İdari yaptırım kararlarına karşı itirazda görevli mahkemenin belirlenmesi ve adli yargının yetkisi üzerine hukuki değerlendirme (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu uyarınca işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali ile ilgili uyuşmazlıkta, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme bulunmadığını belirlemiştir. Dava konusu işlemin, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 16. maddesinde tanımlanan idari yaptırım niteliğinde olduğu ve bu nedenle uyuşmazlığın adli yargı bünyesinde, Sulh Ceza Hâkimliğince çözümlenmesi […]

→

Orman arazisinde pansiyon ruhsatının iptali ve imar barışından yararlanamama durumu (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, Antalya Kemer’de bulunan bir pansiyonun işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali ile ilgili davada, ruhsatın iptaline ilişkin Kemer Belediye Başkanlığı’nın işlemini hukuka uygun bulmuştur. Dava konusu taşınmazın orman arazisi olması nedeniyle, 2709 sayılı Anayasa’nın 169. maddesi, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesi ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 4. maddesi gereğince, orman […]

→

Danıştay’ın işyeri ruhsatı iptali işleminin idari yaptırım niteliği ve uyuşmazlığın adli yargıda çözülmesi gerektiğine ilişkin hukuki değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu uyarınca işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline ilişkin işlemin iptali istemini incelemiştir. Dava, davacıya ait bir otelin ruhsatının iptal edilmesi üzerine açılmıştır. Mahkeme, davanın esasına girmeden, işlemin hukuka uygun olmadığını belirterek iptal kararı vermiştir. Ancak, Danıştay, bu kararın hukuki isabet taşımadığını değerlendirerek, uyuşmazlığın adli yargı kapsamında […]

→

Covid-19 tedbirleri ve cezaevi doluluk oranları hükümlülerin nakil taleplerini nasıl etkiler (KDK)

ÖZET: Başvuran, ailesinin Kayseri’de yaşadığını belirterek, bu bölgeye yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 3. maddesi, ceza infazının amacını hem suçun önlenmesi hem de hükümlünün topluma kazandırılması olarak belirlemektedir. Hükümlülerin nakil talepleri, 5275 sayılı Kanun’un 53-58. maddelerinde düzenlenmiş olup, özellikle 54. maddede “Kendi istekleri […]

→

Bilgi edinme hakkı kapsamında kişisel verilerin açıklanması özel hayatın gizliliğini ihlal eder mi (KDK)

ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde talep ettiği bilgi ve belgelerin, kişisel veriler ve özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirildiği belirtilmiştir. Başvuran, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nda görev yapan kişilere ait davaların kararlarını talep etmiştir. Ancak, bu bilgilerin açıklanmasının, ilgili kişilerin mesleki şeref ve haysiyetine haksız müdahale oluşturabileceği ve özel hayatlarının […]

→

Cerrahi onkoloji uzmanının kliniğin birleştirilmesi sonrası ek ödemeden mahrum kalması ve ayrımcılık iddiası üzerine hukuki değerlendirme (KDK)

ÖZET: Başvuran, Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Cerrahi Onkoloji Uzmanı olarak görev yaparken, Temmuz 2020’de cerrahi onkoloji kliniğinin genel cerrahi kliniği ile birleştirilmesi sonucu liste dışı bırakıldığını ve ek ödemeden mahrum kaldığını iddia etmiştir. Başvuran, bu durumun ayrımcılık olduğunu ve diğer uzmanlarla eşit muamele görmediğini öne sürerek, çalışma listelerine dahil olmayı ve ek ödemelerin yapılmasını talep […]

→

Emlak vergisi muafiyeti talebinin brüt alan hesaplaması nedeniyle (KDK)

ÖZET: Başvuru, Selçuklu Belediye Başkanlığı’na ait emlak vergisi muafiyeti talebinin reddedilmesine ilişkindir. Şikâyetçi, 2009 yılında emlak vergisi beyanında bulunmuş ve 2010 ile 2011 yıllarında vergilerini ödemiştir. 2012 yılında, konutunun brüt alanının 200 m²’yi geçmediği ve emekli olduğu gerekçesiyle muafiyet talep etmiştir. Ancak, 2017 yılında yapılan hesaplamada brüt alanın 201 m² olarak belirlenmesi üzerine, muafiyet talebi […]

→

Emekli aylığı hesaplamasında yapılan işlemlerin doğruluğuna ilişkin itiraz (KDK)

ÖZET: Başvuran, emekli aylığının eksik ödendiğini ve kendisiyle aynı dönemde emekli olanların daha yüksek aylık aldığını belirterek, bu duruma itiraz etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 1987 yılında çalışmaya başladığını ve toplamda 7348 prim ödeme gün sayısına sahip olduğunu bildirmiştir. Başvuranın aylığı, 5510 sayılı Kanun kapsamında hesaplanmış ve güncel tutarı 1841,93 TL olarak belirlenmiştir. Kurum, başvuranın […]

→

İcap nöbeti ücreti talebinde uzman hekim dışındaki sağlık personelinin hakları ve angarya yasağının ihlali değerlendirmesi (KDK)

ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın icap nöbetleri için talep ettiği ücretin ödenmemesi üzerine yaşanan hukuki uyuşmazlık incelenmiştir. Başvuran, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 33. maddesine dayanarak, izin kullandırılmayan icap nöbetleri için ücret talep etmektedir. İdare, uzman hekim dışındaki sağlık personeline icap nöbeti ücreti ödenmeyeceği yönünde görüş bildirmiştir. Ancak, bu görüşün yasal dayanağı bulunmamaktadır ve […]

→

Doktora sahibi personelin atanabilirlik şartları ve idarenin takdir yetkisiyle kamu yararı ve eşitlik ilkesi gözetimi (KDK)

ÖZET: Başvuran, doktora eğitimini tamamladıktan sonra Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir kadroya geçiş talep etmiştir. Ancak, Sağlık Bakanlığı, başvuranın Fizyoterapist olarak görev yaparken Anatomi alanında doktora yapmış olmasını, talep ettiği Uzman, Araştırmacı veya Eğitim Uzmanı kadrosuna geçiş için yeterli görmemiştir. Yönetmelik gereği, doktora sahibi personelin atanabilmesi için belirli hizmet süreleri ve öğrenim şartlarını taşımaları gerektiği belirtilmiştir. […]

→

Kadrosuzluk nedeniyle terfi ettirilmeyen emniyet personelinin davasında, liyakat ve kıdem esaslarına aykırı işlem iptal edildi ancak doğrudan terfi ve hak talebi kabul edilmedi. (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, Emniyet Genel Müdürlüğü’nde görev yapan bir davacının kadrosuzluk nedeniyle terfi ettirilmemesi üzerine açtığı davada, İdare Mahkemesi’nin verdiği iptal kararını onayladı. Mahkeme, davacının terfi durumunun liyakat ve kıdem esasları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine, ancak davalı idarenin kadro yokluğunu gerekçe göstererek terfi işlemini gerçekleştirmediğine dikkat çekti. Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varan […]

→

Kamu zararına yol açan yemek bedelinin yarısının memurlardan tahsil edilmemesi nedeniyle sorumluluğun tazmini gerekliliği (Sayıştay)

ÖZET: Bu karar, … Belediyesinde gerçekleştirilen “Memur Personel Yemek Hizmet Alımı” ihalesi çerçevesinde, yemek bedelinin yarısının memurlardan kesilmediği gerekçesiyle oluşan kamu zararının tazminine yönelik sorumluluk tesis edilmesine ilişkindir. İlgili yönetmelik gereğince, yemek yardımının maliyetinin yarısının memurlardan tahsil edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, memurlardan herhangi bir kesinti yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, kamu zararının oluşmasına neden olmuştur. […]

→

Anayasa Mahkemesi’nin 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesi ile ilgili kararının kamu zararı ve fazla çalışma ücretleri üzerindeki etkisi (Sayıştay)

ÖZET: Bu Sayıştay kararında, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesinin (c) bendi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru neticesinde, söz konusu hükümlerin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin yalnızca “ilk defa veya yeniden atanan uzman unvanlı meslek personeli” için geçerli olduğunu belirtmiş ve 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu’nun […]

→

Kamu zararı oluşturan ilave tediye ödemeleri ve karar düzeltme talebinin yetki yönünden incelenmesi üzerine hukuki değerlendirme (Sayıştay)

ÖZET: Sayıştay 3. Dairesi, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesi uyarınca, Kurum personeline yapılan ilave tediye ödemelerinin, öngörülen aylık net tutar sınırlarını aştığı gerekçesiyle kamu zararı oluştuğuna hükmetmiştir. Strateji Geliştirme Daire Başkanı, karar düzeltme talebinde bulunarak, Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararının dikkate alınmadığını ve Temyiz Kurulu İlamında yer alan hükümlerin bu karara aykırı […]

→

Kamu idarelerinde mali hakların belirlenmesinde yasal sınırların aşılması durumunda tazminat yükümlülüğü doğar mı? (Sayıştay)

ÖZET: Bu Sayıştay kararı, 5544 sayılı Kurum Kanunu’nun 25. maddesi çerçevesinde, Kurum Başkanı ve personelin mali haklarının belirlenmesinde uygulanan üst sınırların, Bakanlık Genel Müdürü’ne yapılan ödemelerle sınırlı olduğunu vurgulamaktadır. Yönetim Kurulu Kararı ile bu sınırın, Genel Müdürün ocak ayı geliri olarak sabitlenmesi, gelir vergisi dilimindeki değişiklikleri dikkate almadan yapılmış ve bu durum, Kurum Başkanına yapılan […]

→