ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, İl Belediyesinin kamu idaresi olarak gelirlerle ilgili yasal süreçleri yeterince yerine getirmediğini ortaya koymuştur. Kamu idarelerinin alacaklarının tarh, tebliğ ve tahakkuk işlemleri, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. AATUHK’nın ilgili maddeleri, alacakların tahsilatında izlenmesi gereken adımları belirlemektedir. Bu süreçler, borçluya ihbarname düzenlenmesi, ödeme emri tebliği ve gerekli durumlarda haciz işlemlerinin başlatılmasını içermektedir.

Yapılan incelemeler, kamu idaresinin yalnızca ödeme emri tebliği gerçekleştirdiğini, ancak haciz varakası düzenleyerek sürecin devamını sağlamadığını göstermiştir. Bu durum, alacakların tahsilatında gecikmelere ve hukuki sorunlara yol açabilir. Kamu idaresi, gelirlerin etkin bir şekilde tahsil edilmesi için yasal süreçleri eksiksiz bir şekilde uygulamak zorundadır. İlgili süreçlerin zamanında işletilmemesi, idari ve cezai yaptırımlara neden olabilecektir.

Kamu idaresi, gelecekteki işlemlerinde, ödeme emri tebliğinden sonra borcun ödenmemesi durumunda haciz varakası düzenleyerek gerekli takip işlemlerini yapacağını belirtmiştir. Bu bağlamda, gelirlerin tahsilatında mevzuatta belirtilen süreçlerin titizlikle uygulanması büyük önem taşımaktadır.

BULGU: Vergi Usul Kanunu’na ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a Göre İzlenmesi Gereken Yasal Süreçlerin Yerine Getirilmemesi

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – İl Belediyesi

Kamu İdaresince gelirlere ilişkin olarak, izlenmesi gereken yasal süreçlerin tam olarak yerine getirilmediği görülmüştür.

Kamu İdarelerinin alacaklarının tarh, tebliğ ve tahakkuk işlemlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK), takip ve tahsil işlemlerinin ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) hükümleri doğrultusunda yapmaları gerektiği belirlenmiştir.

AATUHK’nin sırasıyla 37, 55, 54, 60, 62, 64, 84, 90, 75, 76, 111, 114 ve 115’inci maddelerinde tahsilata ilişkin olarak idarelerce izlenmesi gereken kanuni süreçler belirtilmiştir. Bu maddelerde özetle aşağıda yer alan hususlar hüküm altına alınmıştır:

Öncelikle amme borçlusuna bir “ihbarname” düzenlenir ve ihbarname tebliğ edildikten sonra 1 ay içinde ödeme yapılması istenir. Buna rağmen ödeme yapılmazsa borçluya 15 gün içinde borçlarını ödemesi veya mal bildiriminde bulunması için bir “ödeme emri” düzenlenerek tebliğ edilir. Düzenlenen ödeme emrinde kişiye, borcunu zamanında ödemez veya mal bildiriminde bulunmazsa borcunun cebren tahsil edileceği ve mal bildiriminde bulununcaya kadar 3 ayı geçmemek üzere hapis ile cezalandırılacağı, mal bildirimini gerçeğe aykırı surette yaptığı takdirde ise 3 aydan 1 yıla kadar hapis ile cezalandırılacağı bildirilir.

Ödeme emri üzerine hala ödeme yapılmamış ise “haciz varakası” düzenlenerek haciz işlemlerine başlanır. Bu kapsamda “mal varlığı araştırması” yapılır. Yapılan mal varlığı araştırmaları sonucunda adına trafik veya tapu sicil müdürlüklerinde araç ve/veya taşınmaz varlık tespit edilen yükümlüler hakkında, Kanun’un 84 ve 90’ıncı maddeleri uyarınca “satış işlemleri” nin başlatılması zorunludur.

Ancak yapılan mal varlığı araştırması sonucu, borçlunun mal varlığının olmadığının tespiti veya haczedilen malların alacağı karşılayamayacağının kesin olarak anlaşılması halinde borçlu aciz halinde sayılır. Bu durumda bir “aciz vesikası” düzenlenerek borçlunun mali durumunun zamanaşımı süresi içinde devamlı takip edilmesi gerekmektedir. Aciz Vesikası, 6183 sayılı AATUHK’nin 75’inci maddesinde düzenlenen “aciz fişi” nin İcra ve İflas Kanunu’ndaki karşılığıdır. Bununla, borçlu için yirmi yıl süreyle zamanaşımı işlemez (durur). Yani borç, yirmi yıl geçince zamanaşımına uğrar.

Yapılan tüm bu işlemler neticesinde hala borçlu borcunu ödemiyor veya borçluya ulaşılamıyorsa artık idarenin yapması gereken, AATUHK’nin 110 ila 114’üncü maddelerde yazılı suçlar için alacaklı amme idaresinin o mahaldeki en büyük memuru (illerde vali, ilçelerde kaymakam) tarafından Cumhuriyet Savcılığına ihbar yükümlülüğünü yerine getirip bu alacakların artık Cumhuriyet Savcılığı tarafından takibini sağlamaktır.

AATUHK kapsamında takip edilecek olan bütün alacaklar için ödeme emri düzenlemek zorunludur. Aksi takdirde ödeme emri ile istenmeyen ve kesinleşmeyen bir kamu alacağının ilgilisinden cebri icra yolu ile tahsili hukuken mümkün olamayacaktır. Ödeme emrinin kesinleşmesi ile cebri icra işlemlerine başlanması için ise haciz varakasının düzenlenmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte Kanun’da öngörülen satış işlemlerine zamanında başlanmaması ve komisyon kurulmaması halinde yapılan hacizler düşecektir. Haczin düşmesi ve zamanında kamu alacağının tahsil edilmemesi halinde ise idari, mali ve cezai yaptırımlar söz konusu olacaktır.

Yapılan incelemelerde, Kamu İdaresi tarafından alacaklara ilişkin AATUHK hükümlerinden sadece ödeme emri tebliğinin yapıldığı, bunun dışında “haciz varakası” düzenlenerek mevzuatta belirtilen sürecin işletilmediği tespit edilmiştir.

Kamu İdaresi cevabında, süreçle ilgili işlemlerde bundan böyle cebren takiple ilgili olarak ödeme emri tebliği sonrasında borcun ödenmemesi ve mal bildiriminde bulunulmaması durumunda haciz varakası düzenlenerek cebren takiple ilgili gerekli işlemler yapılarak takipli alacaklarda etkinlik sağlanacağı ifade edilmiştir.

Kamu İdaresince, gelirlerin tahsilatının sağlanması amacıyla mevzuatta belirtilen süreçlerin işletilmesi gerekmektedir.