Bağ-Kur sigortalılık tescilinde ihya işleminin iptali nedeniyle yaşanan mağduriyetin giderilmesi talebi (KDK)

ÖZET: Başvuru, 2011 yılında 6111 sayılı Kanun çerçevesinde Bağ-Kur hizmetlerinin ihya edilmesi sürecinde yaşanan bir mağduriyetle ilgilidir. Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından, 1995/11 sayılı Genelge gerekçe gösterilerek ihya ettiği sigortalılık sürelerinin bir kısmının iptal edildiğini belirtmiştir. İdare, başvuranın 2011 yılında yapılan ihya işlemi sırasında, vergi kaydı ve meslek kuruluşu kaydı gibi unsurları dikkate almadığını […]

→

Sınav sorularının nesnelliği ve objektifliği kamu görevine girişte nasıl değerlendirilir (KDK)

ÖZET: Mersin Üniversitesi Gıda İşleme Bölümü Öğretim Görevlisi kadrosuna yapılan başvuruda, başvuran, yazılı sınavda sorulan soruların kişiye özel hazırlandığını iddia etmiştir. Özellikle, sınavı kazanan adayın yüksek lisans tezinin, sınav sorularından biri olan peyniraltı suyu ile ilgili olması, başvuranın bu soruya cevap verememesi nedeniyle bu düşünceyi güçlendirmiştir. Ancak, yapılan incelemelerde, sınav sorularının nesnel ve objektif bir […]

→

Ceza infaz kurumlarının doluluk oranı ve güvenlik gerekçeleri hükümlü nakil taleplerini nasıl etkiler (KDK)

ÖZET: Başvuran, eşiyle 4 yıldır görüşemediğini ve çocuklarının Kırşehir’deki babalarını ziyaret etmenin zor olduğunu belirterek, eşinin Ankara’daki bir ceza infaz kurumuna naklini talep etmiştir. İdare, nakil talebini, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleriyle reddetmiştir. Ancak, başvuranın çocuklarının babalarını tanıma imkânının olmaması ve aile bütünlüğünün korunması gibi hususlar, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına […]

→

Engelli aylığı başvurusunda vasi gelir durumu muhtaçlık ölçütü olarak kabul edilebilir mi (KDK)

ÖZET: Başvuran, % 60 engelli raporu ile 2022 sayılı Kanun kapsamında engelli aylığı talep etmiş, ancak başvurusu, vasisinin gelir durumu nedeniyle reddedilmiştir. Başvuran, adres kaydı sebebiyle engelli maaşını alamamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu iddia etmiştir. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan belirlilik ilkesi gereği, yasal düzenlemelerin açık ve net olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, engelli […]

→

Trabzon Sahil Sağlık Denetleme Merkezi’nin döner sermayeli sağlık kuruluşu olmaması ek ödeme talebini nasıl etkiler (KDK)

ÖZET: Bu karar, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü kadrosunda görevli bir sağlık memurunun %20 artırımlı ek ödeme talebinin reddine ilişkindir. Başvuran, 2022-2023 yıllarını kapsayan toplu sözleşme gereği ek ödeme artışından yararlanamadığını, idarenin ise kendilerini kapsam dışı bıraktığını belirtmiştir. İdarenin açıklamalarına göre, ek ödemenin dayanağı olan mevzuat, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’nü […]

→

Peyzaj mimarlığı mezunlarının özel hizmet tazminatından yararlanması kadro unvanına göre nasıl değerlendirilir (KDK)

ÖZET: Başvuran, Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde tekniker olarak çalışmakta ve Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezun olmuştur. Başvurusunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde üst öğrenim intibakının yapılmasını ve buna bağlı olarak ek ödeme, ek gösterge, zam ve tazminat taleplerinin karşılanmasını istemektedir. İdare, başvuranın zam ve tazminat taleplerinin karşılanmadığını belirtmiştir. Ancak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görüş yazısında, peyzaj […]

→

Basit konaklama turizm işletmesi belgeli tesislerde mesafe uygunluk belgesi aranıp aranmayacağı (ÇŞB)

ÖZET: Basit konaklama turizm işletmesi belgeli tesislerde mesafe uygunluk belgesinin gerekliliği, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, söz konusu tesislerde tütün ve alkollü içki satışı yapılmadığı takdirde mesafe şartı aranmamaktadır. Ancak, bu ürünlerin satışının yapılması durumunda, tesislerin mesafe uygunluk belgesine sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu […]

→

Vekalet eden memurun asaleten atanma şartlarını taşımaması durumunda ödenen tazminat farkları kamu zararına neden olur mu (Sayıştay)

ÖZET: Bu Sayıştay kararı, Büyükşehir Belediyesinde Tanıtım Şube Müdürlük kadrosuna vekalet eden bir memurun, asil olarak atanma şartlarını taşımadığı ve bu durumun mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle ortaya çıkan kamu zararını incelemektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 175. maddesi, vekalet eden memurun, asaleten atanma şartlarını taşımadığı takdirde vekalet ücreti ve tazminat farklarının ödenemeyeceğini belirtmektedir. İlgili mevzuat […]

→

Sözleşmesiz yapılan ödemeler kamu zararına yol açtığına göre, belediyenin bu ödemeleri geri talep etme hakkı var mıdır (Sayıştay)

ÖZET: Sayıştay, bir belediyede sözleşmeli personel olarak çalışan bir kameramana, 2021 yılında sözleşmesi olmaksızın yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olduğunu belirterek, bu durumun kamu zararına yol açtığını tespit etmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde, belediyelerin sözleşmeli personel çalıştırma şartları net bir şekilde düzenlenmiştir. Sözleşmelerin yıllık olarak yapılması ve ihtiyaç kalmadığında […]

→

Dolu kadrolara vekalet eden müdürlere yapılan özel hizmet tazminatı ödemeleri hukuka aykırı mıdır (Sayıştay)

ÖZET: Sayıştay, bir belediyede dolu kadrolara vekil olarak atanan müdürlere yapılan özel hizmet tazminatı ve ek ödeme farklarının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesi ve 152. maddesi uyarınca, vekalet görevi için gerekli şartların sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Vekalet edenlerin, asaleten atanmada aranan tüm şartları taşıması gerektiği, dolu kadrolara vekalet edenlerin […]

→

İşyeri Ruhsatının Süresinin Dolması Nedeniyle Faaliyetten Men Edilmesi Hukuka Aykırı Bulundu: Geçici veya Süreli Ruhsat Düzenlemesi Olmadığı İçin Doğrudan Kapatma Yapılamaz. (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatının süresinin dolduğu gerekçesiyle faaliyetten men edilmesine ilişkin işlemi hukuka aykırı bulmuştur. Mahkeme, mevzuatta “geçici ruhsat” veya “süreli ruhsat” düzenlemesine yer verilmediğini, dolayısıyla ruhsatın süresinin dolması nedeniyle doğrudan faaliyetin sonlandırılamayacağını belirtmiştir. İdarenin, davacının ruhsat alma şartlarını taşıyıp taşımadığını tespit etmediği ve mevcut ruhsatın iptal edilmediği vurgulanmıştır. Bu […]

→

Riskli yapı tespiti sonrası işyeri ruhsatının iptali hukuka uygun mu? (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, İstanbul’da bir işyerinin bulunduğu binanın “riskli yapı” olarak tespit edilmesi nedeniyle işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararını değerlendirmiştir. Mahkeme, işyeri ruhsatının iptalinin, riskli yapı tespitinin kesinleşmesi nedeniyle hukuka aykırı olmadığını belirlemiştir. Bu bağlamda, işyeri açma ruhsatının verilmesinde insan sağlığı, güvenlik ve çevre koruma gibi kriterlerin dikkate alınması […]

→

Sözleşmeli personelin norm kadroda uygun unvanla istihdamı, eğitmen unvanının eğitici unvanına dönüşümünü gerektirir mi (Sayıştay)

ÖZET: Sayıştay, bir belediyede sözleşmeli personel olarak çalıştırılan eğitmenin, mevzuata aykırı bir şekilde istihdam edildiği iddiasını değerlendirmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu ve ilgili yönetmeliklere göre, sözleşmeli personelin norm kadroya uygun unvanlarda çalıştırılması gerektiği ve bu unvanların belirli niteliklere sahip olması gerektiği vurgulanmıştır. Eğitmen unvanının norm kadroda yer almadığı, ancak eğitici unvanının bulunduğu ve bu unvan […]

→

Ruhsatsız işletme denetiminde işyeri sahibinin belirlenmesi ve davacının rolünün araştırılmasının gerekliliği üzerine hukuki değerlendirme (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, Antalya’da ruhsatsız faaliyet gösteren bir kokoreç büfesine ilişkin encümen kararının iptali için açılan davayı incelemiştir. İlk Derece Mahkemesi, işyerinin ruhsatsız olduğu ve denetim sırasında işyerinde bulunan kişinin işletmeci olarak değerlendirildiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak, davacı, işyerinin asıl sahibinin başka biri olduğunu ve kendisinin sadece orada bulunduğunu iddia etmiştir. Danıştay, İdare Mahkemesi’nin […]

→

Meclis üyelerine aynı gün birden fazla huzur hakkı ödenmesi kamu zararı oluşturur mu ve sorumluluk harcama yetkilileri arasında nasıl paylaştırılır (Sayıştay)

ÖZET: Bu Sayıştay kararında, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca meclis üyelerine aynı gün için birden fazla huzur hakkı ödenemeyeceği belirtilmiştir. Yapılan incelemede, bazı meclis üyelerine aynı gün içinde birden fazla huzur hakkı ödenmesi suretiyle kamu zararına neden olunduğu tespit edilmiştir. Ancak, İmar Komisyonu toplantılarına katılmayan belirli üyeler için ödenen huzur haklarının çakışmadığı ve […]

→