| 22. Hukuk Dairesi 2017/26562 E. , 2020/49 K. |
|
“İçtihat Metni” MAHKEMESİ:İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili ve ihbar olunanlardan … Hiz. İnş. Tem. Tan. ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I 3460 ve 3659 sayılı kanun kapsamına giren, sermayesinin tamamı devlete ait olan veya bu sermeye ile kurulan iktisadi devlet kuruluşları,Yukarıda belirtilenlerden olmayan diğer kurum, banka ve ortaklıklar olarak kanunda açıkça belirtilmiştir.3460 sayılı Kanun bugün itibari ile yürürlükte olan bir yasa değildir. 3659 sayılı Kanun ise, banka ve devlet kurumlarında çalışan memurların aylıkları ile ilgili düzenleme getirmiş ve halen yürürlüktedir. Bu yasanın 1. maddesinde, kapsama giren kurumlar daha ayrıntılı açıklanmıştır.Bu kapsamda yukarda belirtilen kurumlarca, sermayesinin yarısından fazlasına iştirak suretiyle kurulan kuruluşlar ve bunların aynı nispette iştirakleriyle vücut bulan kurumlar, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar veya satın alınıp belediyelere bağlanan müesseseler de kanun kapsamına alınmıştır. Sonuç itibari ile kapsam bakımından, devlet tarafından yasa ve yasanın verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruşlarda iş sözleşmesi ile çalışanlara uygulanacağı görülmektedir. Maddenin son cümlesinde yukarda belirtilen işyerlerinde çalışan işçilere ücret sistemleri ne olursa olsun her yıl için birer aylık ücret tutarında ilave tediye ücreti ödeneceği belirtilmiştir. Devlet ve ona bağlı maden işletmelerinin yeraltında çalışan işçilere, ayrıca bir aylık ödeme dışında birer aylık daha ödemenin yapılacağı Kanun’un 2. maddesinde açıklanmıştır. Kanun’un 3. maddesinde, işçilere her yıl için birer aylık (yeraltında çalışan işçilere her yıl için ikişer aylık) ilave tediye dışında, birer aylık ücret istihkaklarını geçmemek üzere Bakanlar Kurulu kararı ile aynı oranda bir ilave tediye ödemesi yapılabileceği belirtilmiştir. Ödeme zamanı belli taraflarca kararlaştırılmadığından, Borçlar Kanunu 101. maddesi uyarınca, temerrüt için alacaklının ihtarına gerek vardır. İlave tediye alacağı yasadan kaynaklandığından, talep halinde temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir.Aynı madde de ilave tediye alacağının nasıl hesaplanacağı ve kesinti yapılıp yapılmayacağı belirtilmiştir. Buna göre aylık olarak bu alacağın hesaplanmasında, fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete dahil olan ödemeler dikkate alınmaz. Bu düzenleme nedeni ile ilave tediye alacağının bir ay için 26 gün üzerinden hesaplanması gerekir.İlave tediye alacağından sigorta primleri kesilmez. Ancak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasanın 80/c ve 105. maddeleri uyarınca ücretin eki niteliğindeki bu ödeme, 01.10.2008 tarihinden itibaren sigorta prim kesintisine tabidir.İlave tediye alacağı, ödeme tarihinde işçinin işinden ayrılmış olup olmadığına bakılmaksızın hak edilen yıl içinde o yerde veya aynı idare, teşekkül ve müesseseye ait muhtelif yerlerde geçmiş olan hizmetlerinin toplamı oranında ve son çalıştığı yerde ödenir. İşçi tam yıl çalışmamış ise, ilave tediye o yıl için kıstelyevm esasına göre hesaplanıp ödenecektir.İşçinin ilave tediye alacağına, esas olacak çalışma süresinin hesaplanmasında iş sözleşmesinin devamı müddetine rastlayan yasal ve idari izinler, hastalık izinleri, hafta tatili ile ulusal, bayram ve genel tatil günleri, çalışılmış gibi hesaba katılır. Somut olayda, mahkemece tanık beyanları ve davalı ile alt işverenler arasında imzalanan sözleşmelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacının davalı belediyenin asıl işleri arasında yer alan emlak servisinde, memur konumunda olan diğer çalışanlarla birlikte çalışarak aynı işi yaptığı, dolayısıyla yapılacak işin talimatını ve iş emrinin emlak servisi yöneticisi tarafından verilmesi gerektiği, davacının fiilen yaptığı işin, ihale sözleşmesinde büro elemanı işinin tarif edildiği gibi tanzim edilen evrakların arşivi, çoğaltılması ve dağıtımı ile sınırlı olmadığı, bizzat emlak servisinde yapılması gereken asıl işin diğer kadrolu çalışanlarla birlikte yapıldığı, bu haliyle de hizmet alımından ziyade hizmetin yürütülmesi için personel tedariki amacıyla davacının çalıştırıldığı, bu haliyle ilgili sözleşmelerin personel tedarikinden kaynakladığı kanaatine varılarak davalı belediyenin davacının iş sözleşmesinden kaynaklanan tüm alacaklarından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.Dosya içeriğine göre; davalı ile yüklenici şirketler arasında imzalanan sözleşmelere konu işlerin asıl iş niteliğinde olduğu anlaşılmasına karşın, bu işlerin alt işverenlere verilebilmesi yasal olarak mümkündür. Mahkemece dinlenen tanıklarca davacının davalı Belediyenin kadrolu elemanları ile beraber çalıştığı, taşeron işçilere gerekli tüm talimatların belediye yetkilileri tarafından verildiği ifade edilmiş ise de, bu beyanlar davalı ile yüklenici şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu göstermez. Keza, davacının davalının kadrolu işçileri ile aynı işi yaptığı, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmaların işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak, onu bordro ya da kayden işveren durumuna sokacak hususların bulunduğu hususları ispat edilememiştir. Davalı ile yüklenici şirketler arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin de muvazaa kriterlerini karşılamadığı görülmektedir. Bu nedenle, davalı ile ihbar olunan şirketler arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmakla birlikte, genel muvazaa kriterleri ve ileri sürülen muvazaa iddiasının ispat yükünün davacıda olduğu hususları birlikte dikkate alındığında; dosya kapsamına göre, sunulan hizmet alım sözleşmeleri kapsamında emlak servisinde büro elemanı olarak çalıştığı anlaşılan davacı işçi tarafından muvazaa iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, dava konusu ilave tediye isteminin reddi gerekirken, davalı ile yüklenici şirketler arasındaki hukuki ilişkinin muvazaaya dayandığı gerekçesiyle kabulü hatalı olmuştur. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.01.2020 gününde oybirliği ile karar verildi. |
t
| ÖZET: 22. Hukuk Dairesi, 2017/26562 E. ve 2020/49 K. numaralı kararında, davacının iş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla kıdem ve ihbar tazminatları ile ilave tediye alacağının tahsili talebini değerlendirmiştir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Temyiz başvurusu üzerine, davalı vekilinin itirazları incelenmiş ve davacının muvazaaya dayalı iddialarını ispatlayamadığı sonucuna varılarak, ilave tediye talebinin reddi gerektiği belirtilmiştir. Karar, temyiz edilerek bozulmuştur. |