Hükümlülerin ailelerine yakın cezaevine nakil talepleri doluluk oranı gerekçesiyle reddedilebilir mi (KDK)

ÖZET: Bu karar, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin hukuki bir değerlendirme içermektedir. Başvuran, ailesinin ikamet ettiği yere yakın bir cezaevine nakil talep etmiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı, mevcut cezaevlerinin doluluk oranlarını gerekçe göstererek bu talebi reddetmiştir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54. maddesi, hükümlülerin kendi istekleri ile nakil olabilmesi için […]

→

Pasaport üzerindeki tahdit şerhinin suç soruşturması veya kovuşturması olmaksızın hâkim kararı gerektirmesi hukuka uygun mudur (KDK)

ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın pasaportuna ilişkin idari tedbirin kaldırılması talebi incelenmiştir. Başvuran, hakkında herhangi bir suç soruşturması veya kovuşturması bulunmadığını ve Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararına atıfta bulunarak, pasaport üzerindeki tahdit şerhinin hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. Danıştay, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun Ek 7. maddesinde belirtilen düzenlemelerin, yurt dışına çıkma özgürlüğünü yalnızca suç soruşturması veya […]

→

Cezaevi doluluk oranı, hükümlünün ailevi sebeplerle nakil talebinin reddedilmesine gerekçe olabilir mi (KDK)

ÖZET: Başvuran, ailesinin ikametine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmektedir. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazının temel amacı, hükümlünün yeniden topluma kazandırılması ve sosyal barışın sağlanmasıdır. Bu bağlamda, hükümlülerin aileleriyle olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır. 5275 sayılı Kanun’un 54. maddesi, hükümlülerin kendi istekleri ile nakil taleplerini düzenlemekte, ancak […]

→

Covid-19 tedbirleri ve doluluk oranları nedeniyle hükümlülerin nakil talepleri nasıl değerlendirilir (KDK)

ÖZET: Bu karar, başvuranın ailesine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talebinin reddedilmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve aile ile iletişimin sağlanması gibi sebeplerle nakil talep etmiştir. Ancak, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54. maddesi gereğince, nakil taleplerinin değerlendirilmesinde kurumların kapasitesi, güvenliği ve hükümlülerin durumları gibi unsurlar […]

→

Yazı işleri müdürü olarak atanan memurun maaş farkı talebi ve hakkaniyet ilkesiyle özlük haklarının değerlendirilmesi (KDK)

ÖZET: Bu karar, başvuranın yazı işleri müdürü olarak atandığı tarihten itibaren maaş farkının ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, 15 Ekim – 14 Kasım 2021 tarihleri arasında yazı işleri müdürü olarak görev yapmasına rağmen, eski pozisyonu olan katip maaşını almıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince, memurların yeni görevlerinin maaşını, göreve başladıkları tarihi takip eden […]

→

Asker öğretmenlik süresinin sözleşmeli öğretmenlikten sayılmaması ve eşitlik ilkesinin ihlali iddiası değerlendirmesi (KDK)

ÖZET: Başvuran, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı sözleşmeli öğretmen olarak görev yaparken asker öğretmen olarak görev yaptığı sürenin sözleşmeli öğretmenlik süresinden sayılmasını talep etmiştir. Ancak, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ve Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik hükümleri gereği, askerlik nedeniyle hizmet sözleşmesi feshedilen sözleşmeli öğretmenlerin pozisyonlarının saklı tutulduğu ve yeniden hizmete alınmaları gerektiği belirtilmiştir. Başvuranın, askerlik […]

→

Disiplin cezasının özlük dosyasından silinmesi talebinde idarenin takdir yetkisi ve hukuka uygunluk değerlendirmesi (KDK)

ÖZET: Bu karar, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde verilen bir disiplin cezasının özlük dosyasından silinmesi talebine ilişkindir. Başvuran, 2014 yılında aldığı kınama cezasının üzerinden 5 yıl geçtiği gerekçesiyle silinmesini istemiştir. İdare, başvuranın disiplinsiz davranışlarının devam ettiğini öne sürerek talebi reddetmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 133. maddesi uyarınca, disiplin cezalarının özlük dosyasından silinmesi için iki […]

→

Soyut iddialarla yapılan başvuruların hekimler hakkında soruşturma açılmasına yeterli olup olmadığı nasıl değerlendirilir (KDK)

ÖZET: Başvuran, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde babasının ölümüne neden olan iddialarla İzmir Tabip Odası’na başvurmuş, ancak bu başvurunun yeterince incelenmediğini öne sürmüştür. Başvuruya ilişkin yapılan incelemelerde, hastanın tedavisinin uygun şekilde yürütüldüğü ve uzman hekimlerin bulunmadığı iddialarının soyut olduğu belirtilmiştir. İzmir Tabip Odası, başvuranın iddialarını değerlendirerek, hekimler hakkında soruşturma açılmasına gerek […]

→

VASKİ yönetim kurulu üyeliği huzur hakkı talebi ve fiili katılım şartı değerlendirmesi (KDK)

ÖZET: Başvuran, Van Su ve Kanalizasyon İdaresi (VASKİ) bünyesinde Şube Müdürü olarak görev yaptığını ve yönetim kurulu üyesi olarak huzur hakkı talep ettiğini belirtmiştir. İdare, başvuranın huzur hakkından faydalanabilmesi için fiilen yönetim kuruluna katılma şartı arandığını ve başvuranın bu şartı sağlamadığını ifade etmiştir. Ancak, başvuranın yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklı huzur hakkının ödenmesi talebi, ilgili mevzuat […]

→

Zorunlu hizmet sonrası isteğe bağlı atanan öğretmenin kademe ilerlemesi talebi ve 657 sayılı Kanun’un 64. maddesi değerlendirmesi (KDK)

ÖZET: Başvuran, 2014 yılında zorunlu hizmetle öğretmenlik görevine başlamış ve 2018 yılında isteği üzerine Batman’daki bir okula atanmıştır. Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 64. maddesinin 3. fıkrasından yararlanarak her iki yılda bir kademe ilerlemesi talep etmiştir. İlgili mevzuat gereği, bu kademe ilerlemesi için zorunlu hizmet yükümlülüğünü tamamladıktan sonra atananların, zorunlu hizmete tabi olmaları gerektiği […]

→

Kamu görevlilerinin atama işlemlerinde idarenin takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olması (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, kamu görevlilerinin atama işlemlerinin hukuka uygunluğunu değerlendirirken, idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğunu belirtmiştir. İdari yargı kararlarının temyiz edilebilmesi için, bu takdir yetkisinin kamu yararına aykırı kullanıldığının kanıtlanması gerektiği vurgulanmıştır. İlgili mevzuat çerçevesinde, memurların atanmasında idarenin takdir yetkisi, hukukun genel ilkeleri doğrultusunda denetime tabi olup, […]

→

Disiplin cezası nedeniyle başmüfettişlikten alınmanın hukuka uygunluğu ve atama işlemlerinin değerlendirilmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, davacının başmüfettişlik görevinden alınması ve başka bir göreve atanmasına ilişkin işlemlerin hukuka uygun olduğuna karar vermiştir. Davacı, disiplin cezası nedeniyle görevden alındığını ve bu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. Ancak, Bölge İdare Mahkemesi, davacının disiplin cezasının kesinleşmesi nedeniyle müfettişlik görevinden alınmasının gerekliliğine vurgu yaparak, işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetmiştir. Danıştay, […]

→

İdarenin takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlandırılması ve hukuka aykırı atama işlemi değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, davacının Van Büyükşehir Belediye Başkanlığında daire başkanlığı görevinden şef kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılması gerektiğini vurgulamıştır. İdare Mahkemesi, davacının görevinde başarısız olduğuna dair herhangi bir tespit olmaksızın, salt takdir yetkisiyle yapılan atamanın hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Danıştay, […]

→

Kamu kurumlarında üst düzey yönetici atamalarında sınırsız yetki olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olması gerektiği kararı (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, kamu kurumlarında üst düzey yöneticilerin atama yetkisinin sınırsız olmadığını ve kamu yararı ile hizmet gerekleri çerçevesinde sınırlandırıldığını vurgulamıştır. Davacı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda daire başkanı olarak atanmışken, herhangi bir somut neden olmaksızın kültür ve turizm uzmanı olarak atanmıştır. Bu durum, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka aykırı bulunmuş ve davacının […]

→

YÖK kriterleri ile üniversite ders planı uyumsuzluğu programın hukuka uygunluğunu nasıl etkiler (KDK)

ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Elektrik Mühendisliği Tamamlama Programı’na ilişkin iddiaları incelenmiştir. Başvuran, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenen kriterlerle programın ders planı arasında uyumsuzluk olduğunu, azami ders sayısının aşıldığını ve derslerin belirtilen süre içinde tamamlanamayacağını öne sürmüştür. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, başvuranın taleplerinin hukuka uygun olduğu ve reddedilen talebin hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir. Kararda, […]

→