Danıştay 1. Dairesi Esas : 1993/194 Karar : 1993/168 Tarih : 21.09.1993 

 

Belediye başkanı iken bakanlığa atananların belediye başkanlığının kendiliğinden mi, yoksa istifa suretiyle mi sona ereceği ve bu durumda olanların hangi tarihte belediye başkanlığından ayrılmış sayılacakları konularında düşülen duraksamanın giderilmesi amacıyla istişari düşünce istemine ilişkin bakanlığın 20.9.1993 günlü ve Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü B.02.0.KKG/174-87/06426 sayılı yazısından aynen:

“Belediye başkanı iken bakanlığa atananların belediye başkanlığının, istifaya gerek olmadan ve Anayasanın 112nci maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri gibi 81 nci maddede yazılı yemini etmeden bakanlığa atandıkları gün kendiliğinden sona ereceği düşünülmektedir.

Ancak, bu konuda 1580 sayılı Kanunun 26 nci maddesi uyarınca belediye başkanının tercih hakkını kullanması için 15 günlük süresi olduğu ileri sürülmektedir.

Bu nedenle belediye başkanlığının kendiliğinden mi, istifa suretiyle mi sona ereceği ve bu durumda olanların hangi tarihte belediye başkanlığından ayrılmış sayılacakları hususlarında tereddüte düşülmüştür.

Konunun incelenerek görüşünüzün bildirilmesini arz ederim” denilmektedir. Gereği Görüşülüp Düşünüldü:

İstişari düşünce istemi, belediye başkanı iken bakanlığa atananların belediye başkanlığının kendiliğinden mi, yoksa istifa suretiyle mi sona ereceği ve bu durumda hangi tarihte belediye başkanlığından ayrılmış sayılacakları hususlarında düşülen duraksamanın giderilmesine ilişkindir.

Anayasanın 109 uncu maddesinin son fıkrası, “Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir” hükmünü taşımaktadır. Bu hükme göre, bakanlığa atananlar, atama işlemiyle bakan sıfatını kazanmakta ve görevleri süresince de bu sıfatı taşımaktadırlar.

Dairemizin 16.9.1993 günlü ve E: 1993/191, K: 1993/137 sayılı kararında da açıklandığı üzere, Anayasanın 112. 82. ve 127 nci maddelerine göre, milletvekili olmayan Bakanlar Kurulu Üyelerinin, bu sıfatı taşıdıkları sürece belediye başkanlığı görevini yürütebilmeleri olanaksızdır. Bir başka deyişle belediye başkanlığı göreviyle bakanlık görevinin aynı kişi tarafından yürütülmesine Anayasa hükümleri engeldir.

Sözü edilen Anayasa hükümlerinin bir sonucu da, belediye başkanı iken bakanlığa atananların, belediye başkanlığı görevinin kendiliğinden ve atama işleminin gerçekleştiği tarihte sona ereceğidir.

Öte yandan, 1580 sayılı Belediye Kanununun 26 nci maddesi, milletvekili iken belediye başkanlığına ya da belediye başkanı iken milletvekilliğine seçilenlere tercihte bulunma hakkını tanımıştır. Bu hüküm, ancak belediye başkanı iken milletvekilliğine seçilenler hakkında uygulanır. Belediye başkanı iken milletvekili olmadan bakanlığa atananlara, bu hükmün uygulanması söz konusu olamaz.

Bu durumda, belediye başkanı iken bakanlığa atananlar, yukarıda değinilen Anayasa hükümleri gereğince belediye başkanlığı görevini sürdüremeyeceklerinden, bunların, and içme ve istifaya gerek olmadan atanma işleminin gerçekleştiği tarihte belediye başkanlığının kendiliğinden sona ereceği görüşüyle dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına 21.9.1993 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 


ÖZET: Danıştay 1. Dairesi, belediye başkanı iken bakanlığa atananların belediye başkanlığının sona erme şekli ve tarihi konusunda tereddütleri gidermek amacıyla istişari düşünce isteminde bulunmuştur. Anayasa hükümleri gereği, bakanlığa atananların belediye başkanlığı görevini sürdüremeyeceği belirtilmiş ve bu kişilerin belediye başkanlığının, atama tarihinden itibaren kendiliğinden sona ereceği görüşü benimsenmiştir. Ayrıca, 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 26. maddesinin yalnızca milletvekili olanlar için geçerli olduğu vurgulanmıştır.