekle ve öngörülen izinleri almakla mükellef kılmıştır.

Bu çerçevede hazırlanan Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, enfeksiyon yapıcı atıkları, patolojik atıkları ve kesici-delici atıkları tıbbi atık kabul etmekte ve tıbbi atık oluşumuna neden olan atık üreticilerinin listesini Ek-1’inde vermektedir.

Yönetmelik kapsamında “Enfeksiyon yapıcı atık: Enfeksiyon yapıcı etkenleri taşıdığı bilinen veya taşıması muhtemel; başta kan ve kan ürünleri olmak üzere her türlü vücut sıvısı, insan dokuları, organları, anatomik parçaları, otopsi materyali, plasenta, fetus ve diğer patolojik materyali, bu tür materyal ile bulaşmış eldiven, örtü, çarşaf, bandaj, flaster, tamponlar, eküvyon ve benzeri atıkları, karantina altındaki hastaların vücut çıkartılarını, bakteri ve virüs tutucu hava filtrelerini, enfeksiyon yapıcı ajanların laboratuvar kültürlerini ve kültür stoklarını, enfekte hayvanlara ve çıkartılarına temas etmiş her türlü malzemeyi, veterinerlik hizmetlerinden kaynaklanan atıkları,” kapsarken patolojik atık ise “Cerrahi girişim, otopsi, anatomi veya patoloji çalışması sonucu ortaya çıkan dokuları, organları, vücut parçalarını, vücut sıvılarını ve fetus,” gibi atıkları kapsamaktadır. Mezkûr Yönetmelik’in 4’üncü maddesine göre kesici-delici atık ise enjektör ve diğer tüm tıbbi girişim iğneleri, lanset, kapiller tüp, bisturi, bıçak, serum seti iğnesi, cerrahi sütur iğneleri, biyopsi iğneleri, intraket, kırık cam, ampul, lam-lamel, kırılmış cam tüp ve petri kapları gibi batma, delme, sıyrık ve yaralanmalara neden olabilecek atıkları kapsamaktadır.

Bahse konu Yönetmelik, yukarıda sayılan tıbbi atıkların toplanması, taşınması ve bertarafından sorumlu tuttuğu belediyelerin yükümlülüklerine ise 8’inci maddesinde yer vermiştir. Tıbbi atık yönetim planının hazırlanmasından tıbbi atık işleme tesisine kadar tüm yükümlülükler bu madde hükmü ile düzenlenmiştir.

Mezkûr Yönetmelik’in 22’inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince belediyeler, tıbbi atık yönetim planı hazırlamak ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne sunmak ve planda, diğer bilgilerin yanı sıra tıbbi atık oluşumuna neden olan atık üreticileri ile bunların tıbbi atık miktarları ve geçici depolama sistemlerine ilişkin bilgilere detaylı olarak yer vermekle görevli ve sorumlu tutulmuşlardır.

2872 sayılı Kanun’un 20’nci maddesi idari nitelikteki cezalar bahsini düzenlemekte olup, Belediye’nin bu konuda tam ve doğru uygulama yapması, tüm tıbbi atık üreticilerinden bu atıkları toplaması ya da toplattırması, sözleşme yapmayan ya da sözleşme yapmış olmakla birlikte tıbbi atık teslimi olmayan üreticileri anılan 20’nci maddedeki yaptırımların uygulanması için ilgili kurumlara bildirmesi gerekmektedir. Zira, atıkların üretilmesinden nihai bertarafına kadar geçen sürede atık üreticileri, toplayıcılar, atıkların el değiştirdiği tüm taşıyıcılar, nihai bertaraf ediciler müteselsilen sorumludurlar.

Bahse konu 20’nci maddesinin birinci fıkrası (r) bendi Kanun’da ve yönetmeliklerde öngörülen usul ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere idari para cezası verileceğini, ikinci fıkrası ise bu maddenin (r) bendinde öngörülen idarî para cezasının kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak uygulanacağını hüküm altına almıştır.

Öte yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu “İkinci Bölüm”ünde “Çevreye Karşı Suçlar” bahsini düzenlemekte olup işlenen suça verilecek ceza, 181 ve 182’nci maddelerinde çevrenin kirletilmesi suçunun kasten ya da taksirle işlenmesine göre iki madde hâlinde yer almaktadır.

Kamu idaresi cevabında, bulguda tespit edilen hususlara ilişkin olarak gerekli işlemin yapılacağı belirtilmiştir.

Sonuç olarak, idarenin çevrenin korunması hususunda gerekli önlemleri alma sorumluluğu bulunmakta olup, yapılan açıklamalar çerçevesinde önlem alınması ve işlem yapılması gerekmektedir.