ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, büyükşehir bağlı idarelerinin vekâleten veya tedviren görevlendirme uygulamalarını yaygınlaştırdığını ortaya koymuştur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesi, memurların çeşitli nedenlerle geçici olarak görevden ayrılmaları durumunda vekil atamalarını düzenlemekte, vekaletin asıl olarak aylıksız yürütülmesi gerektiğini belirtmektedir. Ancak, tedviren görevlendirme uygulamasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu uygulama, yalnızca 1987 yılında Maliye ve Gümrük Bakanlığı tarafından yayımlanan bir genel tebliğe dayanmaktadır.

İdarelerin müdürlük kadrolarına yapılan atamalarda, 48 şube müdürlüğünden 32’sinin vekâleten veya tedviren yürütüldüğü tespit edilmiştir. Uzun süreli vekalet uygulamaları, uzmanlaşmayı engelleyerek çalışma verimliliğini düşürmektedir. Danıştay’ın kararları, vekâleten yürütmenin yalnızca geçici durumlarda başvurulması gereken bir yöntem olduğunu vurgulamaktadır. Tedviren görevlendirmelerin ise, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde sürekli bir uygulama haline gelmesi, 657 sayılı Kanun’un kariyer ve yeterlilik ilkelerine aykırıdır.

Kamu idaresi, tedviren yürütülen görevlendirmelerin sona erdirilmesi için düzeltici adımlar atıldığını ve görevde yükselme sınavları için çalışmaların başlatılacağını bildirmiştir. Bu bağlamda, görevlerin asaleten, vekâleten ya da ikinci görev olarak yürütülmesi mümkünken, tedviren görevlendirmelere son verilmesi ve vekalet uygulamalarının istisnai durumlarla sınırlı kalması gerektiği değerlendirilmektedir.

BULGU: Vekâleten veya Tedviren Görevlendirmenin Genel Uygulama Haline Getirilmesi

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Bağlı İdaresi

İdarenin vekâleten veya tedviren görevlendirmeyi genel uygulama haline getirdiği görülmüştür.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86’ncı maddesinde memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabileceği, bir görevin memurlar eliyle vekâleten yürütülmesi halinde aylıksız vekâletin asıl olduğu belirtildikten sonra, devamında gelen dördüncü fıkrasında aynı kurumdan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekâlet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla, veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığının ödeneceği belirtilmiştir. Süreklilik arzeden kamu hizmetlerinin herhangi bir nedenle kesintiye uğramaması için gerek geçici olarak, gerekse sürekli olarak boşalan kadroların “vekalet” yoluyla doldurularak hizmetin aksaması önlenmiş olmaktadır.

Tedviren görevlendirmenin ise yasal bir dayanağı yoktur. Ne devlet memurlarına uygulanacak genel kanun niteliğinde olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda ne de Devlet Memurları Kanunu’nun kapsamı dışında kalan diğer kamu görevlilerinin kendi özel kanunlarında tedviren görevlendirme şeklinde bir görevlendirme usulü bulunmaktadır. Tedviren görevlendirme usulünün dayanağı 1987 yılında Maliye ve Gümrük Bakanlığınca çıkarılan 99 Seri No.lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği’dir. Bu Tebliğin 1’inci maddesinde bir görevin vekâleten yürütülmesi halinde, bu görevi vekâleten yürütecek olanların asıl memurda aranan şartlara sahip olmaları gerektiği belirtilmiş ardından 2’nci maddeyle asılda aranan şartlara sahip vekil memur bulunamadığı takdirde, o görevin öncelikle varsa yardımcıları yoksa asilde aranan niteliklere en yakın personel tarafından tedviren gördürülebileceği belirtilmiştir.

İdarenin müdürlük kadrolarına görevlendirmeleri incelendiğinde; toplam 48 şube müdürlüğü kadrosunun 32’sinin vekaleten veya tedviren yürütüldüğü, tespit edilmiştir.

Bir görevin uzun süre vekâleten yürütülmesi veya sık sık görev değişikliği yapılmasının uzmanlaşmayı engelleyeceği, çalışma verimini düşüreceği açıktır. Danıştay 5’inci Dairesinin 17.09.2003 tarih ve Esas: 2003/868, Karar: 2003/3533 sayılı kararında kamu görevlerinin vekâleten yürütülmesinin, ancak hizmetin gerektirdiği durumlarda geçici olarak başvurulacak bir yol olduğu, Kanunda “tedviren görevlendirme veya atama” şeklinde bir usul öngörülmemiş olup; uygulamada, asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunmadığı hallerde, idarelerce hizmetin aksamadan yürütülebilmesi bakımından herhangi bir şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görev asilde aranan şartlara en yakın personel arasından tedviren görevlendirme yapılmakta ve idari görev bu şekilde yürütüldüğü, buna göre, vekâleten ve tedviren görevlendirmenin geçici ve istisnai durumlarda başvurulan bir yol olduğu, tedviren görevlendirilen personelin o kadro için öngörülen şartları da taşımadığı göz önüne alındığında, kamu hizmetlerinin tedviren ya da vekaleten yürütülmesini sürekli hale getirecek şekilde uygulama yapılamayacağı, bu yöndeki işlemlerin 657 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde ifadesini bulan kariyer ve yeterlilik ilkelerine de aykırı olacağı belirtilmiştir

Birim müdürlükleri sürekli ve asli görevli kuruluşlar olduğundan güvenli ve istikrarlı görev yürütülebilmesi için birimlerden sorumlu kimselerin memur güvencesi ile çalışmaması, İdare personelinin görevde yükselmelerinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4, 33 ve 68’inci maddeleri ile Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik hükümleri gereğince işlem yapılmaması mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.

Kamu idaresi cevabında özetle, tedviren yürütülen görevlendirmelerin sona erdirilmesi için düzeltici işlem tesis edilmekte olduğunu, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavı açılması yönünde gerekli çalışmaların başlatılacağını belirtmiştir.

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, bir görevin asaleten, vekâleten ya da ikinci görev olarak yürütülmesi mümkün olacağından ve 657 sayılı Kanun ve değişikliklerinden “tedviren” görevlendirme adı altında bir görevlendirmeye yer verilmediğinden, bu kadrolara yapılan görevlendirmelerin 657 sayılı Kanun çerçevesinde yapılması ve “tedviren” görevlendirme işlemlerine son verilmesi, vekaleten görevlendirmelerin ise genel bir uygulama arz etmemesi gerektiği değerlendirilmektedir.