Kamu görevlisinin sendika kararıyla nöbete gelmemesi nedeniyle idare mahkemesi kararının hukuka uygunluğu ve temyiz isteminin reddi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi çerçevesinde, idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulmasının yalnızca belirli sebeplerle mümkün olduğunu belirtmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacının nöbet görevine gelmeme nedeninin sendika kararına dayandığı ve bu durumun kamu görevlilerinin haklarının korunması amacı taşıdığı ifade edilmiştir. İdare Mahkemesi, Danıştay İdari Dava Daireleri […]

→

Sendikal eylem kapsamında nöbet görevine gitmeyen aile hekimine verilen ihtar puanının hukuka aykırılığı ve sendikal hakların korunması değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, davacının aile hekimi olarak görev yaptığı dönemde, sendikal eylem kapsamında nöbet görevine gitmemesi nedeniyle aldığı ihtar puanının iptali talebini incelemiştir. İdare Mahkemesi, davacının eyleminin sendikal faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir. Ancak Danıştay, davacının göreve gelmeme nedeninin sendika kararına dayandığını ve bu kararın, aile hekimlerine yönelik zorunlu nöbet uygulamasına karşı ekonomik ve […]

→

Mülki idare amiri değerlendirme raporunun iptali için somut bilgi eksikliği ve not uyumsuzluğu değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, davacı tarafından açılan davada, 2007 yılı Mülki İdare Amiri Değerlendirme Raporunun iptali istemini incelemiştir. İlk derece mahkemesi, davacının sicil raporunun yüksek not almasına rağmen, değerlendirme raporunun düşük bir notla “yeterli” olarak belirlenmesini, iki rapor arasındaki uyumsuzluk ve davalı idarenin somut bilgi ve belge sunamaması nedeniyle iptal etmiştir. Davalı idare, değerlendirme raporlarının […]

→

Kamu görevlisinin görevden alınmasının kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bulunarak Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırılığı (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, kamu görevlilerinin atama işlemlerinin, kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Davacı, İtfaiye Daire Başkanı olarak görev yaparken, herhangi bir disiplin cezası veya olumsuz bir değerlendirme olmaksızın Zabıta Daire Başkanlığı emrine uzman olarak atanmıştır. Danıştay, davacının geçmiş hizmetlerinin ve kariyerinin, atandığı görevle uyumlu olduğunu, dolayısıyla görevden alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. […]

→

İdarenin atama işlemlerinde takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu ve yargı denetimine tabi olduğu değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, davacının İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ndeki uzmanlık atamasının iptali istemiyle açtığı davada, Bölge İdare Mahkemesi’nin kararını temyiz incelemesine tabi tutmuştur. Mahkeme, davacının daire başkanı olarak görev yaptığı süre zarfında hakkında herhangi bir disiplin cezası veya soruşturma bulunmadığını, dolayısıyla idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde kullanmadığını belirterek, […]

→

İdarenin takdir yetkisi kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup, görevden alma işlemi hukuka aykırı bulundu. (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, davacının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Raylı Sistem Daire Başkanı olarak görev yaptığı süre zarfında hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma açılmadığını, disiplin cezası almadığını ve görevinde başarısız olduğuna dair nesnel bilgi bulunmadığını belirterek, davacının görevden alınmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. İdareye, personel atamalarında takdir yetkisi tanınmış olsa da, bu yetkinin […]

→

Görevde yükselme sınavında önceki hizmet sürelerinin dikkate alınmaması ve başvurunun reddinin hukuka uygunluğu (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, Ordu Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığında şef olarak görev yapan davacının, şube müdürü kadrosu için yapılan görevde yükselme sınavına başvurusunun reddedilmesine ilişkin kararı incelemiştir. Davacı, 6360 sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığına atandığı için, daha önceki hizmet sürelerinin değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Ancak, Danıştay, İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği […]

→

Davacının meslekten çıkarma cezası ve memuriyetin sona erdirilmesi işlemlerinin iptali talebinin net olmaması nedeniyle idare mahkemesi kararının hukuka aykırı bulunması (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Daire, davacının meslekten çıkarma cezası ve memuriyetinin sona erdirilmesi işlemlerinin iptali talebinin net ve anlaşılır olmadığını belirterek, İdare Mahkemesi’nin davayı açıktan atama koşulları çerçevesinde inceleyerek reddetmesini hukuken isabetsiz bulmuştur. Davacı, meslekten çıkarma cezasının ve memuriyetinin sona erdirilmesi işlemlerinin iptali için başvuruda bulunmuş, ancak İdare Mahkemesi, adli mahkumiyetin kaldırılmasının disiplin cezasını etkilemeyeceği gerekçesiyle […]

→

Kamu zararının tespiti sonrası alacakların rızaen veya sulhen ödenmesi gerektiği ve maaştan kesinti için yasal süreçlerin izlenmesinin zorunluluğu (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, Atakum Belediyesi adına kesilen para cezasının, davacıya herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın ve bildirim yapılmadan maaşından kesilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. İdare Mahkemesi, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde, kamu zararının tespit edilmesi durumunda, ilgili alacakların rızaen veya sulhen ödenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, davacının […]

→

Danıştay’ın bozma kararına uygun Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz başvurusunun hukuki geçerliliği ve imara aykırılık iddiaları (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, temyiz başvurusunu değerlendirirken, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50/4. maddesi çerçevesinde, Bölge İdare Mahkemesi kararlarının Danıştay tarafından bozulması durumunda, yeniden verilecek kararlara karşı yapılacak temyiz başvurularının incelenebileceğini belirtmiştir. Bu bağlamda, Bölge İdare Mahkemesi’nin Danıştay Onuncu Dairesi’nin bozma kararına uygun hareket ettiği tespit edilmiştir. Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin, […]

→

Ecrimisil hesaplamasında taşınmazın konumu ve emsal kira bedellerinin dikkate alınması gerekliliği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, İstanbul ili, Eyüp ilçesinde Hazineye ait bir taşınmazın işgali nedeniyle ecrimisil talebine ilişkin bir davayı incelemiştir. Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak, işgal edilen taşınmazın boş bahçe olduğunu ve belirlenen ecrimisil bedelinin emsal taşınmazların rayiç bedellerinin çok altında kaldığını tespit etmiştir. Dava konusu taşınmaz için 2008 yılı için 2,50 TL/m² birim bedel belirlenmesi, […]

→

Ecrimisil talebinin hukuka uygunluğu ve taşınmazın işgalinin varlığı durumunda yapılması gereken bilirkişi incelemesi gerekliliği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, davacı tarafından işgal edilen Hazine taşınmazı ile ilgili ecrimisil talebinin hukuka uygunluğunu değerlendirmiştir. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak taşınmazın kullanılmadığını ve davacının herhangi bir yarar sağlamadığını belirlemiş, bu nedenle ecrimisil talebini iptal etmiştir. Ancak Danıştay, taşınmazın etrafının tel örgü ile çevrili olmasının, davacının zilyetliğini gösterdiğini ve bu durumun ecrimisil talebini gerektirdiğini vurgulamıştır. Dava […]

→

6292 sayılı Kanun kapsamında taşınmazın satın alınıp alınmadığına göre ecrimisil yükümlülüğünün belirlenmesi ve eksik inceleme nedeniyle dosyanın iadesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, 6292 sayılı Kanun kapsamında doğrudan satın alma talebinde bulunan davacıların, ecrimisil ödemekle yükümlü olup olmadıklarını belirlemek için taşınmazın satın alınıp alınmadığını araştırılması gerektiğine hükmetmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak 2010 yılı için belirlenen ecrimisil bedelinin 2,38 TL/m² olarak tespit edilmesinin, emsal bedellerin çok altında kaldığını belirtmiştir. 6292 sayılı Kanun gereği, satın alma […]

→

Danıştay 2. Dairesi’nin 1774 sayılı Kanun uyarınca iş yeri ruhsatı iptali ve mühürleme işlemlerinin adli yargıda incelenmesi gerektiğine dair hukuki değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu uyarınca iş yeri ruhsatının iptali ve iş yerinin mühürlenmesi işlemlerinin idari yaptırım niteliğinde olduğunu belirlemiştir. Bu işlemlere karşı kanun yoluna ilişkin düzenlemenin bulunmaması nedeniyle, uyuşmazlığın 5326 sayılı Kabahatler Kanunu çerçevesinde adli yargı bünyesinde, Sulh Ceza Hâkimliği tarafından çözülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu işlemlerin, 1774 sayılı […]

→

Ecrimisil talebinde 6292 sayılı Kanun’un dikkate alınması ve taşınmazın satın alınıp alınmadığının araştırılması gerektiği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, İstanbul ili Eyüp ilçesinde Hazineye ait bir taşınmazın işgali nedeniyle ecrimisil talep edilmesine ilişkin bir davayı incelemiştir. Dava, 6292 sayılı Kanun çerçevesinde taşınmazın bir firmaya satıldığı iddiasıyla, ecrimisil talebinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle açılmıştır. Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak ecrimisilin bir kısmını iptal etmiş, ancak diğer kısmını reddetmiştir. Danıştay, ecrimisilin hesaplanmasında 6292 […]

→