| 2013 yılı Sayıştay Denetim Raporları |
|
3194 sayılı İmar Kanunun “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı 10’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında: “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.” Hükmü yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 gün 2010/5-662 e. 2010/651 sayılı kararında: “İmar planı uyarınca kamulaştırma yapması gereken idarenin pasif ve suskun kalması ve işlem tesis etmemesi suretiyle taşınmaza müdahale ettiği, bu haliyle idarenin eyleminin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı için yeterli bulunduğu” Belirtilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış 16.03.2011 gün 2010/13978 e. 2011/4724 sayılı kararında: “3194 sayılı İmar Kanunun 10’uncu maddesinin amir hükmü uyarınca, imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içerisinde planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programının hazırlanması gerektiğinden, bu programın hazırlanıp hazırlanmadığı ve lehine tahsis yapılan idarenin görüşünün alınıp alınmadığı araştırılarak, alınmış ise lehine tahsis yapılan idarenin, aksi takdirde ilgili belediye başkanlığının 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde ayrılma amacına uygun olarak kamulaştırma görevini yerine getirmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süre belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle sorumlu olacağı” Belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararıyla hangi durumlarda idarenin bir işlemin “kamulaştırmasız (hukuki) el koyma” olgusunun varlığı için yeterli bulunduğu açıklığa kavuşturulmuş, İmar Kanununun 10’uncu maddesiyle imar plan ve programları için gerekli yasal prosedürler belirtilmiş ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin kararı ile de bu prosedürlere uyulmadığı takdirde sorumluluğun kimde olacağı ifade edilmiştir. Yenimahalle Belediyesinde yaptığımız incelemeler neticesinde; İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından taşınmazlara ilişkin olarak 5 yıllık imar programlarının hazırlanmadığı, ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcilerinin görüşlerinin alınmadığı, bu programların belediye meclisinde kabul edilmediği ve kesinleşmediği bunun üzerine dava açan taşınmaz sahiplerinin açtıkları “Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat” istemli davaları kazandıkları tespit edilmiştir. Bu duruma bir örnek vermek gerekirse; 01.12.1998 tarihli parselasyon planıyla 1/1000 ölçekli imar planında üniversite alanı olarak ayrılan taşınmaz için pay sahibi olan kişiler Belediye aleyhine kamulaştırmasız (hukuki) el atıldığı gerekçesiyle dava açmıştır. Davacılar; Belediye tarafından imar planında üniversite alanı olarak ayrılmış olan bu yer için herhangi bir kamulaştırma işleminin yapılmadığı gibi fiilen de el atılmadığını ve idarenin bugüne kadar herhangi bir bedel ödemediğini iddia etmiştir. Bunun üzerine Mahkeme, imar planında üniversite alanı olarak ayrılan bu taşınmaza kamulaştırmasız (hukuki) el atıldığına, el atanın planı yapan ve lehine tahsis kararı verilen idarenin (bu olay için MEB ve YÖK) görüşünü almayan ve 5 yıllık imar programını hazırlamayan davalı Yenimahalle Belediye Başkanlığı olduğuna karar vermiştir. Ancak 11.06.2013 tarihinde 6487 sayılı Yasanın 21’inci maddesi ile Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6’ncı maddesinde yapılan değişiklik ile: “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” Hükmü yürürlüğe girmiştir. Bu değişiklik uyarınca davaların İdari Yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle; usul yönünden ve görev nedeniyle reddine ilişkin olarak Yargıtay’a gitmiş olan dosyaların görev yönünden bozulmasına Yargıtay tarafından karar verilmiştir. Ancak açılan davalar görev nedeniyle reddedilmekle birlikte, İdari yargıda yeniden dava açıldığı ve yargılama sonunda Belediye sorumlu tutulduğu takdirde İdarenin tazminat ödeme yükümlülüğü yukarıda bahsettiğimiz aynı gerekçelerle devam edecektir. |
| ÖZET: 2013 yılı Sayıştay Denetim Raporları, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca belediyelerin, imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde 5 yıllık imar programları hazırlaması gerektiğini belirtmektedir. Yenimahalle Belediyesi’nde yapılan incelemelerde, bu programların hazırlanmadığı ve ilgili kamu kuruluşlarının görüşlerinin alınmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, taşınmaz sahiplerinin “kamulaştırmasız el atma” nedeniyle açtıkları davalarda başarılı olmalarına yol açmıştır. 6487 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle, bu tür davaların idari yargıda görülmesi gerektiği belirtilmiştir. |