2013 yılı Sayıştay Denetim Raporları

ASKİ’nin yönetmeliği gereği binayı yapan müteahhidin o binanın yapım aşamasında, kullandığı ya da eski abonenin, kendi tükettiği suyun faturasını ödememesi durumunda ortaya çıkan borç nedeni ile ilgili gayrimenkulde su abonesi olmak isteyenlere abonelik tesis edilmemektedir. Bu durumla karşılaşan ve başkasının borcunu ödemek istemeyen abone adayları kurum aleyhine dava açmakta, mahkemeler de davacının başkasının borcundan sorumlu tutulamayacağı ve bu nedenle su aboneliğinden geri bırakılamayacağı gerekçesiyle davacıyı haklı bulmaktadır. Bu durumda ASKİ yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmektedir.

Kamu idaresi cevabında: “Kuruluşumuza abonelik başvurusunda bulunan gerçek veya tüzel kişilerin bu başvuruları Abone İşleri Dairesi Başkanlığınca incelenerek değerlendirilmekte, şu anda yürürlükte bulunan Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliğinde belirtilen abone olma koşullarının yerine getirilmesi halinde başvuru sahibinin talebi kabul edilerek yeni abonelik tesisi gerçekleştirilmektedir.  

Yeni abonelik talebinde bulunulan yere ilişkin olarak bu abonelikte borç kaydı bulunması durumunda borcun niteliğine göre İdaremizde işlem tesis edilmektedir. ġayet borcun niteliği aboneliğin bulunduğu yerde daha önce tesis edilmiş bulunan aboneliğe ilişkin su ve kanal tesisleri harcamalarına katılma payı ya da ön ödemeli kartlı su sayacı bedeline ilişkin ise yani adeta bir gayrimenkulün demirbaşı niteliğinde aynına ilişkin sayılabilecek bir borç ise; bu taktirde söz konusu borcun ödenmemesi durumunda İdaremizin yeni abonelik kaydı işlemini yapabilmesi için borcun ödenmesi şartı aranmaktadır. Ancak borcun niteliğinin o abonelikte daha önce yapılan su tüketimine ilişkin olması durumunda ise; su tüketiminin yapıldığı esnada abonelik kaydı üzerine olan gerçek ya da tüzel kişiden bu borçların tahsili yoluna gidilmekte ve yeni başvuru sahibine abonelik tesisi yapılmaktadır. Nitekim bulguda da belirtilen bu tür sıkıntıların ortadan kaldırılması amacıyla Sayıştay Başkanlığı denetiminden geçirilerek kabul edilen ve 28.08.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliğimizin 33. maddesinin 7. fıkrasında “Aynı kullanım yerine ait önceki abonelerin borçlarından yeni abone sorumlu tutulamaz. Şu kadarki; abonelikteki borçlardan mal sahibinin sorumlu olması durumunda bu borçlar ödenmeden kiracısı adına yeni abonelik tesis edilmez.” şeklinde yeni bir düzenleme getirilmiştir. 

Diğer taraftan inşaat aboneliklerinde kullanılan su tüketiminin ödenmemesi durumunda inşaat hesabının kesilememesi sebebiyle ve o taşınmaza (gerek inşası bitmemiş taşınmaza gerekse yapı kullanım izni almamış yapılara) taşınan gerçek ve tüzel kişilere ferdi su aboneliği tesisi için ön koşul olarak kanal vizesi alınması gerektiği de kuşkusuzdur. 

2560 sayılı Kanuna göre; İdaremizin, kullanılmış suların çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde alıcı ortamlara deşarj edilmesi görevi ile de yükümlüğü bulunduğundan

(madde 2) ferdi abonelik tesisi sırasında bu görevimizin sonucu olarak kullanılan su nedeniyle üretilen atık suyun fenni gereklere uygun olarak deşarj edilmesi kanal vizesi alınmasını zorunlu kılmaktadır. İşte bu yasal ve teknik zorunluluk nedeniyle kanal vizesi alınmayan yerlere abonelik tesisi yapılamamaktadır. 

Kanal vizesi bulunan ancak yapı kullanım izni bulunmayan yerlerde ise; gerek kaçaksu kullanımının önüne geçebilmek gerekse abone olmak isteyen gerçek ve tüzel kişileri mağdur etmemek için Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliğine göre geçici abonelik tesisi yapılması imkanı getirilmiştir.  Ancak bu geçici abonelik tesisi de gerek 5784 sayılı kanunla 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen geçici 11. Maddedeki gerekse Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliğinde belirtilen (madde 8) koşulların sağlanmasına bağlı olup, bu koşulları yerine getirmeyen ve abonelik tesis etmek isteyenlerin abonelik başvuruları mevzuat gereği reddedilmek zorunda kalınmaktadır. Zira 3194 sayılı İmar Kanunun Geçici 11.

Maddesindeki “…İlgili yönetmeliklere göre fenni gereklerin yerine getirilmiş olması” da bu hususu ifade etmektedir. 

Diğer taraftan bir binada abonelik tesisi ile ilgili olarak Tüketici Mahkemesinden bir tedbir kararının getirilmiş olması durumunda ise aynı binada diğer bağımsız bölümler için ayrı ayrı tedbir kararı getirilmesi beklenmeksizin yeni abonelik tesisleri de yapılmaktadır. Bu konuya ilişkin olarak İdaremiz Yönetim Kurulunun 28.12.2011 tarih ve 237 Sayılı Kararı da bulunmaktadır.(EK-2) 

Yukarıda izah edildiği üzere getirilen bu yeni düzenlemeler ile İdaremiz aleyhine gereksiz abonelik tesisi davalarının açılmasının önüne geçilmiştir.” Denilmiştir. 

Sonuç olarak: İdarenin cevabından anlaşıldığı üzere yönetmelik değişikliği ile sorun kısmen çözülmüş olsa da özellikle inşaat suyu borcu olanlar için devam ettiği görülmektedir. Ayrıca Mart 2013’te yapılan yönetmelik değişikliği öncesi başvuruların da yargılamaları devam ettiğinden, bu yargılamalar sonuçlanıncaya kadar anılan yargılama giderleri ödenmeye devam edilecektir.

Yapılacak yönetmelik değişikliği ile inşaat suyu borcundan kaynaklanan abonelik sorununun da giderileceği düşünülmektedir.

 


ÖZET: 2013 yılı Sayıştay Denetim Raporları, ASKİ’nin su aboneliği tesisinde müteahhitlerin borçları nedeniyle yaşanan sorunları ortaya koymaktadır. Abone olmak isteyenler, başkasının borcunu ödemek istemediklerinde mahkemeye başvurmakta ve mahkemeler, borçtan sorumlu tutulamayacaklarını belirterek abonelik taleplerini kabul etmektedir. Bu durum, ASKİ’nin yargılama giderlerini ödemesine yol açmaktadır. Yönetmelik değişiklikleri ile bazı sorunlar kısmen çözülse de, inşaat suyu borçları nedeniyle yaşanan sıkıntılar devam etmekte ve mevcut davaların sonuçlanması beklenmektedir.