İşyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali ile kapatma işlemlerinin yetki aşımına ilişkin hukuki değerlendirme ve Danıştay’ın karar süreci (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali konusunda yetki aşımına ilişkin bir uyuşmazlığı değerlendirmiştir. İdare Mahkemesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali için belediye başkanı tarafından karar alınması gerektiğini belirtmiş, ancak işyeri faaliyetinin kapatılması yönündeki işlemin belediye encümeni tarafından tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Ancak, Danıştay, işyeri ruhsatının iptaline dair kesinleşmiş […]

→

Ecrimisil alacağının tahsilinde, borcun doğduğu dönemde yönetim kurulu üyesi olmayan kişinin kanuni temsilci olarak sorumlu tutulamayacağı kararı (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, ecrimisil alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar vermiştir. Dava, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen bir ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır. Mahkeme, borcun doğduğu dönemde davacının derneğin yönetim kurulu üyesi olmadığını ve dolayısıyla kanuni temsilci sıfatını haiz olmadığını belirlemiştir. Bu durum, davacının borçtan sorumlu […]

→

Kanuni temsilci olmayan yönetim kurulu üyesinin ecrimisil borcundan sorumlu tutulamayacağına dair içtihat oluşturulması (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, ecrimisil alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrinin iptali istemini değerlendirirken, davacının dernekteki yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen, borcun doğduğu dönemde kanuni temsilci olmadığını tespit etmiştir. İdare Mahkemesi, davacının temsil yetkisinin başka üyeler tarafından kullanıldığını belirlemiş ve bu nedenle davacının 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağına karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi, […]

→

Amme alacaklarının tahsilinde kanuni temsilcilerin, görevde olmadıkları dönemdeki eylemlerden sorumlu tutulamayacağı değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, ecrimisil alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Dava konusu olan ödeme emri, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacı adına düzenlenmiş, ancak davacının, alacağın doğduğu tarihlerde derneğin kanuni temsilcisi olmadığı belirlenmiştir. Davacı, 21/05/2014 tarihinden sonra yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen, temsil yetkisi başka üyelere verilmiş […]

→

Kanuni temsilci olmayan yönetim kurulu üyesinin ecrimisil borcundan sorumlu tutulamayacağı ve ödeme emrinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, ecrimisil alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrinin iptaline ilişkin davada, borcun doğduğu dönemde davacının kanuni temsilci olup olmadığını değerlendirmiştir. 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi gereğince, bir tüzel kişiliğin borçlarından kanuni temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için, borcun doğduğu tarihlerde temsilci olma şartı aranmaktadır. Davacı, derneğin yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen, temsil yetkisi başka üyeler […]

→

Danıştay’ın bilirkişi raporuna itiraz hakkının usulsüz tebligat iddiasıyla sınırlandırılması ve adil yargılanma hakkının ihlali konusundaki değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca, idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenmesinin belirli sebeplerle mümkün olduğunu belirtmiştir. Temyiz edilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, davacı tarafın ileri sürdüğü temyiz nedenlerinin ise kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı ifade edilmiştir. Dava sürecinde, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etme imkanının […]

→

Ecrimisil alacağının tahsilinde kanuni temsilcinin borcun doğduğu dönemde temsil yetkisine sahip olması gerektiği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, ecrimisil alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrinin iptali istemini değerlendirmiştir. Dava konusu borcun, belirli bir döneme ait olduğu ve bu dönemde derneğin yönetim kurulu üyeleri arasında temsil yetkisinin başka kişilere devredildiği tespit edilmiştir. Bu nedenle, davacının borcun doğduğu dönemde derneğin kanuni temsilcisi olmadığı, dolayısıyla kamu alacağının doğmasında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı […]

→

Danıştay’ın temyiz başvurusunda idare ve vergi mahkemesi kararlarının bozulma şartları ile adil yargılanma hakkının ihlali iddialarının değerlendirilmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, temyiz başvurusunu değerlendirirken, idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen sebeplerle bozulabileceğine dikkat çekmiştir. Temyiz edilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, davacı tarafın ileri sürdüğü temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporunun usulsüz tebliğ edildiği ve bu nedenle […]

→

Disiplin cezası ve ceza hukuku farklılıkları: Beraat kararı disiplin cezasını engellemez, emniyet müdürüne disiplin cezası uygulanabilirliği. (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, bir emniyet müdürünün disiplin cezasına ilişkin uyuşmazlıkta, davacının “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” suçundan beraat etmesinin, disiplin cezası uygulanmasına engel oluşturmayacağına karar vermiştir. Mahkeme, disiplin hukuku ile ceza hukuku arasındaki farklılıkları vurgulayarak, beraat kararının disiplin cezası açısından geçersiz olduğunu belirtmiştir. Davacının, görevini kötüye kullanarak bir turizm şirketine menfaat sağladığına […]

→

Ecrimisil alacağının tahsili için borcun doğduğu dönemde kanuni temsilci olmayan kişinin sorumluluğu değerlendirilmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, ecrimisil alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrinin iptali istemini değerlendirmiştir. Dava konusu borcun, … Derneği’nin 01/11/2011-22/12/2014 tarihleri arasındaki döneme ait olduğu ve derneğin yönetim kurulu kararlarıyla temsil yetkisinin başka üyelere verildiği tespit edilmiştir. Bu durum, davacının borcun doğduğu dönemde derneğin kanuni temsilcisi olmadığını göstermektedir. 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi gereğince, […]

→

Temyiz edilen kararın usul ve hukuka uygunluğu ile adil yargılanma hakkının ihlali iddialarının değerlendirilmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi çerçevesinde, idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Temyiz edilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, davacının ileri sürdüğü temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Hakkaniyete uygun bir yargılama için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin sağlanması […]

→

İşyeri ruhsatı olmadan faaliyette bulunmanın ticaret ve sanattan men işlemi üzerindeki hukuki etkisi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, Eskişehir ili Odunpazarı ilçesindeki bir işyerinin ticaret ve sanattan men edilmesine ilişkin işlemin hukuka uygunluğunu değerlendirmiştir. Davacı, işyeri açma ve çalışma ruhsatı başvurusunun reddine karşı açtığı davada, İdare Mahkemesi tarafından bu reddin iptaline karar verilmiştir. Ancak, Danıştay, bu iptal kararının davacının işyerinin ruhsatlı sayılması anlamına gelmediğini ve ruhsat olmadan faaliyette bulunduğu […]

→

Danıştay’ın belediyenin işyeri denetim yetkisini gıda güvenliği ve hijyen açısından değerlendirmesi ile ruhsat iptaline ilişkin hukuki çerçeve analizi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, Karaman ili Sarıveliler ilçesindeki bir ekmek fırınına ait işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali üzerine yapılan temyiz başvurusunu değerlendirmiştir. İdare Mahkemesi, belediyenin ruhsat iptal yetkisini, gıda güvenliği ve hijyen konularında yetkisiz olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir. Ancak, Danıştay, belediyenin işyeri denetim yetkisini, genel sağlık ve hijyen kurallarına uyulup uyulmadığını kontrol etme çerçevesinde değerlendirmiştir. Dava […]

→

Akaryakıt istasyonu ruhsatı için imar planında uygun fonksiyon şartı ve kazanılmış hak iddiasının geçersizliği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, akaryakıt istasyonu ruhsatının verilmesi için ilgili taşınmazın imar planında akaryakıt istasyonu fonksiyonuna ayrılmış olması gerektiğini vurgulamıştır. Yapılan incelemede, uyuşmazlık konusu taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak imar planında yer almadığı ve dolayısıyla ruhsat verilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme, ruhsatın verilmesinin 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu belirterek, […]

→

Hazineye ait taşınmazın fuzulen işgali nedeniyle ecrimisil bedelinin hesaplanmasında önceki dönem değerlerinin dikkate alınmaması hukuka aykırılık oluşturur (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, Hazineye ait taşınmazın fuzulen işgali nedeniyle davacı şirketten istenen ecrimisil bedelinin hesaplanmasında hukuka aykırılık tespit etmiştir. Dava, Antalya’daki bir taşınmazın 14.453,48 m²’lik kısmının turistik tesis olarak işgal edilmesi üzerine açılmıştır. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak ecrimisil bedelini belirlemiş, ancak daha önceki dönemlerdeki ecrimisil birim değerlerinin kesinleştiği ve bu değerlerin dikkate alınmadan […]

→