|
ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları çerçevesinde, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından vekalet ücretlerinin dağıtımına dair bir karar alındığı tespit edilmiştir. Ancak, bu kararın alınmasında Kurul’a herhangi bir yetki verilmediği anlaşılmaktadır. 47 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve 5684 sayılı Sigorta Kanunu’na göre, Kurumun personelinin mali hakları bu mevzuat kapsamında düzenlenmekte, ancak vekalet ücretlerinin dağıtımına ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146. maddesi, vekalet ücretlerinin ödenmesine dair hükümler içermekte, ancak bu düzenlemenin yürürlükte olmadığı belirtilmiştir. Kurul, 11.12.2024 tarihli kararı ile vekalet ücretinin dağıtım usul ve esaslarını belirleyen bir yönerge kabul etmiş olsa da, henüz bu yönerge çerçevesinde bir işlem gerçekleştirilmemiştir. Kamu idaresinin açıklamaları, vekalet ücretinin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu çerçevesinde düzenlendiğini belirtse de, kamu avukatlarının mali hakları 657 sayılı Kanun ve 659 sayılı KHK hükümleri doğrultusunda belirlenmektedir. Sonuç olarak, vekalet ücretlerinin dağıtımına ilişkin düzenlemelerin yapılması ve Kurumun hukuk hizmetlerinin usul ve esaslarının netleştirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu durum, kamu avukatlarının haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına İlişkin Kurul Kararı Alınmış Olması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Düzenleyici ve Denetleyici Kurum
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu (Kurul) tarafından bu konuda verilen bir yetki olmaksızın dava süreçlerinde tahsil edilen vekalet ücretlerinin dağıtımına ilişkin karar alındığı görülmüştür.
47 sayılı CBK’nın “Kuruluş” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulmuştur.”, beşinci fıkrasında; “Kurum, bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili mevzuatla verilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak amacıyla yeterli sayıda ve nitelikte personeli istihdam eder.” hükmü ile,
“Personel” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Kurum personeli ilgili mevzuatta düzenlenen hususlar dışında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabidir.” hükmü yer almıştır.
5684 sayılı Sigorta Kanunu’nun “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumuna ilişkin hükümler” başlıklı Ek 5’inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Başkan ve üyeler ile Kurum personeline; 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesi uyarınca belirlenmiş emsali personele mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan ödemeler aynı usul ve esaslar çerçevesinde ödenir. Emsali personele yapılan ödemelerden vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. Başkan ve üyeler ile Kurum personeli emeklilik hakları bakımından da emsali olarak belirlenen personel ile denk kabul edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146’ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurların aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurların özel kanunlardaki hükümlere tabi olduğu, ikinci fıkrasında, memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği, hiçbir yarar sağlanamayacağı (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç.)” hükmüne yer verilmiştir.
Mezkur Kanun’un vekalet ücretlerinin ödenmesine ilişkin düzenlemeyi içerir 146’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; “ Ancak, 2/1/1961 tarihli ve 196 sayılı Kanunun 2 nci maddesi, 7/6/1926 tarihli ve 904 sayılı Kanuna 30/1/1957 tarihli ve 6893 sayılı Kanunla eklenen ek 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 19/7/1972 tarihli ve 1615 sayılı Kanunun 161 inci maddesi, 13/1/1943 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun değişik 14 üncü maddesi ve 2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. (Değişik cümle: 20/3/1997-KHK- 570/8 md.) Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının on iki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır.” hükmü ise 26.09.2011 tarih ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 18’inci maddesinin üçüncü fıkrası ile yürürlükten kaldırılmış ve diğer mevzuatta vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 146’ncı maddesinin üçüncü fıkrasına yapılan atıflar 659 sayılı KHK’ye yapılmış sayılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden; Kurum’un 2019 yılında ilgili mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kurulduğu, Kurumda istihdam edilen personelin ücret ve mali haklarının 5684 sayılı Kanun ile düzenlendiği, ücret ve mali haklar dışında kalan konularda ise 657 sayılı Kanun’a tabi oldukları anlaşılmaktadır. Diğer bir ifade ile personele sağlanacak ücret ve mali hakların bu iki Kanun çerçevesinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, yine söz konusu mevzuat hükümlerinde vekalet ücretlerinin dağıtımına ilişkin herhangi bir düzenlemenin mevcut olmadığı; Kurumun, kuruluş tarihi itibariyle 657 sayılı Kanun’un vekalet tutarlarının dağıtılmasına ilişkin düzenlemeyi içerir 146’ncı maddesinin üçüncü fıkrasının yürürlükte olmadığı, 47 sayılı CBK ve 5684 sayılı Kanun’da vekalet ücretlerinin dağıtımına ilişkin düzenlemenin yer aldığı 659 sayılı KHK’ya atıfta bulunulmadığı ve bu konuda karar alınmak üzere Kurum’a da yetki verilmediği anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede, Kurul’a bu kapsamda verilen bir yetki olmadan 11.12.2024 tarih ve 869 sayılı Kurul Kararı ile vekalet ücretinin dağıtım usul ve esaslarının düzenlendiği “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Tevzii Yönergesi”nin kabul edildiği ancak bu Karar kapsamında henüz bir işlem yapılmadığı görülmüştür.
Diğer taraftan, Kurum ile ilgili davalarda Kurum lehine hükmedilen vekalet ücretleri Kurum hesaplarına intikal etmekte ve söz konusu tutarlar bu alanda yapılan bir düzenleme olmadığından Kurum’u mahkemeler nezdinde temsil eden kişilere dağıtılmayarak Kurumun emanet hesaplarında bekletilmekte iken 659 sayılı KHK’nin kapsamına doğrudan ya da dolaylı olarak dahil olmuş kamu idarelerinde hukuk hizmetlerini yürüten kişiler söz konusu vekalet ücretlerini belirlenen ölçülerde hak kazanmaktadır.
Kamu İdaresi tarafından, 47 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 18’inci maddesi uyarınca vekalet dağıtımı konusunda Kurul kararıyla düzenleyici işlemlerin yapılabileceği ifade edilmiş olmakla beraber ilgili mevzuat hükmü ile Kurula verilmiş olan düzenleme yapma yetkisi Kurum’un görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konular ile sınırlandırılmış olup personelin mali ve sosyal haklarına ilişkin hususlar, Kurul’a verilmiş düzenleme yapma yetkisi dahilinde değildir.
Yine Kamu İdaresi tarafından, vekalet ücretinin 1136 sayılı Avukatlık Kanununda avukatlar adına tanınmış olan bir hak olarak düzenlendiği ve Danıştay tarafından alınmış olan benzer bir kararda 659 sayılı KHK kapsamında yer almayan bir kurumda görev yapan avukatların, kamu kaynaklarından ödenmeyen, davada mahkemece haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık unvanına bağlı, kendine özgü bir hâk olan vekalet ücreti yönünden 657 sayılı Kanunda yer alan hükümlere tabi oldukları sonucuna varıldığı ve böylece Danıştay tarafından avukatlık ücretinin avukata ait olduğunun, söz konusu ücretin kamu kaynaklarından ödenmeyen, avukatın varlığına bağlı olarak Avukatlık Kanunundan kaynaklanan bir hak olduğunun kabul edildiği ifade edilmiş olsa da,
Kamu idareleri ile temsilcileri arasındaki ilişki kamu görevliliği kapsamı içerisinde statüsel bir yapı ile tanımlanmış olup kamuda görev olan avukatlar ile serbest olarak çalışmakta olan avukatlar arasında bu statünün getirdiği bir takım farklılıklar mevcuttur. Kamuda görev alan diğer kamu görevlileri gibi kamu avukatlarının da sahip oldukları statülerine uygun olan mali hakları kanunlar ile düzenlenmektedir. Bir başka ifade ile kamu personelinin bir mali haktan faydalanabilmesi için bu hakkın kamu personelinin mali haklarını düzenleyen mevzuat hükümlerinde yer alması gerekmektedir. Her ne kadar vekalet ücreti 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında düzenlenmiş olan bir husus olsa da kamuda avukat olarak çalışanların vekalet ücretinden faydalanabilmeleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanun ve 659 sayılı KHK hükümleri esas alınarak gerçekleşmektedir. Nitekim kamu idaresi cevabında yer alan Danıştay Onbirinci Dairesinin Esas No: 2010/3912 ve Karar No:2010/10519 sayılı Kararı’nda da davaya konu vekalet ücretinin avukatlara ödenmesi gerektiği yönündeki kanaat 657 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine dayandırılmıştır.
Avukatlık vekalet ücretinin ödenmesi için bu ücretin salt Avukatlık Kanunu’nda yer almasının bu hakkın kamuda görev alan avukatlara ödenebilmesi için yeterli olmadığı değerlendirildiğinden ve Kurumun kuruluş tarihi itibariyle 657 sayılı Kanun’un 146’ıncı maddesinin ilgili hükmünün geçerli olmaması sebebiyle de Kurumda görevli avukatlara yapılacak vekalet ücreti ödemelerine ilişkin düzenleme yapılması gerekmektedir.
Sonuç itibarıyla; vekalet ücretinin dağıtılması başta olmak üzere Kurum tarafından yürütülecek hukuk hizmetlerinin usul ve esaslarına ilişkin yasal düzenleme yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.