Hükümlülerin nakil taleplerinin ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleriyle reddedilmesi hukuka uygun mudur (KDK)

ÖZET: Bu Danıştay kararında, hükümlülerin ceza infaz kurumlarından nakil taleplerinin değerlendirilmesi ve bu taleplerin hukuki dayanakları ele alınmıştır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 3. maddesi, infazın amacını, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini sağlamak ve suç işlenmesini önlemek olarak belirlemektedir. Hükümlülerin aileleriyle olan ilişkilerinin sürdürülmesi, infaz rejiminin ıslah edici rolü açısından önem taşımaktadır. Kararda, […]

→

Ceza infaz kurumlarında sağlık hizmetlerinin yeterliliği ve çağrı butonunun işlevselliği nasıl değerlendirilir (KDK)

ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın ceza infaz kurumundaki sağlık hizmetleri ve ilaç temini konusundaki şikayetleri ile Ankara iline nakil talebi incelenmiştir. Başvuran, sağlık sorunları nedeniyle ilaçlarının zamanında verilmediğini ve çağrı butonunun işlevsiz hale getirildiğini iddia etmiştir. Ancak, yapılan incelemeler sonucunda, ceza infaz kurumunun sağlık hizmetlerinin yeterli olduğu ve çağrı butonunun işlevselliği konusunda iddiaların asılsız olduğu […]

→

Bilgi edinme taleplerine yasal süre içinde yanıt verilmemesi şeffaflık ilkesine aykırılık teşkil eder mi (KDK)

ÖZET: Bu karar, başvuran Milletvekili tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na yapılan bilgi edinme taleplerinin yasal süre içinde yanıtlanmadığı iddiasına dayanmaktadır. Anayasa’nın 74. maddesi ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde, bilgi edinme hakkının demokratik ve şeffaf yönetim gereği olduğu vurgulanmıştır. İlgili mevzuat, kamu kurumlarının bilgi taleplerine 15 iş günü içinde yanıt vermesini zorunlu […]

→

Bilgi edinme başvurularının yasal süre içinde yanıtlanmaması hukuka aykırılık teşkil eder mi? (KDK)

ÖZET: Bu karar, bir milletvekilinin Sağlık Bakanlığı’na yaptığı bilgi edinme başvurularının yasal süre içinde yanıtlanmadığı iddiasına dayanmaktadır. Başvuran, 18.02.2021 tarihli üç farklı bilgi edinme talebinde bulunmuş, ancak bu taleplerine yanıt verilmediğini belirtmiştir. İlgili mevzuat gereğince, bilgi edinme başvurularının 4982 sayılı Kanun’un 11 ve 12. maddeleri çerçevesinde yasal süre içerisinde cevaplanması gerektiği vurgulanmıştır. Yapılan inceleme sonucunda, […]

→

Bilirkişinin uzmanlık alanına uygun atanması ve rapor düzenlenmemesi durumunda başvuranın zarar iddiası nasıl değerlendirilir (KDK)

ÖZET: Bu karar, Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı’nın verdiği bir ret kararına ilişkin başvurunun incelenmesi üzerine alınmıştır. Başvuran, bilirkişinin görevini kötüye kullandığı iddiasıyla şikayette bulunmuş, ancak şikayetinin dikkate alınmadığını ve hukuka aykırı bir karar verildiğini öne sürmüştür. Bilirkişilik Kanunu ve Yönetmeliği çerçevesinde, bilirkişilerin atanması ve görevlerinin yürütülmesi ile ilgili düzenlemeler göz önünde bulundurulmuştur. İdare, bilirkişinin […]

→

Muhasebe yetkilisi vekilliği görevinde üç aydan fazla süreyle vekalet eden memura vekalet ücreti ödenmesi gerekliliği (KDK)

ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın muhasebe yetkilisi ve şube müdürü vekilliği görevinden alınarak Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı’nda görevlendirilmesi ve vekalet ücreti talebi ele alınmıştır. İdare, başvuranın muhasebe yetkilisi sertifikasına sahip olması nedeniyle bu görevin verilmesinde mevzuata aykırılık olmadığını belirtmiştir. Ancak, vekalet ücretinin ödenmesi hususunda Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesi gereği, üç aydan fazla süren vekaleten görevlendirmelerde […]

→

Jandarma Genel Komutanlığı sivil memurlarının harçsız silah taşıma ruhsatı talebi Cumhurbaşkanının takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilir mi (KDK)

ÖZET: Bu karar, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan sivil memurların harçsız silah taşıma ruhsatı talebinin reddine ilişkindir. Başvuran, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan sivil memurlara bu hakkın verilmesi için mevzuat değişikliği talep etmiştir. Ancak, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler, silah taşıma […]

→

Jandarma sivil memurlarının harçsız silah taşıma ruhsatı talebi idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilir mi (KDK)

ÖZET: Bu karar, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan sivil memurların harçsız silah taşıma ruhsatı talebinin reddine ilişkindir. Başvuran, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapan sivil memurlara bu hakkın verilmesi için mevzuat değişikliği talep etmiştir. İçişleri Bakanlığı, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ve ilgili yönetmeliklerin, silah […]

→

Jandarma Genel Komutanlığı sivil memurlarının harçsız silah taşıma ruhsatı talebi idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilir mi (KDK)

ÖZET: Danıştay kararında, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan sivil memurların harçsız silah taşıma ruhsatı talebi incelenmiştir. Başvuran, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapan sivil memurlara bu hakkın verilmesi için mevzuat değişikliği talep etmiştir. Ancak, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler uyarınca, silah taşıma […]

→

İş yeri hekimi ilave ödemelerinin 6331 sayılı Kanun ertelemesine rağmen ödenmesi gerekliliği ve hukuka aykırılık değerlendirmesi (KDK)

ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın 05/08/2019 tarihinden itibaren İş Yeri Hekimi olarak görev yaptığından dolayı ödenmeyen ilave ödemelerin yasal faiziyle birlikte talep ettiği belirtilmektedir. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, başvuranın talebini reddetmiş, bunun gerekçesi olarak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ndaki iş yeri hekimi görevlendirme yükümlülüğünün 31/12/2023 tarihine kadar ertelendiğini öne sürmüştür. Ancak, Danıştay, […]

→

Sayıştay 6. Dairesi’nin tazmin hükmünün hukuka aykırılığı ve sözleşmenin ifasının imkânsız hale gelmesi nedeniyle belediyenin tazminat yükümlülüğü tartışması (Sayıştay)

ÖZET: Sayıştay 6. Dairesi, yüklenicinin kusuru olmaksızın, belediye meclis kararıyla sözleşmenin ifasının imkânsız hale getirildiğini ve bu durumun belediyenin çeşitli davalara muhatap kalmasına neden olduğunu belirterek, 2010 yılında yapılan yersiz ödemelerin tazminine hükmetmiştir. Ancak, Sayıştay Temyiz Kurulu, tazmin hükmünün yalnızca sözleşme hükümlerine uyulmaması sonucu ödenen faiz ve icra inkâr tazminatı ile ilgili olduğunu, bu ödemelere […]

→

Sayıştay 6. Dairesi’nin tazmin hükmünün hukuki dayanağının bulunmaması ve sözleşmenin ifasının imkânsız hale gelmesi nedeniyle belediyenin sorumluluğunun olmadığına ilişkin değerlendirme (Sayıştay)

ÖZET: Sayıştay 6. Dairesi, yüklenicinin kusuru olmaksızın, belediye meclis kararıyla sözleşmenin ifasının imkânsız hale getirilmesi ve bu durumun sonucunda yersiz ödemelerde bulunulması nedeniyle tazmin hükmü tesis etmiştir. Ancak, Sayıştay Temyiz Kurulu, bu tazmin hükmünün hukuki isabet taşımadığını belirterek, tazminatın yalnızca sözleşme hükümlerine uyulmaması sonucu ödenen faiz ve icra inkâr tazminatı ile ilgili olduğunu ifade etmiştir. […]

→

Güvenlik soruşturması nedeniyle ataması yapılmayan vergi müfettiş yardımcısının iptal talebinin reddi ve Danıştay’ın temyiz incelemesiyle kararın onanması (Danıştay)

ÖZET: Danıştay 2. Dairesi, bir davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda atamasının uygun görülmemesi üzerine açtığı davayı değerlendirmiştir. Davacı, vergi müfettiş yardımcılığı sınavında başarılı olmasına rağmen, Maliye Bakanlığı Değerlendirme Komisyonu tarafından atamasının yapılmamasını hukuka aykırı bulmuş ve iptal istemiyle dava açmıştır. İdare Mahkemesi, davanın reddine karar vermiş, ancak Danıştay, bu kararı bozmuş ve İdare […]

→

Danıştay’ın 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’na dayanan idari yaptırım kararlarının adli yargıda çözümlenmesi gerektiğine dair hukuki değerlendirmesi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’na dayanan bir faaliyetten men kararının idari yaptırım niteliğinde olduğunu belirlemiştir. Bu bağlamda, söz konusu kanunda idari yaptırımlara karşı itiraz için görevli mahkeme belirtilmediğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. ve 27/1. maddeleri gereği uyuşmazlığın adli yargı bünyesinde, yani Sulh Ceza Hâkimliği tarafından çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin […]

→

Feri müdahilin temyiz başvurusunun asıl tarafın iradesine bağlı olarak kabul edilip edilemeyeceği ve adil yargılanma hakkı üzerindeki etkisi (Danıştay)

ÖZET: Danıştay İkinci Dairesi, feri müdahillik sisteminin adil yargılanma hakkı açısından önemini vurgularken, bu mekanizmanın yalnızca şeklen değil, etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Dava, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın kiracısı olan bir şirketin tahliyesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Feri müdahil olan belediyenin, davanın asıl tarafı olan idarenin temyiz talebinde bulunmaması durumunda, tek başına temyiz […]

→