| ÖZET: 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, Sosyal Güvenlik Kurumu’na ait icra ve haciz süreçlerinde önemli sorunlar yaşanmaktadır. İcra memuru sayısının yetersizliği, haczedilen malların düşük satış oranları ve otomatik icra sisteminin düzenli çalışmaması gibi etkenler, alacakların tahsilat oranını %38,23 seviyesine düşürmüştür. Ayrıca, hacizli araçlara yakalama şerhi konulmaması, tahsilatın etkinliğini azaltmaktadır. |
BULGU: İcra ve Haciz Süreçlerinin Sağlıklı İşlememesi
2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Sosyal Güvenlik Kurumları
5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Çeşitli Mali Hükümler” başlıklı 37’nci maddesinde; süresi içinde ödenmeyen sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primleri, işsizlik sigortası primleri, idarî para cezaları, gecikme zamları ve katılım paylarının Kurum alacağına dönüşeceği ve bu alacakların tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 3 maddesi hariç diğer maddelerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünden alınan veriler uyarınca yapılan incelemeler sonucunda ulaşılan tespitlere başlıklar halinde aşağıda yer verilmiştir.
a) İcraya İntikal Eden Bazı Kurum Alacaklarının Tahsil Edilememesi
İcraya intikal eden Kurum alacaklarının önemli bir bölümünün tahsil edilemediği, tahsilat oranının %50’den daha az kaldığı görülmüştür.
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü İcra Daire Başkanlığından alınan verilere göre, 20162022 yılları arasında icraya intikal ettirilen dosya sayıları, icraya intikal ettirilen alacak miktarı, icra yoluyla tahsil edilen alacak miktarı ile icra tahsilat oranları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo 8: İcraya İntikal Eden Alacaklar ve Tahsilat Tutarları
| Yıl | İcraya İntikal Ettirilen Dosya sayısı | İcraya İntikal Ettirilen Alacak Miktarı (TL) | İcra Yoluyla Tahsil Edilen Alacak Miktarı (TL) | İcra Tahsilat Oranı (%) |
| 2016 | 1.398.384 | 10.140.714.565,89 | 4.523.307.912,65 | 44,61 |
| 2017 | 251.199 | 2.279.411.593,76 | 3.853.242.072,08 | 169,05 |
| 2018 | 470.997 | 6.110.055.941,81 | 3.794.330.739,40 | 62,10 |
| 2019 | 3.012.567 | 43.238.918.540,54 | 5.289.082.551,46 | 12,23 |
| 2020 | 917.962 | 9.579.722.685,03 | 4.685.445.139,78 | 48,91 |
| 2021 | 154.515 | 2.720.344.819,92 | 10.659.622.094,56 | 391,85 |
| 2022 | 49.858 | 38.344.828.635,68 | 10.288.790.711,96 | 26,83 |
| TOPLAM | 6.255.482 | 112.413.996.782,63 | 43.093.821.221,89 | 38,33 |
Buna göre, 2016-2022 yılları arasında toplam 112.413.996.782,63 TL alacak için icra süreci başlatılmış olmakla birlikte icraya intikal ettirilen alacakların 43.093.821.221,89 TL’si tahsil edilerek son 7 yıl için tahsilat oranı %38,23 olarak gerçekleşmiştir. İcraya intikal ettirilen alacaklara ilişkin tahsilat tutarlarının 2021 yılı içerisinde bir önceki yılın iki katından fazla gerçekleştirilmesi, tahsilat oranının gelişmesinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. Ancak, 2022 yılında gerçekleşen tahsilat tutarının bir önceki yılla benzer olmasına rağmen icraya aktarılan tutarların artması nedeniyle tahsilat oranı düşük kalmıştır.
İcraya intikal ettirilen Kurum alacaklarının tahsilini zorlaştıran temel hususların aşağıdaki şekilde olduğu düşünülmektedir.
i) İcra memuru sayısının yetersizliği: Alınan verilere göre 2014 yılında 1280 olan toplam icra memuru sayısı 2020 yılı sonu itibarıyla 1312 kişi olmakla beraber 2022 yılı sonu itibarıyla 1284 kişidir. İller itibarıyla bakıldığında 17 ilde icra memuru başına düşen dosya sayısı 5000 adetten fazla olmakla birlikte 69 ilde icra memuru başına düşen ortalama dosya sayısının 2.000’in üzerinde olduğu tespit edilmiştir.
İcra memuru sayısının yetersiz olması, takip edilen dosyaların uzun süre sonuçlandırılamamasına ve dolayısıyla icra yoluyla tahsil edilen alacak miktarının düşük olmasına neden olmaktadır.
ii) Haczedilen menkul ve gayrimenkullerin satış oranının düşük olması: Kurum alacaklarının icra yoluyla tahsilatının sağlanmasında önemli ve önleyici yöntemlerden biri olan haciz usulünün kullanılarak haciz konulan malların sayısının artmasına rağmen satış oranının düşük kalması da icra tahsilat oranlarının düşük olmasının sebeplerindendir. Son 6 yılda haczedilen ve satılan menkul ve gayrimenkullerin sayılarına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.
Tablo 9: Haczedilen ve Satılan Menkul ve Gayrimenkul Mallar
| Yıl | Haczedilen Menkul Mal Sayısı | Haczedilen Gayrimenkul Mal Sayısı | Satılan Menkul Mal Sayısı | Satılan Gayrimenkul Mal Sayısı |
| 2016 | 145.289 | 63.357 | 2.255 | 354 |
| 2017 | 60.314 | 36.943 | 1.359 | 167 |
| 2018 | 67.657 | 50.924 | 2.584 | 185 |
| 2019 | 130.680 | 85.005 | 2.743 | 339 |
| 2020 | 73.355 | 40.587 | 1.009 | 83 |
| 2021 | 50.873 | 27.701 | 855 | 80 |
| 2022 | 230.000 | 145.889 | 1.459 | 241 |
| TOPLAM | 758.168 | 450.406 | 12.264 | 1.449 |
Yukarıdaki tabloya göre, 2016-2022 yılları arasında toplam 758.168 adet menkul mal için haciz işlemi uygulanmışken bu yıllar arasında toplam menkul mal satışı sayısı 12.264’de kalmıştır. Aynı durum, 2016-2022 yılları arasında toplam 450.406 adet gayrimenkul mal için haciz işlemi uygulanmışken bu yıllar arasında toplam gayrimenkul mal satışı sayısı 1.449’da kalmıştır.
iii) İcra satış birimlerinin dağınık bir şekilde yapılanması: Kurum alacaklarının garanti altına alınabilmesi için icra memurları tarafından borçlunun menkul ve gayrimenkulleri üzerinde haciz işlemi uygulansa da satış aşamasında icra birimlerinin dağınık yapılanmasının ve profesyonel bir şekilde icra satış birimlerinin oluşturulmamasının icra tahsilat oranlarının düşük olmasında bir etken olduğu değerlendirilmektedir. Kaldı ki, bu süreci etkin bir şekilde yürüten bir icra biriminin İstanbul ilinde kurulduğu görülmektedir.
İcraya intikal ettirilen alacakların tahsilat oranlarının düşük olmasına neden olacak hususlar bulunmakla birlikte Kurum alacaklarının tahsilatlarının artırılması için yasal ve idari tedbirlerin alınması gerekmektedir.
b) Kurum Alacaklarının Düzenli Olarak İcraya Aktarılmaması ve Tebligat İşlemlerinin Gecikmesi
Vadelerinde tahsil edilemeyen Kurum alacaklarının topluca belirli dönemlerde icraya aktarılmasını sağlayan otomatik icra sisteminin düzenli olarak çalıştırılmadığı ve icraya aktarılan Kurum alacaklarının borçlulara tebliğ edilmesinde gecikmeler yaşandığı görülmüştür.
Kurum tarafından 2007-81 sayı ve ‘Kurum alacaklarının otomatik olarak icra havuzuna aktarımı, İcra Takip Haciz ve Satış Servislerinin yeniden yapılandırılması’ konulu Genelge yayımlanmıştır. Kurum alacaklarının İcra Takip Haciz ve Satış Servislerine intikaline ilişkin işlemlerin gerçekleşmesinde ve borçların tahsilinde güçlüklerin yaşanması nedeniyle alacakların takip ve tahsilinin hızlandırılması amacıyla muaccel borçların merkez tarafından otomatik olarak topluca il müdürlüklerinin icra havuzuna atılması uygulamasına başlanılmıştır. Aynı Genelge’de, sigorta prim borçları ile işsizlik sigortası prim borçlarının düzenli olarak her ayın 25’inci gününü takip eden ilk iş günü içinde, damga vergisi borçlarının ise Kurum ünitelerinin iş yoğunlukları göz önüne alınarak altı ayda bir bilgisayar programları vasıtasıyla icra havuzuna aktarılacağı düzenlenmiştir.
Genelge uyarınca, Sigorta Primleri Servislerince gerek manuel olarak düzenlenen, gerekse bilgisayar programları vasıtasıyla icra havuzuna aktarılan ödeme emirleri, servise intikal ettiği tarihten itibaren; “Otomatik İcra” programları vasıtasıyla icra havuzuna aktarılan borçlara ilişkin ödeme emirleri ise, her ay icra havuzuna aktarıldığı tarihten itibaren en geç 10 gün içinde İcra Takip Haciz ve Satış Servislerince tebliğe çıkartılacaktır. Kurum tarafından icraya aktarılan alacaklar için ödeme emri tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu tebliğin çekilme tarihi ise haciz ve satış süreçlerinde önem arz etmektedir.
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü ile Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğünden alınan icra, haciz ve satış işlemlerine ilişkin veriler üzerinde incelemeler yapılmıştır. Yapılan incelemelerde, vadesi geçmiş olmasına rağmen tahsil edilemeyen Kurum alacaklarının topluca icraya aktarılması amacıyla kullanılan ‘otomatik icra uygulamasının’ düzenli olarak çalıştırılmadığı görülmüştür. Geçmiş yıllarda bazı yıllar yılda bir kere, bazı yıllar ise icraya aktarım işleminin hiç yapılmadığı görülmüştür. Kurum alacaklarından icra havuzuna aktarma işlemi 2022 yılında 2 kez gerçekleştirilmiş ve 49.858 dosya icraya aktarılmıştır. Vadesi geçmiş Kurum alacaklarının düzenli olarak icraya aktarılmaması ve aktarımların topluca yapılması sonrasında icra işlemlerinin etkili bir şekilde yürütülmesi mümkün görünmemektedir.
Aynı zamanda, icraya intikal ettirilen dosya sayıları ile icraya intikal ettirildiği halde tebliğ yapılamayan dosya sayıları incelendiğinde; 2020 yılında icraya intikal ettirilen dosyaların %47’sinin, 2021 yılında icraya intikal ettirilen dosyaların %40’ının, 2022 yılında icraya intikal ettirilen dosyaların ise %37’sinin ilgililere tebliğ edilemediği görülmüştür. Ayrıca, 2022 yılında tebliğ işlemi yapılan işlemlerin yarısından fazlasının intikal tarihinden 30 günden fazla süre geçtikten sonra tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Kaldı ki, bu süre genelgede intikal tarihini takip eden 10 gün olarak belirlenmiştir.
Ek olarak, vadesi gelen alacağın vadesinin geçmiş olmasına rağmen icraya geç intikal ettirilmesi veya icraya intikal ettirilmesine rağmen ödeme emrinin geç tebliğ edilmesi nedeniyle şirketin gayrifaal olduğu tarihlerden sonra tebliğ işlemlerinin gerçekleştirildiği örneklerle karşılaşılmıştır. Bu durumlarda Kurum alacağının tahsil edilmesinde güçlükler yaşanacağı, icra haciz ve satış işlemlerinin gerçekleştirilmesinin pek mümkün olmayacağı açıktır. Ayrıca, bu durum alacakların düzenli olarak icraya aktarılmasının ve ödeme emri belgelerinin hızlıca tebliğ edilmesinin önemini de ortaya koymaktadır.
Muaccel hale gelmiş Kurum alacaklarının düzenli aralıklarla icraya intikal ettirilmesinin ve intikal ettirilen alacakların hızlı bir şekilde tebliğ işlemlerinin gerçekleştirilmesinin icra ve haciz süreçlerinin etkinliğini arttıracağı değerlendirilmektedir.
Hacizli Araçlara Yakalama Şerhi Konulmasına İlişkin Uygulama Birliğinin Bulunmaması
Kurum tarafından haciz işlemi uygulanan araç sayısının yüksek olmasına rağmen yakalama şerhi konulan araç sayısının oransal olarak düşük kaldığı görülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Menkul Malların Satışı” başlıklı 84’üncü maddesi uyarınca, menkul mallar tahsil dairelerince haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılması gerekmektedir. Ancak, bu durum menkul mal olan araçlar için pek mümkün olmayıp araçlar için haciz işlemi uygulansa da yakalama şerhi uygulanmaması halinde kolluk kuvvetleri tarafından ilgili araçlar yakalanamayacak ve satış gerçekleştirilemeyecektir. Bu nedenle de, Kurum alacağını güvence altına almak için araçlara haciz işlemi uygulandığında Kurum alacağının tahsil edilebilmesi için önce yakalama şerhinin uygulanarak aracın kolluk kuvvetleri tarafından yakalanması gerekmektedir.
İcra Dairesi Başkanlığından haciz işlemi uygulanmış araçlara ilişkin listeler ile bilgiler alınmıştır. Kurumun ülke genelinde haciz işlemi uygulamış olduğu araç listesinde 781.956 adet araç bulunduğu ve bu araçların 692.356 adedinde(%88,54) haciz şerhi, 55.081 adedinde(%7,04) yakalama şerhinin bulunduğu ve 34.519 adedinde(%4,42) satış şerhi veya kesin satış şerhinin bulunduğu tespit edilmiştir. Hacizli araçlara yakalama şerhi konulmaması nedeniyle icraya intikal edilen Kurum alacaklarının tahsil edilmesinde hacizli araçların satışının oranı düşük kalmaktadır. Bu durumun temel nedeni, hacizli araçlara yakalama şerhi konulması işleminde her il müdürlüğünde farklı uygulamaların bulunması olarak değerlendirilmektedir. Ancak, haciz işlemi uygulanan tüm araçlara yakalama şerhi konulması uygulamada pek mümkün olmamakla beraber her araç için yakalama şerhi konulup sonrasında araç satış işlemlerine başlanılmasının Kurum alacaklarının tahsilatı için etkin bir yol olmadığı da açıktır.
Bu itibarla, Kurum tarafından haciz işlemi yapılmış olan araçlardan hangileri için yakalama şerhi konulması gerektiği ve hangi sürelerde yakalama şerhi konulacağı gibi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemelerin yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Ayrıca, haciz işlemi ile yakalama işlemi arasında Kurum alacağının tahsil edilmesine yönelik mekanizmaların oluşturulması halinde bu sürecin daha az maliyetle daha etkin bir şekilde gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir.