|
ÖZET: Toprak ve Tarım Reformu Kanunu çerçevesinde, daha önce kamulaştırılan arazilerin iadesine ilişkin muhasebe işlemlerinin eksikliği tespit edilmiştir. Şanlıurfa ilinde gerçekleştirilen kamulaştırmalar ve bu süreçte uygulanan 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu hükümleri doğrultusunda, varlık ve yükümlülüklerin muhasebeleştirilmediği ve raporlanmadığı gözlemlenmiştir. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na dayanan düzenlemeler, taşınmazların kaydı ve kontrolü için belirli usul ve esaslar öngörmektedir. Ancak, bu süreçlerde gerekli kayıtların tutulmadığı ve mali tabloların güncellenmediği anlaşılmaktadır.
Kamulaştırma işlemleri, 1945 tarihli Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ile başlamış, ardından 1973’te yürürlüğe giren Mülga 1757 sayılı Kanun ile devam etmiştir. Bu kanun, topraksız çiftçilerin topraklandırılması amacıyla belirli büyüklükteki arazilerin kamulaştırılmasını öngörmüştür. 1984 yılında yürürlüğe giren 3083 sayılı Kanun ile birlikte, kamulaştırılan arazilerin iade süreçleri yeniden düzenlenmiştir. Ancak, bu süreçlerin muhasebe kayıtları açısından eksikliği, ilgili idarelerin mali tablolarında sorunlar yaratmaktadır. Sonuç olarak, Şanlıurfa ilinde gerçekleştirilen kamulaştırmalar ve bu kapsamda yapılan arazi iadeleri ile ilgili muhasebe kayıtlarının düzenlenmesi gerekmektedir. 1757 sayılı Kanun ve 3083 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan işlemlerin, varlık ve yükümlülük hesaplarında doğru bir şekilde izlenmesi, mali yönetim açısından büyük önem taşımaktadır. Bu durum, hem geçmişteki uygulamaların şeffaflığı hem de gelecekteki işlemlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi açısından kritik bir gereklilik oluşturmaktadır. |
BULGU: Toprak ve Tarım Reformu Kanunu Hükümlerine Göre Evvelce Kamulaştırılan Arazilerin İadesine İlişkin Olarak Varlık ve Yükümlülüklerin Muhasebeleştirilmemesi ve Raporlanmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
Mülga 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu kapsamında ilk olarak Şanlıurfa ilinde yapılan kamulaştırma ve bu kamulaştırmalarla ilgili olarak 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu hükümlerine göre yapılan arazi iadelerine ilişkin olarak varlık ve yükümlülük hesaplarında yapılması gereken mahsuplaşma işlemlerinin muhasebeleştirilmediği ve raporlanmadığı görülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 44’üncü maddesinde, taşınır ve taşınmazların kaydı ile bu varlıkların muhafazası, kullanımı, mal yönetim hesabının verilmesi ve mal yönetim sorumlularıyla bunlar adına görev yapacak olanların belirlenmesine ilişkin usul ve esasların yönetmeliklerle belirleneceği hükmüne istinaden “Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik” yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu Yönetmelik’in 5’inci maddesinin son fıkrasında, taşınmaz kayıt ve kontrol işlemlerinin harcama yetkilileri tarafından görevlendirilecek personele yaptırılabileceği, Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde ise taşınmaz kayıt ve kontrol işlemleri ile görevli birim ve personelin yapılan kayıt ve işlemlerden dolayı harcama yetkililerine karşı sorumlu oldukları belirtilmiştir. Yönetmelik’in 7’nci maddesinin ikinci fıkrasında, kamu idarelerinin taşınmaz kayıt ve kontrol işlemleriyle görevli birimlerince hazırlanan taşınmazların kaydedildiği formların taşınmaz icmal cetvelleri hazırlanmak üzere mali hizmetler birimine gönderileceği ve bu birim tarafından konsolide edilerek kamu idaresine ait taşınmaz icmal cetvelleri oluşturulacağı ifade edilmiştir. Yine aynı Yönetmelik’in 9’uncu maddesinin birinci fırasında, kamu idarelerince 7’nci madde hükmüne göre kaydedilen her taşınmaz için taşınmaz ile aynı numarayı taşıyan ve aşağıdaki belgeleri içeren birer dosya düzenleneceği belirtildikten sonra devamında (c) bendinde, “Kamulaştırmada; taraflar anlaşmışlarsa taraflarca düzenlenen anlaşma tutanağı ile satış sözleşmesi, anlaşamamışlarsa mahkeme kararı ve tapu senedi,” nin söz konusu dosyaya ekleneceği belirtilmiştir.
Kendisine taşınmaz (bina, arsa, arazi, yer altı – yer üstü düzenleri, sınırlı aynî haklar gibi) tahsis edilen kurumların öncelikle bu taşınmazları “Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre kayıt altına alması, müteakiben de ilgili muhasebe birimine bildirerek Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği (MYMY) hükümlerine göre taşınmazların muhasebe kayıtlarına alınmasını sağlaması gerekmektedir.
Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği (MYMY) hükümlerine göre de, arazi ve arsalar 250 No.lu hesap kodunda, kaydedilip, yılsonu bilançosunda duran varlıklar arasında raporlanmalıdır.
Cumhuriyet sonrası topraksız ve az topraklı çiftçilerin topraklandırılması için yapılan çalışmaların en başında 11.06.1945 tarih ve 4753 sayılı kanunla kabul edilmiş olan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu gelmektedir. Bunu 25/06/1973 yılında yürürlüğe giren ve Toprak ve Tarım Reformu Müsteşarlığı tarafından yürütmesi sağlanan Mülga 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu izlemektedir. Daha sonra bu Kanun çeşitli nedenlerle 1978 tarihinde yürürlükten kaldırılmış ve devam eden süreçte 01/12/1984 tarih ve18592 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3083 sayılı “Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu” çıkarılmış ve bu Kanunun yürütülmesi Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Ülkemizde halen çiftçilerin topraklandırılması bu Kanun kapsamında yürütülmektedir.
1757 sayılı Kanun ile Türkiye’de belirlenen arazi büyüklüğünün üzerinde araziye sahip gerçek ve tüzel kişilerin arazilerinin kamulaştırılıp topraksız ve az topraklı çiftçilere dağıtılması amacıyla ilk olarak Şanlıurfa İli Pilot il olarak belirlenmiş ve bu ilde 50 puan toprak puanına göre 1030 dekar ve üstünde tarım arazisi olan gerçek ve tüzel kişilerin arazileri kamulaştırılmıştır. Bu rakam tahmini olarak 1,6 milyon dekardır. Bununla birlikte o dönemde, Şanlıurfa ilinde 1,1 milyon dekarda tapulamadan gelen (yani doğrudan kadastro çalışmaları neticesinde maliye hazinesi olduğu tespit edilip tapuya tescil edilen) hazine arazisi olduğu bilgisi bulunmaktadır.
1757 sayılı Kanun kapsamında yapılan kamulaştırma karşılığının ödenmesi de kamulaştırma kararı tarihinden başlamak ve yıllık taksitler halinde ödenmek üzere; yüzde onbeşi peşin ve bakiye tutarında bir yıl sonra başlamak ve ondokuz yılda ödenmek üzere ondokuz eşit taksitte ödenmesi yasa gereği uygulamaya konulmuştur. Ancak 1978 yılında 1757 sayılı Kanun Anayasa Mahkemesi tarafından usül yönünden iptal edilmiş olmakla birlikte devam eden süreçte bakiye tutarların ondokuz yılda ondokuz eşit taksitte ödemesine devam edilmiştir.
1984 yılında 3083 sayılı Kanun yürürlüğe girmiş ve 1986 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanuna eklenen Geçici 1’inci madde ile kamulaştırma üst sınırı (yani bir arazi sahibine bırakılabilecek arazi büyüklüğü) 1030 dekardan 2000 dekara çıkarılmıştır. Bundan dolayı yaklaşık 1488 kişiden yapılan kamulaştırmalardan kaynaklı ondokuz yılda ondokuz eşit taksitte yapılacak olan taksit ödemeleri 1986 yılında durdurulmuş ve talep edenlerin arazilerinin 2000 dekara tamamlanması için arazi iade süreci 1987 yılında başlatılmıştır.
Ancak kendisine bırakılan arazi miktarı 2000 dekara tamamlanmasına rağmen halen kamulaştırma karşılıklarını alamayan arazi sahipleri yerel ve AİHM nezdinde hak arama sürecini başlatınca, 1757 sayılı Kanun ile ilgili arazi iade işlemlerinde uygulanmak üzere 3083 sayılı Kanuna 11/06/2013 tarihinde Geçici 5’inci madde eklenmiş ve kendilerinden kamulaştırılan ancak kamulaştırma bedelleri maliklerine ödenmeyen arazilerden dağıtılmayan, tahsis edilmeyen, satılmayan veya bu Kanun amaçlarında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulmayanlar; eski malikleri veya kanuni mirasçıları tarafından fiilen kullanılması, bu kişiler tarafından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde varsa bu araziler hakkında açmış oldukları tüm davalardan yargılama giderleri üstlenilmek suretiyle kayıtsız ve şartsız feragat edilerek uygulayıcı kuruluşa başvurulması ve başkaca hiçbir hak ve talepte bulunulmayacağının kabul ve taahhüt edilmesi koşullarıyla kamulaştırma üst normuna bakılmaksızın iade edilmeye başlanılmış olup, iade edilecek arazilerden kamulaştırma nedeniyle kendilerine ödeme yapılanlara, ödenen bedele kamulaştırma tarihi itibarıyla tekabül eden arazi miktarı belirlenerek bu araziler için iade işlemi yapılamayacağı da hüküm altına alınmıştır.
Söz konusu Geçici 5’inci maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren mahkemelerin arazileri kamulaştırılan ancak kamulaştırma karşılıklarını tam olarak alamayan maliklerin başvuruları karşısında karşılık ödenmesine hükmedilmesi yönünde değil de ilgili idareye arazilerin geri verilmesine dair başvuru yapılması yönünde hükmettikleri gözlemlenmektedir.
Hal böyle iken, Mülga 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu kapsamında ilk olarak Şanlıurfa ilinde kamulaştırılarak Bakanlık hüküm ve tasarrufuna giren arazi miktarları ve bu kamulaştırmaların karşılığı olarak 1986 yılına kadar devam eden taksit ödemeleri ile devam eden süreçte evvelce yapılan kamulaştırmalarla ilgili olarak 3083 sayılı Kanunun Geçici 1 ve 5’inci maddeleri hükümlerine göre yapılan arazi iadelerine ilişkin varlık ve yükümlülük hesaplarında yapılması gereken mahsuplaşma işlemlerinin muhasebeleştirilmediği ve Mali Tablolarda izlenmediği görülmüştür.
Şanlıurfa ilinde;
-1757 sayılı Kanun kapsamında 1030 dekar ve üstünde tarım arazisi olan gerçek ve tüzel kişilerin kamulaştırılan arazi miktarının ve bu miktar üzerinden dağıtılan, tahsis edilen ve 4070 sayılı “Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun” kapsamında satılan arazi miktarlarına ilişkin muhasebe kayıtlarının,
– Yine 1757 sayılı Kanun kapsamında yapılan ilk kamulaştırma karşılıklarının 1986 yılına kadar devam eden taksit ödemelerinin ve sonrasın da kalan taksit tutarları için maliklerce mahkemelere yapılan başvurular neticesinde ödenen karşılık tutarlarına ilişkin muhasebe kayıtlarının,
– 3083 sayılı Kanuna, 1757 sayılı Kanun kapsamında kamulaştırılan arazilerin iadesi ilgili işlemlerde uygulanmak üzere eklenen Geçici 1 ve 5’inci maddeler kapsamında yapılan arazi iadesi işlemlerine ilişkin varlık ve yükümlülük hesaplarında yapılması gereken mahsuplaşma işlemlerine ilişkin muhasebe kayıtlarının,
yapılarak Bakanlık Mali Tablolarında izlenmesi gerekmektedir.