ÖZET: İdarelerin bazı mal ve hizmet alımlarında yaklaşık maliyet hesaplamalarının yeterince sağlıklı bir şekilde yapılmadığı tespit edilmiştir. Kamu İhale Kurumu’nun tanımına göre, yaklaşık maliyet, ihale onay belgesi düzenlenmeden önce gerçekleştirilen fiyat araştırmalarıyla belirlenen, KDV hariç hesaplanan ve dayanaklarıyla birlikte sunulan bir bedeldir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, idarelerin ihale süreçlerinde saydamlık, rekabet ve kaynakların verimli kullanımı gibi temel ilkelere uymalarını zorunlu kılmaktadır. Ancak yapılan incelemeler, birçok ihalede yaklaşık maliyet ile sözleşme bedeli arasında yüksek sapmalar olduğunu göstermektedir.

İdare, yaklaşık maliyetin ihale sürecinde bağlayıcı bir unsur olmadığını ve firmaların kendi ekonomik koşullarına göre teklif sunduğunu savunmaktadır. Ancak bu yaklaşım, Kamu İhale Kanunu’nun yaklaşık maliyete yüklediği işlevi göz ardı etmektedir. Yaklaşık maliyetin doğru bir şekilde belirlenmesi, ihale sürecinin birçok aşamasında kritik öneme sahiptir. Yüksek sapma oranları, yaklaşık maliyetlerin piyasa gerçeklerinden uzak olduğunu ve eksik fiyat araştırmalarına dayandığını ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, yaklaşık maliyet hesaplamalarının, ihale süreçlerine doğrudan etkisi bulunduğundan, idarelerin bu hesaplamaları daha gerçekçi ve sağlıklı bir şekilde yapmaları gerekmektedir. Bu durum, ilan süreleri, teminat tutarları ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi gibi birçok kritik unsuru etkilemektedir. Dolayısıyla, 4734 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde kapsamlı fiyat araştırmaları yapılması büyük önem taşımaktadır.

BULGU: Yaklaşık Maliyet Hesaplamalarından Bazılarının Rayiç Bedeli Yansıtmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Bağlı İdaresi

İdarenin bazı mal veya hizmet alımlarında yaklaşık maliyeti sağlıklı olarak belirlemediği görülmüştür.

Kamu İhale Kurumu tarafından yayımlanan Kamu İhale Terimler Sözlüğünde; Yaklaşık maliyet: “İhale onay belgesi düzenlenmeden önce idarece her türlü fiyat araştırması yapılarak, Katma Değer Vergisi (KDV) hariç olmak üzere hesaplanan ve dayanakları ile birlikte bir hesap cetvelinde gösterilen, ihale konusu işin/alımın öngörülen bedeli ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel İlkeler” başlıklı 5’inci maddesine göre idareler, yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur.

4734 sayılı Kanun’un “Yaklaşık maliyet” başlıklı 9’uncu maddesinde ise; mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihalesi yapılmadan önce idarece, her türlü fiyat araştırması yapılarak katma değer vergisi hariç olmak üzere yaklaşık maliyetin belirleneceği ve dayanaklarıyla birlikte bir hesap cetvelinde gösterileceği hüküm altına alınmıştır.

İhaleli işlere ilişkin uygulama yönetmeliklerinde yaklaşık maliyetle alakalı tüm hususlara ayrıntılı olarak yer verilmiştir. İlgili yönetmeliklerde yaklaşık maliyetin hesaplanmasına esas miktar ve fiyatların tespitine ilişkin maddelerde, kullanılabilecek fiyat ve/veya rayiçler sayılmış ve idarenin bunlardan birini, birkaçını veya tamamını herhangi bir öncelik sırası olmaksızın kullanabileceği ifade edilerek yaklaşık maliyetin gerçeğe en yakın şekilde oluşturulabilmesi açısından idarelere geniş bir inisiyatif tanınmıştır.

Yapılan incelemede, İdare tarafından ihalesi gerçekleştirilen birçok işe ilişkin yaklaşık maliyetin sağlıklı bir şekilde belirlenmediği, yaklaşık maliyet ile sözleşme bedeli kıyaslandığında sapma oranının yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Tablo 10: Yaklaşık Maliyet ile Sözleşme Bedeli Kıyaslandığında Yaklaşık Maliyetten Sapma

2024/241407 182.000.000,00 105.000.000,00 42,31
2024/232553 7.828.902,00 4.550.000,00 41,88
2024/1020744 2.778.120,00 1.632.720,00 41,23
2023/1224543 1.545.408,00 908.946,00 41,18
2024/729438 7.587.763,00 4.464.000,00 41,17
2023/1601868 2.000.000,00 1.178.000,00 41,10
2024/52293 1.611.373,00 952.690,00 40,88
2024/417226 4.819.700,00 2.850.000,00 40,87

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından, yaklaşık maliyetin ihale sürecinde bağlayıcı bir unsur olmadığı, firmaların kendi ekonomik koşullarına göre teklif sundukları, elektronik eksiltme yöntemi ile sözleşme bedellerinin düşmesinin doğal bir sonuç olduğu ve bunun kamu yararı sağladığı ifade edilmiştir. Ancak bu yaklaşım, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ilgili ikincil mevzuatın yaklaşık maliyete yüklediği işlevi göz ardı etmekte ve kamu ihale süreçlerinin temel ilkeleriyle örtüşmemektedir.

Öncelikle vurgulamak gerekir ki, 4734 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi uyarınca, yaklaşık maliyetin ihale öncesinde her türlü fiyat araştırması yapılarak, Katma Değer Vergisi hariç şekilde belirlenmesi ve dayanaklarıyla birlikte bir hesap cetvelinde gösterilmesi zorunludur. Bu düzenleme, yaklaşık maliyetin yalnızca rehberlik eden bir unsur değil; ihale sürecinin birçok aşamasında belirleyici bir teknik gereklilik olduğunu ortaya koymaktadır.

İdarenin, elektronik eksiltme yöntemi sonucunda oluşan düşük sözleşme bedellerini kamu yararının bir göstergesi olarak değerlendirmesi, yaklaşık maliyetin doğru belirlendiği anlamına gelmemektedir. Zira elektronik eksiltme, yalnızca rekabetin artırılmasına yönelik bir yöntem olup, yaklaşık maliyetin gerçeğe en yakın biçimde tespit edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Tam tersine, tespit edilen sapma oranlarının bu denli yüksek olması, yaklaşık maliyetlerin piyasa gerçeklerinden uzak ve eksik fiyat araştırmalarına dayalı biçimde belirlendiğini göstermektedir.

Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesinde yer verilen temel ilkeler doğrultusunda; saydamlık, rekabet, eşit muamele ve kaynakların verimli kullanımı esastır. Yaklaşık maliyetin gerçekçi şekilde belirlenmemesi, ihale sürecinin planlama aşamasında bu ilkelere aykırı durumlar doğurmakta; ödenek ihtiyacının yanlış tespitine, teminat oranlarının hatalı belirlenmesine ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesinde objektiflikten sapmalara neden olabilmektedir.

Bu bağlamda yaklaşık maliyetin yalnızca öngörü niteliğinde değil, ihale sürecinin her aşamasında etkili olan teknik ve hukuki bir unsur olduğu açıktır. Hesaplamaların piyasa koşullarıyla uyumlu yapılmaması, sistemin doğasından değil, uygulamadaki yetersizliklerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, 4734 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde daha kapsamlı fiyat araştırmaları yapılmak suretiyle yaklaşık maliyetlerin gerçekçi biçimde belirlenmesi büyük önem arz etmektedir.

Nitekim, Kanun’un çeşitli hükümlerinde yaklaşık maliyetin; ilan sürelerinin ve geçici teminat tutarının belirlenmesi, ödenek planlaması, ihale usulünün seçilmesi, doğrudan temin uygulamaları, yeterlilik kriterleri, sınır değer hesabı, aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi, yerli isteklilere fiyat avantajı sağlanması ve kesin teminat oranlarının belirlenmesi gibi birçok kritik unsurda doğrudan etkili olduğu açıkça düzenlenmiştir.

Sonuç olarak, yaklaşık maliyet hesabı; ihale iş ve işlemlerine doğrudan etki ettiğinden, ihale konusu işin veya alımın öngörülen bedelinin İdare tarafından daha sağlıklı ve gerçeğe uygun biçimde belirlenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.