ÖZET: Vekâleten atama uygulaması, kamu kurumlarında uzun yıllardır yaygın bir şekilde kullanılmakta olup, özellikle belediyelerdeki yönetici personelin büyük bir kısmı bu yöntemle görevlendirilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesine göre, memurların geçici ayrılışları durumunda yerlerine vekil atanabilmektedir. Ancak bu uygulama, yalnızca geçici ve istisnai hallerde başvurulması gereken bir yöntemdir. Vekâleten atanan kişilerin görev süreleri, makul bir süre ile sınırlı olmalı ve bu süre, asaleten atama için gerekli hazırlıkların tamamlanmasıyla belirlenmelidir. Aksi takdirde, vekâlet süresi aşılırsa, yapılan işlemler hukuken geçersiz sayılabilir.

Kamu hizmetlerinin sürekliliği açısından vekâlet atamaları, hizmet aksaklıklarını önlemek amacıyla kullanılmakta, ancak uzun süreli vekâlet uygulamaları iç kontrol sisteminde zafiyetler yaratmaktadır. Yapılan denetimlerde, birçok müdürlük kadrosunun vekâleten görevlendirildiği tespit edilmiştir. Bu durum, yöneticilerin görev sahiplenme düzeyini azaltarak, hizmet kalitesinde düşüşe yol açabilecek riskler doğurmaktadır. Kamu İdaresi, bu bulgulara ilişkin gerekli önlemleri alacağını belirtmiştir. Sonuç olarak, vekâleten atama uygulamasının, kanunun öngördüğü istisnai durumlarla sınırlı kalması gerektiği vurgulanmaktadır.

BULGU: Vekâleten Görevlendirmenin Genel ve Sürekli Bir Personel Atama Yöntemi Olarak Kullanılması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – İl Belediyesi

Belediye’de görevli yönetici personel olan müdürlüklerin büyük kısmının vekâleten atandığı ve bunun genellik ve süreklilik arz edecek şekilde uzun yıllardır devam ettiği görülmüştür.

Vekâleten atama 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre, memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilmektedir.

Ayrıca, sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilmektedir. Anılan Kanun hükmüne göre vekâleten görevlendirme, kamu hizmetlerinde sürekliliğin sağlanması amacıyla ancak belli koşullar halinde geçici ve istisnai hallerde başvurulabilecek bir yöntem olup, bu şekilde yapılan atamaların Devlet Memurları Kanunu’nun dayandığı sınıflandırma, kariyer ve liyakat ilkeleri çerçevesinde yapılacak asaleten atama usulüne alternatif oluşturacak biçimde genel ve uzun süreli yapılması mümkün değildir.

Öte yandan, kamu idarelerinin insan kaynakları politikası ve uygulamaları, etkin bir iç kontrol sistemi oluşturulması açısından da özem arz etmektedir. Bilindiği üzere, idarelerin iç kontrol sistemlerinin oluşturulmasında, izlenmesinde ve değerlendirilmesinde dikkate almaları gereken temel yönetim kurallarını göstermek ve tüm kamu idarelerinde tutarlı, kapsamlı ve standart bir kontrol sisteminin kurulmasını ve uygulanmasını sağlamak üzere Maliye Bakanlığı tarafından 26.12.2007 tarihli ve 26738 sayılı Resmi Gazete’de Kamu İç Kontrol Standartları Tebliği yayımlanmıştır. Anılan Tebliğ’de uluslararası standartlar ve iyi uygulama örnekleri çerçevesinde hazırlanan iç kontrol standartlarının sağlanmasına yönelik bir takım genel şartlar sıralanmaktadır ve bu şartlardan bazıları doğrudan idarelerin insan kaynakları politika ve uygulamalarını düzenleme amacı taşımaktadır. Bu kapsamda faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanmasına yönelik 11’inci Standartta, sadece gerekli hallerde ve usulüne uygun olarak vekil personel görevlendirilebileceği belirtilmektedir.

Vekâlet kurumu istisnai bir usul olduğundan, bu kuruma kısa dönemler için başvurulmalıdır. Vekâleten atanan kişinin görev süresi, makul bir süre ile sınırlı olmalıdır. Makul süre ile kastedilen, atama yapılacak kadronun gerektirdiği vasıflara haiz kamu görevlisinin, söz konusu kadroya asaleten atanması için yapılması gereken hazırlık ve atama işlemleri ile sınırlı olan süredir. Eğer, vekâleten atanan kamu görevlisi, makul süreyi aşacak şekilde asıl görevi ifa etmeye devam ederse, bu süreden sonra yaptığı işlemler yetkisizlik sebebiyle sakat olabilmektedir. Bazı kanunlarda bu konu hakkında azami süre öngören hükümler de bulunmaktadır.

Süreklilik özelliği, kamu hizmetlerinin en önemli özelliklerinden biridir. İdare sürekli iş başındadır. İdari işlemleri yapmaya yetkili kılınan görevliler mevzuat tarafından belirlenmiştir. Bir idari işlem, kural olarak, yetkili kişi tarafından yapılmalıdır. Yetkisiz kişi tarafından yapılan idari işlem hukuka aykırı olacaktır. Fakat, uygulamada kolaylığın sağlanması adına, yetkinin doğrudan kullanımına bazı istisnalar getirilmiştir. Bunlardan biri de vekâlet kurumudur. Vekâleten yapılan atamaların asıl amacı, kamu hizmetlerinin sunumunda aksaklıkların önlenmesidir. Danıştay verdiği kararlarında çoğunlukla, vekâleten veya tedviren atanan vekilin, asıl kamu görevlisinin şartlarını taşımadığı durumlarda, kendisine vekâlet aylığı ödenemeyeceğini vurgulamaktadır.

Dolayısıyla vekâlet kurumuna, istisnai durumlarda, geçici olarak başvurulmalıdır. Kadrolara yapılacak atamalarda esas olan, mevzuatla tayin edilen koşulları taşıyan kişilerin, liyakat ve kariyer ilkeleri doğrultusunda atanmalarıdır. Vekâleten atanacak kişi, öncelikli olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda bulunan genel koşulları taşımalı; bununla birlikte, vekâlet edilecek kadro ya da görevle ilgili, mevzuatta bulunan özel koşullara da sahip olmalıdır.

Vekâlet kurumu istisnai bir uygulama olduğundan, bu kuruma kısa dönemler için başvurulmalıdır. Vekâleten atanan kişinin görev süresi makul süreyi geçmemelidir. Ancak İdarede, vekâleten atanan kamu görevlileri uzun dönemler boyunca bu görevde bulunduğu görülmektedir.

Diğer yandan uzun yıllar vekaleten görevlendirme uygulamasının devamı, iç kontrol sistemi açısından da zafiyet oluşturmaktadır.

Yapılan incelemede, İdarenin yönetim kademesinde görev yapmakta olan müdürlük kadrosunun büyük kısmının vekâleten görevlendirildiği tespit edilmiştir. İdare tarafından vekâleten atama uygulaması, yönetim kademesindeki personel bakımından genel ve sürekli bir görevlendirme yöntemi olarak kullanılmaktadır. İdare tarafından yapılan bu uygulama, yöneticilerin personel üzerindeki etkilerinin azalması sonucu gerek yöneticiler, gerekse personel tarafından görevlerin sahiplenilme düzeyinin azalması; yetkilerin kullanılması ve sorumlulukların yerine getirilmesinde yaşanılan tereddütler nedeniyle hizmet kalitesinin düşmesi gibi bir takım risklere yol açmaktadır.

Kamu İdaresi cevabında özetle, bulgu konusu tespite iştirak etmiş ve bundan sonra konu ile ilgili gerekli hassasiyetin gösterileceğini ifade etmiştir.

Sonuç olarak, 657 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesinde düzenlenen vekâleten görevlendirmenin, kanun koyucunun amacından farklı olarak, yönetici kadrolar açısından genellik ve süreklilik arz edecek biçimde kullanılmasının önüne geçilmesi gerekmektedir.