|
ÖZET: Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde, zorunlu sermaye tutarından başka malvarlığı ve ticari faaliyeti bulunmayan bir şirketin kuruluşunun ardından hibe yoluyla devralınması, hukuki ve idari açıdan tartışmalara yol açmaktadır. 28 Ağustos 2024 tarihinde Bilecik Belediyesi’ne ait olan BİLTUR Gıda Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ, yalnızca zorunlu sermaye ile kurulmuş ve kısa bir süre sonra herhangi bir ticari faaliyet gerçekleştirmeden belediye tarafından hibe yoluyla devralınmıştır. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 26. maddesi, belediyelerin ticari kuruluşlar kurma ve sermaye katılımında bulunma işlemlerinin Cumhurbaşkanının iznine tabi olduğunu belirtmektedir. Ancak Danıştay’ın verdiği karar, piyasa koşullarında faaliyet gösterecek şirketlerin bedelsiz edinimlerinin bu izne tabi olmadığını ortaya koymaktadır.
BİLTUR’un kuruluşu ve devri sürecinde, Bilecik Belediye Meclisi’nin 2 Eylül 2024 tarihli kararıyla hibe işlemi gerçekleştirilmiş ve şirketin hisseleri şartsız olarak Bilecik Belediye Başkanlığına devredilmiştir. Ancak, şirketin kuruluş amacına ve sözleşmesine uygun olup olmadığı, ticari hayatın gereklilikleri açısından sorgulanmalıdır. Hibe yoluyla devredilen bu şirketin, 4046 sayılı Kanun’un 26. maddesinden kaçınarak ve kanunun amacına aykırı bir şekilde bağış alındığı değerlendirilmiştir. Bu durum, kamu idaresinin hibe yoluyla devralma işleminin hukuki geçerliliği üzerinde önemli bir etki yaratmaktadır. |
BULGU: Türk Ticaret Kanunu’nda Öngörülen Zorunlu Sermaye Tutarından Başka Malvarlığı ve Ticari Faaliyeti Bulunmayan Şirketin Kuruluşundan Kısa Bir Süre Sonra Hibe Yoluyla Devralınması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – İl Belediyesi
BİLTUR Gıda Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ 28.08.2024 tarihinde sermayesinin tamamı Bilecik Belediyesine ait olan Bilecik Kayı Gıda AŞ’nin Genel Müdürü tarafından mevzuat gereği olan zorunlu sermeye tutarı konularak kurulmuş ve kuruluşundan kısa bir süre sonra henüz bir ticari faaliyeti dahi bulunmadan hibe yoluyla Bilecik Belediyesi tarafından devir alınmıştır.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un “Mahalli İdarelerde Özelleştirme Uygulamaları” başlıklı 26’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında;
“Belediyeler ve diğer mahalli idareler ile bunların kurdukları birlikler tarafından ticari amaçla faaliyette bulunmak üzere ticari kuruluşlar kurulması, mevcut veya kurulacak şirketlere sermaye katılımında bulunması, Cumhurbaşkanının iznine tabidir.” hükmü tesis edilmiştir.
Belediye şirketlerinin kurulması ve sermaye katılımında bulunmalarını düzenleyen 21.04.2008 tarih ve 11273 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesi (2008/31) ile hibe yoluyla şirket edinilmesi durumu da aynı izin süreci kapsamda değerlendirilmiş olmasına karşın Danıştay 8. Dairesinin 24.09.2008 tarihli ve 2008/4976 sayılı kararında; 4046 sayılı yasanın 26’ncı maddesi ile merkezi idareye verilen izin yetkisi sadece şirketin kurulması veya sermayesinin koyulması aşamasıyla sınırlı olduğu dolayısıyla daha sonra piyasa koşullarında ve Türk Ticaret Yasası hükümlerine göre faaliyet gösterecek olan şirketlerin bedelsiz şirket edinimi için İçişleri Bakanlığı kanalıyla Bakanlar Kurulundan izin almaları gerekmediği ve bu nedenle yasada yer almayan bir durumu izne tabi tutan genelgede hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek, genelge hakkında yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
BİLTUR Gıda Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ 28.08.2024 tarihinde sermayesinin tamamı Bilecik Belediyesine ait olan Bilecik Kayı Gıda AŞ’nin Genel Müdürü tarafından kurulmuş ve Bilecik Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edilmiş olup, ödenmiş sermayesi 250 bin TL’dir.
Bilecik Belediye Meclisinin 02.09.2024 tarih ve 97 sayılı kararıyla BİLTUR Gıda Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’nin Belediye adına şartsız ve bedelsiz olarak devir alınmasına ve bu konuda işlemlerin yürütülmesi için Belediye Başkanına yetki verilmesine karar verilmiştir.
Şirket Yönetim Kurulunun 03.10.2024 tarih ve 1 sayılı kararıyla Şirket hisselerinin şartsız ve bedelsiz olarak Bilecik Belediye Başkanlığına hibe edilmesine karar verilmiştir. Devir tarihine kadar Şirketin herhangi bir ticari faaliyeti bulunmamaktadır.
Yukarıda ortaya konulan mevzuat hükümleri doğrultusunda; belediyeler tarafından şirket kurulması, mevcut veya kurulacak şirketlere sermaye katılımında bulunmasının Cumhurbaşkanının iznine tabi olduğu, hibe yoluyla şirket devirlerinde ise bu izine gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca Danıştay 8. Dairesi tarafından verilen kararda piyasa koşullarında ve Ticaret Kanunu hükümlerine göre faaliyet gösterecek olan şirketlerin bedelsiz ediniminin Bakanlar Kurulu iznine (Cumhurbaşkanı iznine) tabi olmadığı belirtilmektedir.
Ancak henüz piyasa koşulları çerçevesinde ticari faaliyette bulunmayan, sadece Kanun’da öngörülen zorunlu sermaye tutarından başka mal varlığı bulunmayan ve Belediyeye ait Şirketin Genel Müdürü tarafından kurularak kısa bir süre sonra Belediyeye hibe yoluyla devredilen Şirket için aynı durumun söz konusu olmadığı değerlendirilmektedir.
Şirketin hibe yoluyla devredilmesi ve devralınması yönündeki işlemlerin ticari ve iktisadi hayatın olağan işleyiş ve akışına uygun olup olmadığı irdelenerek hibe yoluyla devralma işleminin Cumhurbaşkanı iznine tabi olup olmadığı değerlendirilmelidir. Danıştay kararı doğrultusunda, yapılan şirket devrinin hibe yoluyla alınması ticari hayatın gerekliliğine uygun olması durumunda Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanı) izni alınmamalıdır. Ancak mahalli idareler tarafından hibe alma yoluyla yapılan şirket devri işleminin Cumhurbaşkanı izninden kaçınmaya yönelik bir işlem olarak gerçekleştirilmesi halinde aynı durum söz konusu olmayacaktır.
Bu durum 4046 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinin uygulanabilirliğini de ortadan kaldırmaktadır.
Kamu İdaresi cevabında hibe yoluyla devir alınan Şirketin kuruluş amacına ve buna yönelik yapılan sözleşmeye atıfta bulunulmuş ve Bulguda tespiti yapılan hususların hilafında bir yorum getirilmemiştir.
Sonuç olarak, zorunlu sermeye tutarı konularak kurulan ve kuruluşundan kısa bir süre sonra hibe yolu ile devredilmek istenen şirketin, 4046 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinden kaçınılarak ve mezkûr Kanun’un amacına aykırı bir şekilde bağış alındığı değerlendirilmiştir.