Tıbbi kötü uygulama sigorta poliçesinin paylaşılması idarenin bilgi edinme yükümlülüğüne girer mi (KDK)

ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın müvekkilinin tedavi sürecinde hekime ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin paylaşılmasını talep etmesi üzerine idarenin bu talebi reddetmesi ele alınmıştır. İdarenin, sigorta poliçesinin tarafı olmaması ve yalnızca poliçe priminin bir kısmını ödemekle sınırlı sorumluluğu olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın bilgi edinme talebinin 4982 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirildiğinde, […]

→

Üst düzey yönetici atama ve görevden alma yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılması gerekliliği (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan atama işleminin iptaline ilişkin bir davada, idarenin üst düzey yönetici atama ve görevden alma konusundaki takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması gerektiğini vurgulamıştır. Davacı, daire başkanlığı görevinden alınarak şube müdürü olarak atanmış, ancak bu atamanın gerekçesi olarak idare tarafından herhangi bir […]

→

Memurun görevden alınmasında idarenin takdir yetkisi kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır, hukuka aykırılık bulunmadı (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, memurların atanmaları konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığını, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğunu vurgulamıştır. Dava konusu olayda, davacının daire başkanlığı görevinden şube müdürlüğüne atanması işleminin hukuka uygun olup olmadığı incelenmiştir. İdarenin, bu atamayı kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bir şekilde tesis ettiğine dair herhangi bir olumsuz bilgi […]

→

Üniversite genel sekreterliği atamasında idarenin takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde kullanılması (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, bir davacının üniversite genel sekreterliği kadrosuna atanmasıyla ilgili işlemin iptali talebini reddetmiştir. Mahkeme, atama işleminin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde yapıldığını, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığını belirtmiştir. Davacının, idarenin takdir yetkisini kötüye kullandığına dair somut bir delil sunamadığı, dolayısıyla […]

→

Daire başkanlığından alınmanın hukuka aykırılığı ve takdir yetkisinin kamu yararına aykırı kullanımı nedeniyle işlemin iptali (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, davacının daire başkanlığı görevinden alınarak uzman kadrosuna atanmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, davacının geçmiş hizmetlerinin kariyer ve liyakat ilkelerine uygun olduğunu ve yeterli donanıma sahip olduğunu belirlemiştir. Daire başkanlığından alınma işleminin, hizmetin aksadığına dair somut bilgi ve belgeye dayanmadan, yalnızca takdir yetkisine dayanarak yapıldığını tespit etmiştir. Bu durum, kamu […]

→

Güvenlik soruşturması iptali sonrası aile hekimliği sözleşmesinin feshi işleminin hukuka uygunluğu ve temyiz incelemesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, davacı tarafından aile hekimliği hizmet sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, Bölge İdare Mahkemesi’nin kararını temyiz incelemesine tabi tutmuştur. Dava, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle sözleşmesinin feshedilmesi üzerine kurulmuştur. İlk Derece Mahkemesi, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasına ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle, fesih işleminin […]

→

Polis amirlerinin terfi işlemlerinde liyakat ölçütlerinin eşit ve objektif uygulanmaması nedeniyle hukuka aykırılık değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, polis amirlerinin terfi işlemlerinde liyakatın temel ölçüt olduğunu vurgulamıştır. Liyakatli personel için kadro bulunması halinde “terfi eder”, kadro yoksa “kadrosuzluk nedeniyle terfi etmez” kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Terfi değerlendirmelerinde, personelin sicil, performans notları, başarı belgeleri, mesleki yeterlilikleri ve disiplin cezaları gibi unsurların dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacının […]

→

Ödeme emrinin iptali davasında davacının hukuki menfaatinin bulunmaması nedeniyle ehliyet yönünden reddi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, iptal davalarının ancak meşru, kişisel ve güncel menfaat ilgisi bulunan kişiler tarafından açılabileceğini vurgulamıştır. Dava, karşılıksız çek keşide etmek suçundan dolayı verilen 12.000,00 TL adli para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır. Ancak, ödeme emri, şirket adına düzenlenmiş olup, davacının kanuni temsilci sıfatını devretmiş olması nedeniyle, bu işlemin […]

→

İşyeri açma ruhsatı iptal edilmeden mühürlenen akaryakıt istasyonu işleminin hukuka aykırı bulunması (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, İzmir Menemen ilçesinde bulunan bir akaryakıt istasyonunun işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmeden mühürlenmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Dava, işyerinin yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni bulunmadığı gerekçesiyle kapatılması istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi, davacının işyerinin ruhsatının geçerli olduğunu ve iptal edilmediğini belirleyerek, mühürleme işleminin hukuka uygun […]

→

Devlet memurlarının atamalarında idarenin takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup yargı denetimine tabidir; somut sebep olmadan görev değişikliği hukuka aykırıdır. (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu çerçevesinde, idarelerin memur atamaları konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu belirtmiştir. Ancak bu takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır ve yargı denetimine tabidir. Davacı, daire başkanlığı görevinden şube müdürlüğüne atanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. İdare, […]

→

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde daire başkanının uzman kadrosuna atanması işleminin hukuka uygunluğu ve idarenin takdir yetkisi değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, davacının İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Daire Başkanı olarak görev yaparken uzman kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, idareye personel atama konusunda geniş bir takdir yetkisi tanınmakta, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilmiştir. Davacının geçmiş hizmetleri incelendiğinde, idarenin […]

→

Nakdi kumanya yardımından sadece sözleşmeli personel için sigorta primi kesintisi yapılacağı (ÇŞB)

ÖZET: Nakdi kumanya yardımıyla ilgili olarak, yalnızca sözleşmeli personel için sigorta primi kesintisi yapılacağı belirtilmiştir. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olan memurlar için nakdi kumanya yardımının prime esas kazançların hesaplamasında dikkate alınmayacağı vurgulanmaktadır. Bu durum, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve […]

→

657 sayılı Kanuna tabi mühendis kadrosunda çalışmakta iken 1. derece belediye başkan yardımcısı ile imar ve şehircilik müdürü kadrosuna atanan personele uygulanacak ek göstergeler (ÇŞB)

ÖZET: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi mühendis kadrosunda görev yapan personelin, 1. derece belediye başkan yardımcısı ve imar ile şehircilik müdürü pozisyonlarına atanması durumunda uygulanacak ek göstergeler hakkında bilgi verilmiştir. Bu bağlamda, ek göstergelerin hesaplanmasında, personelin önceki kariyerleri ve mevcut görevleri dikkate alınarak, ilgili cetvellerde belirtilen rakamların eklenmesi gerekmektedir. Cumhurbaşkanı, unvanlarda değişiklik yapma yetkisine […]

→

Çocuk yardımı ödeneği için bildirimin hatalı olduğu gerekçesiyle ödeme yapmayan idarenin hukuka aykırılığı ve belirlilik ilkesi bağlamında değerlendirilmesi (KDK)

ÖZET: Bu karar, başvuranın çocuk yardımı ödeneğinin ödenmemesi nedeniyle yaptığı başvurunun incelenmesi üzerine verilmiştir. Başvuran, çocuğunun doğumunu 19/09/2018 tarihinde bildirdiğini, ancak idarenin bildirimin hatalı olduğu gerekçesiyle ödemeyi yapmadığını iddia etmiştir. Danıştay, hukukun belirlilik ilkesine atıfta bulunarak, idarenin ödemeyi yapmamak için ileri sürdüğü gerekçenin hukuka uygun olmadığını belirtmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili hükümlerine dayanarak, […]

→