8.  Daire  2016/2688 E.  2016/7393 K.

Temyiz isteminde Bulunan (Davalı) : Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı

Vekilleri : Av. …

Karşı Taraf (Davacı) : …

Vekili : Av. …

istemin Özeti: Adana 1. İdare Mahkemesinin 29/12/2015 gün ve E:2015/233, K:2015/2491 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : Hilal AKTEMUR DERMANCIOĞLU Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü:

Dava, Belediye Meclisi birinci başkan vekili olan davacı tarafından, “24.11.2014 gününden itibaren, belediye başkanının katılamadığı ve kendine vekalet eden belediye başkan vekilinin katılımıyla yapılan meclis toplantılarında alınan kararların geri alınması, meclisin yeniden toplanarak gündemin yeniden karara bağlanması ayrıca bundan sonraki tüm toplantıların başkan olmaması halinde meclis birinci başkan vekili başkanlığında yapılması” istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 29.12.2014 gün ve 738 sayılı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; 5393 sayılı Belediye Kanununun 19. ve 40. maddelerinden söz edilerek; bu düzenlemelerin birlikte

değerlendirilmesinden belediye meclisinin belediye başkanının başkanlığında toplanacağı, belediye başkanının katılmaması durumunda ise meclisin kendi üyelerinden seçimle belirlediği meclis birinci başkan vekili, onunda katılmaması durumunda yine meclisin kendi üyelerinden seçimle belirlediği meclis ikinci başkan vekilinin başkanlığında toplanması esasına dayandığı, bu haliyle 5393 sayılı Belediye Kanununun 19. maddesi gerekse de Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliğinin 9/1. maddesinde yer alan hükümlerin belediye meclisine kimin başkanlık edeceğine ilişkin özel düzenleme niteliğinde olduğu, aynı Kanunun 40. maddesinde yer alan düzenlemenin ise belediye meclisi başkanlığına ilişkin özel düzenlemeleri içermeyip genel düzenleme niteliğinde olduğu, kanun yazım tekniği anlamında da meclis başkan vekilliğine ilişkin özel bir düzenleyici hükmün yine aynı Kanunun genel nitelikteki bir hükmü ile etkisiz kılınamayacağı hususu dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanununun Belediye Meclisi Başkanlık Divanı başlıklı 19. maddesinde; “Belediye meclisi, seçim sonuçlarının ilanını takip eden beşinci gün belediye başkanının başkanlığında kendiliğinden toplanır. Meclis bu toplantıda, üyeleri arasından, gizli oyla meclis birinci ve ikinci başkan vekili ile en az iki katip üyeyi ilk iki yıl için görev yapmak üzere seçer. İlk iki yıldan sonra seçilecek başkanlık divanı yapılacak ilk mahalli idareler seçimlerine kadar görev yapar. Başkanlık divanı seçimi üç gün içinde tamamlanır. Meclise belediye başkanı, katılamaması durumunda meclis birinci başkan vekili, onun da katılamaması durumunda ikinci başkan vekili başkanlık eder. Ancak yıllık faaliyet raporunun görüşüldüğü meclis toplantısı meclis başkan vekilinin başkanlığında yapılır. Başkanlık divanında boşalma olması durumunda kalan süreyi tamamlamak üzere yenisi seçilir. Meclis başkanı, meclis çalışmalarında düzeni sağlamakla yükümlüdür. Meclisin çalışması ve katılıma ilişkin esas ve usuller içişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir ” hükmü yer almaktadır.

Yine 5393 sayılı Belediye Kanununun Belediye Başkan Vekili başlıklı 40. maddesinde; “Belediye başkanı izin, hastalık veya başka bir sebeple görev başında bulunmadığı hallerde, bu süre içinde kendisine vekalet etmek üzere, belediye meclisi üyeleri arasından birini başkan vekili olarak görevlendirir, başkan vekili, başkanın yetkilerine sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; davalı büyükşehir belediyesi belediye başkanının 22 Kasım 2014 tarihinden itibaren il dışında olacağı zamanlar için meclis üyelerinden birine vekalet görevi verdiği; bu başkan vekilinin de meclis toplantılarına başkanlık ettiği; meclis 1. başkan vekili olan davacı tarafından toplantı öncesi itiraz edilse de, bu toplantılarda çeşitli kararlar alındığı; davacının son olarak 22.12.2014 tarihinde, bu toplantıların, 5393 sayılı Kanunun 19. maddesine aykırı olduğu, meclise kendisinin başkanlık etmesi suretiyle karar alınması gerektiğini bildirerek başvuruda bulunduğu, bu başvuru üzerine belediye başkanlığı tarafından 19. maddenin, başkanın toplantıya katılamaması (beldede olmasına rağmen katılamıyor olması) halini düzenlemesi nedeniyle sadece bu halde meclis birinci başkan vekilinin meclise başkanlık etmesi halini düzenlediği; 40. maddenin ise, belediye başkanının görevi başında, yani beldede bulunmama halini düzenlendiği; bu sebeple başkan vekilinin başkanla aynı yetkilere sahip olup, meclise başkanlık edebileceği belirtilmek suretiyle talebin reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda; Mahkemece, Belediye Meclisinin görev ve yetkileri ile belediye meclisi başkanlık divanının seçim ve esaslarının düzenlendiği Yasa hükümleri ile 19. madde hükmünün, belediye başkanının görev ve yetkilerinin düzenlendiği bölüm ile belediye başkanına vekaletin ve vekilin görev sınırını belirleyen 40. madde hükmüne göre özel bir düzenleme olduğu gerekçesine dayalı olarak iptal kararı verilmiş ise de; uyuşmazlığın, belediye başkan vekilinin, belediye başkanının izin, rapor, hastalık gibi nedenlerle görevinin başında olamaması halinde görev ve yetkilerinin sınırına ve kapsamına ilişkin olması, belediye başkan vekilinin de başkana ait tüm yetkileri kullanabileceğinin 40. maddede hüküm altına alınmış olması nedeniyle, belediye başkan vekilinin yetkilerinin belirlendiği bu hüküm esas alınarak, uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün dava konusu işlemin de tesisinde esas alınan 20.4.2016 gün ve 53881 sayılı görüşünde; 5393 sayılı Belediye Kanununun 40. maddesine göre görevlendirilen belediye başkan vekilinin, belediye başkanının yetkilerine sahip olduğundan vekilliği süresince yapılacak yıllık faaliyet raporunun görüşüldüğü meclis toplantısı hariç, diğer toplantılara başkanlık ederek belediye meclisini yönetebileceğine yer verilmiştir.

Yukarıda değinilen Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Kanunun 40. maddesinde belediye başkanının izin ve hastalık veya başka bir sebeple (yurtiçi veya yurtdışı görevlendirme) görevde bulunmaması halinden kasıt, belediye başkanının geçici olarak beldeden ayrılması, belde dışına çıkması hali anlaşılmakta olup, bu durumda yerine bakmak üzere vekil görevlendirebilecekken belediye başkanının belde sınırları içinde olduğu süre zarfında görevinin başında bulunduğu ve bu halde işlerin yoğunluğu ya da belde sınırı içinde katılacağı toplantı ya da işleri gerekçe göstererek yerine vekil görevlendiremeyeceği anlaşılmaktadır. Bu halde de Kanun Koyucu, 19. madde hükmünü düzenlemek suretiyle belediye meclisi toplantılarının belediye meclisi birinci başkan vekili başkanlığında yapılmasını öngörmüştür.

Bu hale göre; görevi başında bulunmayan belediye başkanı tarafından vekil tayin edilen başkan vekilinin, belediye başkanıyla aynı yetki ve görevlere sahip olması, meclis birinci başkan vekilinin ise; görevinin başında bulunmasına rağmen meclis toplantısına başkanlık edecek durumda olmayan belediye başkanı yerine meclise başkanlık edeceği değerlendirildiğinden, aynı gerekçe ile tesis edilen işlemde hukuka aykırılık; aksi gerekçe ile işlemi iptal eden Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; Adana 1. İdare Mahkemesinin temyize konu E:2015/233, K:2015/2491 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03.10.2016 tarihinde oybirliği de karar verildi.


ÖZET: Adana 1. İdare Mahkemesi’nin 29/12/2015 tarihli kararı, davacının belediye meclisi toplantılarında başkanlık yetkisini talep etmesi üzerine, hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesi, davacının başkanlık yetkisini kullanma talebinin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, belediye başkanının belde sınırları içinde bulunduğu sürede vekil tayin edemeyeceğini belirterek, mahkeme kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir.